MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar Zeplin Turizim Yatırım Sanayi Ticaret Ltd. Şti. ve ... aleyhine 16/05/2012 gününde verilen dilekçe ile trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21/06/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılardan şirket vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalılardan Zeplin Tur. Taş. Yat. San. ve Tic. Ltd. Şti’nin tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
a-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalılardan Zeplin Tur. Taş. Yat. San. ve Tic. Ltd. Şti vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dışı sürücü Mustafa Demirtaş’ın sevk ve idaresindeki araç ile, davalı sürücü ... tarafından sevk ve idare edilen aracın Kalecik kavşağında çarpıştıklarını, müvekkilinin dava dışı sürücü Mustafa Demirtaş’ın aracında yolcu olduğunu, davalılardan şirketin ise diğer davalı ... tarafından kullanılan aracın maliki olduğunu, olayda davacının ağır yaralandığını, araçtaki yolculardan biri olan arkadaşının ise vefat ettiğini, meydana gelen kaza nedeniyle davalı sürücü ... hakkında ceza mahkemesinde kamu davası açıldığını ve cezalandırılmasına karar verildiğini belirterek oluşan maddi ve manevi zararın tazminini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, meydana gelen kazada, tarafların kusur durumuna ve davacının kaza nedeniyle oluşan maddi zararının tespitine yönelik alınan bilirkişi raporları benimsenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte olan Mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesi) hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olayda; olay tarihi, olayın oluş şekli, davacının yaralanma derecesi ve niteliği ile yukarıdaki ilkeler nazara alındığında, hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
b-Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3. maddesinin ikinci fıkrasında, müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunacağı belirtilmiştir.
Şu durumda; kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar hakkında davanın kısmen reddi sebebi aynı olduğundan kısmen reddedilen maddi ve manevi tazminat miktarları yönünden davalılar yararına tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, her bir davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle de bozulması gerekir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2-a,b) bentlerinde açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, davalılardan şirketin tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenlerle reddine ve davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 06/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy