MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 28/11/2014 gününde adli yardım talepli olarak verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece adli yardım talebi kabul edilerek yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 09/03/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının temyiz itirazlarına gelince;
Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili olay tarihinde, davalının kullandığı araç ile müvekkilinin kullandığı motosiklete çarptığını, kazada müvekkilinin ağır derecede yaralanarak bacağına platin takıldığını bu nedenle müvekkilinin işinden olduğunu, iş bulmakta zorlandığını, ceza mahkemesinde davalının yargılanmasının devam ettiğini belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili; davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, ceza dosyası, Adli Tıp Kurumu raporu ve tüm dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde tarafların kusurları ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 56 (Borçlar Kanunu 47) maddesi gereğince hakimin, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç; edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olan olayda; olay tarihi, olayın gerçekleşme şekli, davacının yaralanma derecesi, kusur durumu ve yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında, davacı yararına hüküm altına alınan tazminat miktarı az olup daha üst düzeyde manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, davalının tüm temyiz itirazlarının (1) sayılı bentte gösterilen nedenle reddine 14/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy