MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar Canan Armutcu ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine 02/12/2013 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 12/05/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların tüm ve davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyiz itirazına gelince;
Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili; davalı ...'ın sevk ve idaresinde bulunan aracı ile kırmızı ışık ihlali yaparak, davacıların eşi ve babası olan Mustafa Armutcu'nun sevk ve idaresinde bulunan araca çarpması sonucu Mustafa Armutcu'nun trafik kazasına sebebiyet verdiğini, meydana gelen zarardan araç sürücüsü davalı ... ile birlikte ile araç maliki olar diğer davalı ...’in de müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalılar vekili; davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davalı Buse'nin kazada %100 kusurlu olduğu, davacıların murisinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı, her iki davalının müteselsilen meydana gelen zarardan sorumlu olduğu dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 56 (Borçlar Kanunu 47) maddesi gereğince hakimin, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç; edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olan olayda; olay tarihi, olayın gerçekleşme şekli, davacıların ölene olan yakınlığı, kusur durumu ve yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında, davacılar yararına hüküm altına alınan tazminat miktarı az olup daha üst düzeyde manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar yararına BOZULMASINA, davalının tüm, davacıların diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine ve davacılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.