MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... ...tarafından, davalılar ...ve ... aleyhine 08/05/2013 gününde verilen dilekçe ile yaralanma eylemi nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 25/09/2014 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, trafik kazası sonucu yaralanma eylemi nedeniyle uğranılan manevi zararın tazminine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalı şirketin maliki olduğu, davalı ...'un sevk ve idaresindeki ...plakalı araç ile müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plakalı motorsikletin kavşak noktasında çarpışması neticesinde meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını, uzun bir tedavi süreci geçirmek zorunda kaldığını, davalının aracının sigorta şirketi olan Anadolu Anonim Türk Sigorta AŞ aleyhine İstanbul (Kapatılan) 40. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/141 esas sayılı dosyası ile açtığı maddi tazminat davasının sonucunda zararının giderilmesine karar verildiğini, ancak dava konusu olay nedeniyle manevi zararının da sabit olduğunu belirterek manevi zararının tazmini isteminde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece; davaya konu olay anında davacının, davalıya ait araçla aralarında 7-8 metre gibi kısa bir mesafe kaldığı, davalı sürücünün fren yapmak ve yön değiştirmek suretiyle kazaya engel olmak istemesinin anlaşılması karşısında davalı sürücünün hızını azaltmadığı veya fren yapmakta geç kaldığı şeklinde gerekçelerle davalıya kusur isnadının dosya içeriğine uygun düşmediği, zira ana yola aniden çıkıldığında ve arada 7-8 metrelik bir mesafe kaldığında fren yapmakta geç kalma gerekçesiyle kusur verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, mahallinde yapılan keşifte davalı sürücünün hızının meskun mahaldeki hız sınırını aşmadığı anlaşıldığından davalının kusursuz olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davacının 26/01/2010 tarihinde davalının aracının sigortası olan Anadolu Anonim Türk Sigorta AŞ aleyhine İstanbul (Kapatılan) 40. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/141 esas sayılı dosyası ile maddi tazminat davası açtığı, bu davada tarafların kusur durumlarının tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nden rapor alındığı anlaşılmakla, 23/03/2011 tarihli ATK raporunda özetle; davalı sürücü ... idaresindeki vasıta ile gündüz vakti, meskûn mahalde, olay yeri kavşağa doğru yaklaşırken ön ilerisinde, sağ taraftaki sokaktan çıkış yapıp kavşak alanına giren davacı yönetimindeki aracı gördüğünde kazayı önlemeye yönelik olarak fren tatbik etmiş ise de önlem almakta gecikmiş olmakla, olayda tali kusurlu olduğu, kazaya karışan araç sürücüsü davacı ...’nın tali yol konumundaki sokaktan anayol konumundaki yola giriş yapmadan önce, anayol konumundaki Atatürk Bulvarı’nı takiben sol tarafından yaklaşan davalı yönetimindeki otomobile kavşakta ilk geçiş hakkı bırakması gerektiği, ancak, sol tarafından gelen ve kavşağa güvenle duramayacak kadar yaklaşan araca rağmen kavşağa giriş yaparak bu otomobil sürücüsüne ilk geçiş hakkı bırakmayıp gelen bu vasıtanın önünü kapayarak kazaya sebebiyet verdiğini, olayda, dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketleriyle, asli kusurlu olduğunu, sonuç olarak davalı sürücü ...’un %25 oranında tali, davacı ...’nın %75 oranında asli kusurlu olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Şu halde; dava konusu olaya ilişkin olarak İstanbul (Kapatılan) 40. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/141 esas sayılı dosyasının yargılaması sırasında alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nin kusur tespit raporunun eldeki dava bakımından hükme esas alınmamasının gerekçesi, anılan rapordaki bulgu ve değerlendirmeleri bertaraf edecek ve bilirkişi raporundaki tespitleri geçersiz kılacak veya çürütecek nitelikte ve açıklıkta olmadığından, mahkemece ATK raporuna itibar edilerek hüküm tesis edilmesi gerekirken bu hususun gözetilmemiş olması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy