MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar kendi adlarına asaleten ...'a velayeten ... ve ... vekilleri Avukat ... tarafından davalı ... aleyhine 05/05/2014 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne dair verilen 12/07/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2) Davalının diğer temyiz itirazına gelince;
Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili; 01/08/2013 günü davalının kullandığı otomobilin müvekkillerinden Fehmi Doğan ve ...’ın müşterek çocukları ...’ın kullandığı bisiklete çarpması sonucu ...’ın yaralanmasına sebebiyet verdiğini belirterek, 44.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini istemiş, mahkemenin davadaki istemlerin açıklanması yönünde verdiği ara kararı uyarınca sunduğu açıklama dilekçesinde ise, kazada yaralanan ... için 17.000,00 TL, anne ... için 17.000,00 TL ve baba ... için 10.000,00 TL manevi tazminat isteminde bulunduklarını belirtmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, 12.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 01/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak “davacıya” verilmesine karar verilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 297. maddesi uyarınca; tarafların kimlikleri ile varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadlarının karar başlığında gösterilmesi; hükmün sonuç kısmında ise, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu yön, kamu düzenine ilişkindir.
Mahkemece davacıların manevi tazminat istemleri yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmamış, her bir davacı ayrı ayrı manevi tazminat isteminde bulunmasına karşın ayrım yapılmaksızın tek bir hüküm kurulmuş, ayrıca karar başlığında 3 davacının adına yer verilmiş olmasına karşın, hüküm fıkrasında kabul edilen miktar yönünden “davacıya verilmesine” şeklinde hüküm tesis edilmiştir.
Şu halde mahkemece; yukarıda belirtilen davacıların istemleri ve HMK’nun 297. maddesinde gösterilen kurallar gözetilmeksizin, her bir davacının manevi tazminat istemlerine ilişkin toptan tek bir hüküm kurulması ve infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde açık ve net karar verilmemiş olması doğru olmamış, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalının diğer temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.