MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine 11/09/2014 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14/04/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; davalılardan ...'ın olay tarihinde diğer davalı ...'a ait araç ile seyir halinde iken önünde ve sağ şeritte normal hızla giden davacının kullandığı araca çarptığını, meydana gelen kaza neticesinde davacının ağır yaralandığını ve ameliyat olduğunu, davalı ... aleyhine taksirle yaralamaya neden olma suçundan kamu davası açıldığını belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalılar; davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; davalı ...'ın sürücüsü, davalı ...'ın maliki olduğu araç ile davacının kullandığı aracın karıştığı kazada, kusura ilişkin bilirkişi raporuna göre davalı ...'ın, kazanın meydana gelmesinde %100 oranında tam ve asli kusurlu olduğu, kaza neticesinde davacının vücudundaki kemik kırıklarının hayati fonksiyonlarına ağır derecede etkili olacak nitelikte yaralandığı dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK’nın 56. maddesi (BK’nın 47.) hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olan olayda; olay tarihi, olayın gerçekleşme şekli, davacının yaralanma derecesi, kusur durumu ve yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında, davacı yararına hüküm altına alınan tazminat miktarı az olup daha üst düzeyde manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 06/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy