MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat...tarafından, davalılar ... ve ...İnşaat Taah. İth. ve İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine 21/10/2015 gününde verilen dilekçe ile trafik kazasına bağlı yaralama nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 28/06/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalılardan ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, trafik kazasına bağlı yaralama nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; davalılardan ... İnş. Taah. İth. İhr. Ltd. Şti’nin sahibi olduğu, diğer davalının sevk ve idaresinde bulunan 07 B 0384 plaka sayılı kamyonun, 28/08/2009 tarihinde davacının kullanmıış olduğu bisiklete çarpması neticesinde davacının yaralandığını, davalılardan ... hakkında davacıya yönelik taksirle yaralama suçundan Serik (Kapatılan) Sulh Ceza Mahkemesinin 2009/641 esas, 2012/45 sayılı kararı ile cezalandırılmasına karar verildiğini ve davacının yaralama nedeniyle maluliyetinin bulunduğunu belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalılar; yersiz açılan davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece; dava konusu trafik kazasının davalılardan ...’in kusuru ile meydana geldiği, davacının yaralama nedeniyle kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2. maddesinde, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Bu yön, kamu düzenine ilişkindir.
Kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde olması gerekir.
Dosya kapsamından; mahkemece, davacı tarafından aynı mahkemede sigorta şirketi aleyhine açılıp sonuçlandırılan 2013/82 esas ve 2015/108 karar sayılı dosyasında alınan kusur raporunun denetime elverişli olduğu gerekçesi ile eldeki dosyada yeniden rapor alınmadığı, belirtilen kusur raporunda davacının olayda %80, davalı sürücünün %20 kusurlu olduğunun belirlendiği ancak gerekçeli kararda herhangi bir delil yada gerekçe gösterilmeksizin davacının olayda kusurunun bulunmadığının belirtildiği ve ayrıca gerekçeli karar içeriğine göre her iki davalı aleyhine tazminata hükmedildiği halde infazda tereddüt teşkil edecek şekilde “davalıdan tahsiline” şeklinde hüküm tesis edildiği anlaşılmakla, usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 13/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy