MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Müdürlüğüne izafeten İçişleri Bakanlığı aleyhine 19/04/2019 gününde verilen dilekçe ile kaza tespit tutanağının iptali ve kusursuzluğun tespiti istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın yargı yolu caiz olmadığından reddine dair verilen 09/05/2019 günlü kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesince; istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen 09/07/2019 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, kaza tespit tutanağının iptali ve kusursuzluğun tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davanın yargı yolu caiz olmadığından usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce yapılan inceleme sonucunda başvurunun esastan reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dışı araç ile müvekkili belediyeye ait otobüsün kaza yaptığını, olay sebebiyle davalı idare bünyesinde çalışan polis memurlarının kaza tespit tutanağı düzenleyerek müvekkili belediye otobüsü sürücüsünü kusurlu gösterdiklerini, olayda otobüs sürücüsünün durakta yolcu almak-indirmek için durması sebebiyle kusurlu olmadığını belirterek kaza tespit tutanağının iptali ile davacı araç sürücüsünün kusursuzluğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-h maddesinde hukuki yararın bulunması, dava şartı olarak düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 115/1. maddesine göre de mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracak, taraflar da dava şartı noksanlığını yargılamanın her aşamasında ileri sürebilecektir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 106. maddesinde tespit davasının açılabilmesi için gereken şartlar belirlenmiştir. Buna göre; tespit davası açacak tarafın dava açmakta korunmaya değer güncel bir yararının olması ve bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun tespitini istemesi gerekmektedir. Öte yandan, maddi vakıalar tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamazlar.
Bu genel açıklamadan sonra somut olaya bakılacak olursa; Öncelikle hemen belirtilmelidir ki, trafik kazası tespit tutanağı düzenlenmesi kolluğun adli görevleri arasında yer almaktadır. Eldeki dava kaza tespit tutunağının iptali ve kusursuzluğun tespiti isteğine ilişkin olduğuna göre davaya bakma görevi adli yargı merciilerine aittir. Ancak, davacı vekili tarafından talep edilen kusursuzluğun tespiti istemi maddi vakıaya ilişkindir. Şu halde; az yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler uyarınca tespit davasının konusunun maddi vakıalar olamayacağından hukuki yarar şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu yargı yolunun caiz olmadığı gerekçesine dayalı olarak ilk derece mahkemesince usulden red kararı verilmiş olması ve bu kararı istinafen inceleyen bölge adliye mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddi yönünde hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya uygun değildir. Bu sebeple bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/1. maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 07/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy