MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Asıl ve birleşen davada davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine 31/03/2010 ve 18/10/2010 günlerinde verilen dilekçeler ile haksız haciz nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne dair verilen 23/06/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız haciz nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm asıl dava davalısı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı; davalının, borçla ilgisi bulunmadığı halde ailesi ile ikamet ettiği eve haciz işlemleri için gelindiğini, kapının çilingir marifetiyle açıldığını, evde bulunan eşyalara haciz koyularak yediemine teslim edildiğini, gerekli özeni göstermeyen davalıların oluşan zarardan sorumlu olduklarını belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece, ...12. İcra Müdürlüğünün 2009/10295 sayılı dosyasının alacaklısının ... olduğu, alacaklı vekilinin ise ... olduğunu, alacaklı vekili ...’nun teyit imkanı varken müvekkili olan ...’ın bildirmiş olduğu adreste haciz işlemleri yapıldığını, davalıların isim benzerliği bulunan davacının zarar görmesine özensiz davranışları ile neden oldukları kabul edilerek asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyanın incelemesinde ...12. İcra Müdürlüğünün 2009/10295 sayılı dosyası ile dava dışı borçlular aleyhine takip başlatıldığı, dosya alacaklısının birleşen dava davalısı ... olduğu, alacaklı vekilinin ise ...Barosu avukatlarından ... olduğu, dava dışı borçlunun adresinde yapılan haciz işlemi sırasında ... isimli kişinin alacağa kefil olduğunu bildirdiği, haciz tutanağına isim, soy isim ve kimlik numarası ile birlikte adresinin yazılarak imzasının alındığı, kefil ... tarafından belirtilen adrese hacze gidildiğinde adresin kapalı olması sebebiyle haciz işlemlerinin yapılamadığı, akabinde alacaklı ... tarafından ... isimli kefile ait başka bir adresin tespit edildiğinin vekili olan ...’na bildirildiği, bildirilen bu adreste haciz işlemlerinin yapılması ve haczedilen eşyaların yediemine teslim edildiği anlaşılmaktadır.
Dava, haksız haciz iddiasına dayanmaktadır. Somut olayda, davalıların yaptığı haciz işleminin isim benzerliği nedeniyle sehven yapıldığı sabittir. Vekil olan avukat vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlüdür. Davalı avukat ...’nun müvekkili olan birleşen dava davalısı ...’ın talimatları doğrultusunda vekil sıfatı ile haciz işlemini gerçekleştirmiştir.
Şu durumda; davalı ... yönünden davanın tümden reddi gerekirken kısmen kabulü usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bu davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.