MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine 23/01/2015 gününde verilen dilekçe ile ölümlü trafik kazası nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/02/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava; ölümlü trafik kazası nedeni ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili; 18/12/2014 tarihinde davalılardan ...’ın kullandığı ve diğer davalı ... adına kayıtlı bulunan aracın, ...’ndan ... istikametine doğru ana yol üzerinde seyir halinde iken; kendisine ayrılmış şeritte ilerlemekte olan dava dışı ...’ın sevk ve idaresindeki araca şerit ihlali yaparak çarptığını ve bu araç içerisinde yolcu olarak yer alan davacılarımızın murisi ...’ın vefat ettiğini beyan ederek kaza nedeni ile müvekkillerinin manevi zararlarının tazmini isteminde bulunmuştur.
Davalılar davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince düzenlenen 23/06/2015 tarihli raporda davalı sürücü ...’ın asli ve tam kusurlu olduğu, davacıların davaya konu olay nedeniyle manevi tazminat isteme haklarının bulunduğu gerekçesiyle davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK’nın 56. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Somut olayda, olay tarihi, davalı tarafın tam kusurlu olması, davacıların ölene yakınlıkları ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarları azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata karar verilmesi gerekir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 08/12/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.