MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve ... aleyhine 05/04/2012 gününde verilen dilekçe ile adli yardım talepli olarak ölümlü trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; açılan davanın yargı yolu nedeniyle reddine dair verilen 18/04/2013 günlü kararın Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili Avukat ... tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 23/06/2020 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine taraflardan kimsenin gelmediği görüldü, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, trafik kazası sonucu desteğin ölümü nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili, 09/05/2004 günü meydana gelen ölümlü trafik kazasında müvekkillerinin müşterek murisi olan ...’ın vefat ettiğini, olayda davalıların kusurlu olduğunu belirterek yakını olan davacılar lehine maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalı ... vekili, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, bu nedenle davanın öncelikle yargı yolu nedeniyle, olmadığı takdirde zamanaşımından veya esastan reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... vekili, davaya konu kazanın meydana gelmesinde müvekkili belediyeye izafe edilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığından davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; 19/01/2011 günlü Resmi Gazatede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 S.K.'nun 14. maddesiyle değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 110. maddesi dava konusu olaydan sonra yürürlüğe girdiğinden işbu davada uygulanamayacağı gerekçesiyle davalı idareler aleyhinde açılan davanın yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, maddi ve manevi tazminata konu edilen ölüm olayının kavşaktaki sinyalizasyon sistemi arızası nedeni ile meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Usul hukukunda derhal uygulama ilkesi geçerlidir. Buna göre, görevli yargı yolunun/mahkemenin belirlenmesinde olay tarihi değil, dava dilekçesinin mahkemeye verildiği (usul işlemenin yapıldığı) tarih esas alınır.
Somut olayda, eldeki dava 05/04/2012 tarihinde yani KTK'nun 6099 S.K.'nun 14. maddesiyle değişik 110. maddesinin yürürlük tarihi olan 11/01/2011 tarihinden sonra adli yargıda açılmıştır. Davalılara atfedilen sorumluluk durumu da gözetildiğinde uyuşmazlığın görüm ve çözüm yeri idari yargı yeri olmayıp adli yargı yeridir. Bu nedenle, işin esasının incelenmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi doğru bulunmamış; hükmün, bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA 23/06/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.