MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... San. AŞ vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğerleri aleyhine 28/04/2014 gününde verilen dilekçe ile muvazaa iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 13/01/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, muvazaa iddiasına dayalı tapu iptal ile haciz ve satış yetkisinin verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalılardan kooperatif ile arasında yapılan sözleşmenin haklı feshi neticesinde tazminata hak kazanması sebebiyle açtığı davanın lehine sonuçlanması neticesinde alacağının tahsili amacıyla ilamlı icra takibi başlatıldığını, borçlu davalı kooperatifin tasfiye işlemlerini tamamlamadan muvazaalı ferdileşme ile adına kayıtlı taşınmazların davalılar adına tapuda tescil edildiğini belirterek tapu iptal ile haciz ve satış yetkisinin verilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 3. maddesinin ikinci fıkrasında; “Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.” düzenlemesi yer almaktadır.
Mahkemece, davalılar bakımından aynı sebebe istinaden davanın reddine karar verilmiş olmasına karşın yukarıda bahsi geçen tarife dikkate alınmaksızın kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, mahkeme kararının 6271 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7 maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda (2) nolu bentte gösterilen sebeplerle hüküm fıkrasının 8. bendinde yer alan “ayrı ayrı” ibaresinin çıkarılmasına, davacının diğer temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan nedenlerle reddiyle kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18/03/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.