MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki evlilik birliği devam ederken, üçüncü kişi ile birlikte olma iddiasına dayalı manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davalı ... yönünden açılan davanın mahkemenin görevsizliği nedeni ile usulden reddine, davalı ... bakımından açılan davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Dairemizin 09/12/2019 gün 2017/2412 Esas-2019/5897 Karar sayılı ilamında; “1-Davalı ... vekilinin temyiz itirazları incelendiğinde; 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4/1. maddesi gereğince, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun İkinci Kitabından doğan dava ve işlere Aile Mahkemesinde bakılır. Dava konusu olayda davacı, 4721 sayılı TMK’nun 185/3. maddesinde belirtilen sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmaktan dolayı, davalı eşinden manevi tazminat talep etmektedir. Sadakat yükümlülüğü, evlilikle birlikte eşlerin tabi olması gereken bir yükümlülük olup, TMK’nun ikinci kitabının birinci kısmının üçüncü bölümünde düzenlenmiştir. Evlilik devam ederken, birlik yükümlülüklerine uyulup uyulmadığını belirleme görevi Aile Mahkemesine aittir. Görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında istek üzerine ya da re’sen gözetilmesi gerekir. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davalı ... yönünden mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde işin esasının incelenmiş olması usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.2-Diğer davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 10. maddesinde “Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.” denilmektedir. Mahkemece, davalı ... yönünden dava tümden reddolunduğuna göre, yukarıda açıklanan düzenlemeye aykırı olarak, adı geçen davalı yararına karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırıdır. Kararın bu sebeple de bozulması gerekir.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Dava, evlilik birliği devam ederken, üçüncü kişi ile birlikte olma iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.
1-Dosya içerisinde, bozmaya uygun karar verilmiş olmasına kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava konusu olayda davacı, 4721 sayılı TMK’nun 185/3. maddesinde belirtilen sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmaktan dolayı, davalı eşinden manevi tazminat talep etmiş olup, Keçiborlu Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından bakılan davada Dairemizin bozma kararına uyulmak suretiyle davaya bakma görevinin Aile Mahkemesine ait olduğu kabul edilerek davalı eş ... yönünden görevsizlik kararı verilmiş ve karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 20. maddesinin 1. fıkrasında “Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde, bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.” hükmü yer almaktadır.
Anılan Kanundaki bu düzenleme biçimi itibariyle görevsiz olduğuna karar veren mahkeme kararında görevli mahkemeyi göstermek ve karar kesinleştiğinde de taraflardan birinin talebi üzerine dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar vermek zorundadır. Yerel mahkemece sadece mahkemenin görevsizliğine karar verilmekle yetinilmiş ve kararın hüküm fıkrasında görevli mahkeme gösterilmemiş olup mahkemece verilen karar HMK’nun 20. maddesine uygun olmamıştır.
Şu durumda anılan Kanun maddesindeki hususlar dikkate alınarak, mahkemece görevli mahkemenin hüküm fıkrasında gösterilmesi gerekirken, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davacının diğer temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 15/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy