MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 03/11/2021 Çarşamba günü davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av....geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan tarafların vekilleri dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili 15/11/2018 tarihli Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurusunda; 16/02/2010 tarihinde davacının yolcusu olduğu zorunlu karayolu taşımacılık sigortası bulunmayan ticari minibüsün karıştığı tek taraflı kaza sonucunda yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya dair talep hakkı saklı kalmak üzere 50.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, dava değerini 106.865,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini talep etmiştir.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, davacının talebinin kabulü ile 106.865,55 TL tazminatın 06/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleriyle birlikte davalıdan tahsili ile başvuru sahibine ödenmesine karar verilmiş; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine itirazın kabulü ile yeniden hüküm kurulmasına, davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmaması ve 8 yıllık uzamış ceza zamanaşımı süresi içinde Sigorta Tahkim Komisyonu’na başvuruda bulunulmamış olması sebebiyle davanın reddine karar verilmiş; İtiraz Hakem Heyeti kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, cismani zarara dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin yolcu olarak içinde bulunduğu otobüsün yaptığı kaza sonucunda yaralandığını ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda değinilen gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davaya konu taşıma işinin yapıldığı dönemde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK'nın 767/5. maddesi delaletiyle Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca dava 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan, dava tarihi itibariyle anılan sürenin geçmemiş olmasına göre davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı gözetilmeksizin uzamış ceza zamanaşımı süresinin geçirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
2- Öte yandan, somut olayda; davacının yolcusu olduğu otobüsün karıştığı tek taraflı trafik kazasında yaralandığı anlaşılmıştır.
Zorunlu Karayolu Taşımacılığı Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortacı, poliçede belirtilen motorlu taşıtta seyahat eden yolcuların, duraklamalar da dahil olmak üzere, kalkış noktasından varış noktasına kadar geçecek süre içinde meydana gelebilecek bir kaza sonucu bedeni zarara uğraması halinde, sigortalının 10/07/2003 tarih ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'ndan doğan sorumluluğunu poliçede yazılı limitlere kadar sigorta örtüsüne almaktadır. Aynı Kanun'un 18. maddesi uyarınca taşımacılar, yolcuya gelebilecek bedeni zararlar için bu Kanun'un 17. maddesinde düzenlenen sorumluluklarını sigorta ettirmek zorundadırlar. Aynı Kanun'un 19/son ve Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B/8. maddeleri hükümlerine göre meydana gelen zarar öncelikle taşımacının sorumluluk sigortasından karşılanır. Ancak, bu sigortanın hiç yapılmamış olması, yapılmış fakat geçersiz hale gelmiş olması, süresinin bitmiş olması veya meydana gelen zararın bu sigorta teminatlarının üzerinde bulunması halinde teminatların üzerinde kalan kısım için; sırasıyla zorunlu mali sorumluluk sigortasına ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortasına başvurulur.
Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu, yolcuların uğradığı zararlar bakımından taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortacısı, trafik sigortacısı ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir. Başka bir anlatımla, yolcunun uğradığı bedeni zararlar, taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortası kapsamında ise, bu aracın trafik veya ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının sorumluluğu doğmayacaktır. Ancak, bu sigortanın yapılmamış olması, kaza tarihinde süresinin dolması ya da sigorta yapılmış ancak limitin aşılmış olması durumunda ise sırasıyla zorunlu ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacılarının sorumluluğu söz konusu olacaktır.
Somut olayda, kaza yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortası bulunmamakta olup, bu halde husumet davalı ... Hesabına yöneltileceği gibi yukarıdaki açıklamalar ışığında sıralı sorumluluk gereği Zorunlu Taşıma Sigortası hiç yaptırılmamış olması nedeniyle aracın kaza tarihinde geçerli zorunlu mali mesuliyet sigortacısına (...'sine) karşı da dava açabilecektir. Tazminatın ödenmesi halinde ... ile ... arasında rücu ilişkisi doğacaktır.
Bu durumda hakem heyetince, işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde başvurunun husumet eksikliği nedeniyle reddine karar verilmesi hatalı olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 3.815,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 10/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.