MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan Dairemizin 22/10/2019 gün 2018/1627 Esas-2019/4819 Karar sayılı ilamında; “Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi (6098 sayılı TBK m. 56) hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut olayda; olay tarihi, olayın oluş şekli, davacıların desteğinin on beş yaşında hayatını kaybetmiş olması, eylemin niteliği ve yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Mahkemece, daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Somut olayda, davacı taraf, dava dilekçesinde davaya konu ettiği manevi tazminat için kaza tarihinden itibaren faize karar verilmesini istemiş olup, mahkemece hükmedilen manevi tazminata dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir.
Şu durumda mahkemece, davalıların hükmedilen manevi tazminat yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek faizden sorumlu olmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Ne var ki, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 6217 sayılı Kanun'un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen "Geçici madde 3" atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438/7 maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın 1. bendinde yer alan “dava tarihi olan 08/02/2016” ibaresinin silinerek yerine “kaza tarihi olan 04/11/2011” ibaresinin yazılarak kararın bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının reddine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, 15/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy