MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava; İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece hükmüne uyulan Yargıtay(Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi’nin 20/06/2018 tarih, 2016/1495 Esas ve 2018/6171 Karar sayılı bozma ilamında; "Somut olayda ... İcra Müdürlüğü'nün 2009/187 sayılı dosyası ile davalı borçlu ile davalı 4. kişi ... aleyhine başka bir alacaktan kaynaklı icra takibi yapıldığı, takibin davalı ... tarafından ... lehine keşide edilmiş çeke dayalı olduğu, davalı borçlu ile davalı 4. kişi ... arasında ticari ilişki olduğunun ispat edildiği, davalı 3. kişi olan ... ile davalı 4. kişi ...’in davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişilerden olduğunun anlaşıldığı, davalı ... tarafından da dava konusu gayrımenkullerin 02.09.2014 tarihinde dava dışı ... ve...'a satıldığının anlaşılmasına göre bilirkişiden ek rapor aldırılarak dava dışı ... ve...'a satış tarihindeki gayrımenkullerin gerçek değerinin tespiti yapılarak davacının alacak miktarına göre tazminata mahkum edilmesi" gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre;Davanın kabulü ile; 120.000,00 TL 'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun İptali istemine ilişkindir. İptal davaları borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişiler ve bunların mirasçıları aleyhine açılır. Malın üçüncü kişinin elinden çıkmış olması halinde ise dava, kişinin elden çıkardığı mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa 3.kişinin bu değerler nispetinde, davacının alacağından fazla olmamak üzere nakden tazmine mahkum edilmesi gerekir. Bu halde 3.kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın tasarruf tarihindeki gerçek değeridir. Başka bir deyişle 3.kişi tasarrufa konu malın elden çıkarıldığı tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminatla sorumlu tutulmalıdır. Mahkemece bu yön gözardı edilerek infazda tereddüt yaratacak şekilde davacının alacak ve
ferileriyle sınırlı tutmadan hüküm kurulması doğru değil bozma nedeni ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi gereğince düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 1.bendinde yer alan “Davanın kabulü ile; 120.000,00 TL 'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine “Davanın kabulü ile; davacının Mersin 5.İcra Müdürlüğü’nün 2009/13013 sayılı icra dosyasındaki asıl alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere; 120.000,00 TL’nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekli ile res’en DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'a geri verilmesine 18/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy