MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar ... ve diğeri tarafından, davalılar ... Genel Müdürlüğü ve diğerleri aleyhine 06/11/2014 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına, maddi tazminat isteminin davalı ... ve ... Genel Müdürlüğü yönünden kısmen kabulüne, manevi tazminat isteminin reddine dair verilen 25/06/2020 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Hükmüne uyulan Dairemizin 09/06/2020 gün, 2015/16476 E- 2016/1676 K sayılı ilamında; davacının ... Genel Müdürlüğüne ilişkin temyizi yönünden; davalı ... Genel Müdürlüğü'nün 2560 sayılı Kanun kapsamında bir kamu kurumu olduğu ve kamu hizmeti yaptığı; ancak, çalışmalarının özel hukuk hükümlerine bağlı bulunduğu kabul edilmesi gerektiği, mahkemece, bu davalı hakkındaki davanın idari yargı yolu bakımından reddi yerinde olmadığından kararın bozulması gerektiği, davacının davalı ...'na yönelik temyiz itirazları yönünden ise; ... Genel Müdürlüğü çalışanı olan ve özel hukuk hükümlerine tabi bulunan davalılardan ..., Anayasa'nın 129/5. maddesi kapsamında kamu görevlisi sıfatını taşımadığından bu davalıya yönelik istemin husumet nedeniyle reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçeleri hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; davanın kira akdine dayalı haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu, davacı taraf halen kira kontratı devam ederken otelin yeni maliki tarafından borcu olmamasına rağmen elektrik ve sularının kesildiğini, Sulh Hukuk Mahkemesi'nce verilen 01/07/2014 tarihli karar ile birlikte davacının aynı tarihte davalı ...'na başvurduğu ancak talimat gelmeksizin su ve elektriğin yine açılmadığı, ... Genel Müdürlüğü tarafından da 08/07/2014 tarihinde verilen talimat sonucu elektrik ve suyun açıldığı anlaşıldığından mahkeme kararı ile suyun açıldığı tarih arasında geçen 8 günlük süre zarfında uğranılan zarar için alınan ek bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun bulunduğu belirtilerek 5.092,24 TL tazminatın davalılardan tahsiline, yaşanan tüm bu olayların kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağından davacı tarafın manevi tazminat taleplerinin reddine ve davalı ... için daha önceki hüküm kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan yerinde görülmeyen temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
a-)Dosyanın incelemesinde; davanın kira akdine dayalı haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu, davacı taraf halen kira kontratı devam ederken otelin yeni maliki tarafından borcu olmamasına rağmen elektrik ve sularının kesildiğini, davacının ise kesilen su aboneliğinin aktifleştirilmesi için davalı ... Genel Müdürlüğüne 17/06/2014 tarihinde ilk başvuru da bulunduğu, ardından 18/06/2014 tarihinde ... Burhaniye Şube Müdürlüğü’ne başvuruda bulunduğu ancak suyun aktifleştirilmemesi üzerine davacı tarafından Burhaniye Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 01/07/2014 tarihli ihtiyati tedbir kararı ile elektrik ve suyun aktifleştirilmesine karar verildiği, elektrik ve suyun 08/07/2014 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece davacının Sulh Hukuk Mahkemesinin 01/07/2014 tarihli kararı ile suyun aktifleştirildiği 08/07/2014 tarihleri arasında davacının zararının hesaplanarak 8 günlük zarara hükmettiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının Sulh Hukuk Mahkemesinin 01/07/2014 tarihli kararı ile suyun aktifleştirildiği 08/07/2014 tarihleri arasında davacının zararının hesaplanarak 8 günlük hesaplama yapıldığı ve zararın bu süreye yönelik belirlendiği anlaşılmaktadır. Ancak mahkemece davacının suyun aktifleştirilmesi için ilk başvuru tarihi olan 17/06/2014 tarihinde açılmaması husus değerlendirilmeksizin hüküm kurmaya elverişli olmayan yetersiz bilirkişi raporuyla yetinilerek karar verildiği anlaşılmıştır.
Şu durumda ek bilirkişi raporu alınmak suretiyle; davacı tarafından suyun aktifleştirilmesi için ilk başvuru tarihi olan 17/06/2014 tarihi ile suyun aktifleştirildiği 08/07/2014 tarihleri arasında zarara uğradığı kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hüküm kurmaya elverişli olmayan, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmamıştır. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
b-) Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin “Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret” başlıklı 13. maddesi “(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. (3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.” şeklinde düzenlenmiştir. Şu durumda, davacının talebi kısmen reddedildiğine göre Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10. ve 13. maddeleri uyarınca, kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalı ... Genel Müdürlüğü yararına hükmedilecek nispi vekalet ücretinin davacı lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde davacı lehine hükmedilenden daha fazla vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda (2/a-b) numaralı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davacının diğer temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte gösterilen nedenlerle reddine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 29/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.