MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Dava, trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkemece hükmüne uyulan Dairemizin 13/11/2017 tarih, 2015/14904 Esas ve 2017/10387 Karar sayılı ilamında özetle; davalı sigortacı tarafından davacılara yapıldığı iddia olunan 22/01/2010 tarihli ödemelere ilişkin banka dekontlarının ilgili bankadan ve davacılar tarafından davalıya verilmiş ibraname örneklerinin davalı ... şirketinden getirtilmesi; davacılar tarafından verilmiş ibraname bulunduğunun tespiti halinde, KTK'nın 111. maddesindeki 2 yıllık hak düşürücü süre içinde davanın açılıp açılmadığı denetlenmek suretiyle davalının hukuki durumunun belirlenmesi gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre; asıl ve birleşen davanın kabulü ile davacı ... için 20.005,77 TL, ... için 55.474,22 TL, İrem için 679,73 TL, ... için 2.307,59 TL, ... için 21.558,48 TL ve ... için 15.874,47 TL olmak üzere toplam 115.900,25 TL destekten yoksun kalma tazminatının 22/01/2010'dan işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı vekilinin, davacı ... lehine hükmedilen tazminata ilişkin temyiz talebi yönünden; 1086 sayılı HUMK ek madde 4/2 gözetildiğinde Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin ilgili bozma ilamından önce verilen yerel mahkeme karar yılı 2015 olup 6100 sayılı HMK'nun geçici 3/2. Maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nun 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 01/01/2015 tarihinden itibaren 2.080,00 TL'ye çıkarılmıştır.
İhtiyari dava arkadaşlarından olan davacı ... lehine hükmolunan tazminata ilişkin karar, anılan tarihten sonra verildiğinden kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece karar verilebileceği gibi 1/6/1990 gün 3/4 sayılı YİBK uyarınca Yargıtay'ca da karar verilebileceğinden, davalı vekilinin temyiz isteminin bu yönden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılmış olmasına ve delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırı bir yön
bulunmamasına; davalının dayandığı 22/01/2010 tarihli ibranamede adı ve imzası bulunmayan (ve anılan tarihte davalının ödeme yapmadığı) davacılar ... ve ... yönünden, bulunmayan ibranın geçersizliğinden ya da KTK'nın 111.maddesindeki hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceğinden, adı geçen davacılar lehine hükmedilen tazminatlara ilişkin temyiz talebinin (aşağıda belirtilen yönler dışında) yerinde görülmemesine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Bir kısım davacılar tarafından 22/01/2010 tarihinde imzalandığı savunulan ibradan sonraki 2 yıllık hak düşürücü sürede davanın açılıp açılmadığının denetlenmesi gereğine vurgu yapılarak ilk hükmün bozulduğu; dava dışı İş Bankası ... Şube Müdürlüğü tarafından 04/05/2018 tarihli yazı ile davacılara yapılmış ödemelere ilişkin dekontlar ve davacıların imzaladığı ibranamelerin gönderildiği; davacılar vekilinin 02/10/2018 tarihli beyan dilekçesiyle, gelen ibranamedeki imzanın davacı ...'e ait olmadığı iddia edildiği halde, bu yönde inceleme yapılmadan, davalının ibranameleri sunmadığı gerekçesiyle davalının tazminat ile sorumlu tutulduğu görülmektedir. Her şeyden önce, davalının savunmasının dayanağı olan ibraname örneklerinin dosya kapsamına kazandırıldığı gözetildiğinde, bu yöne ilişkin mahkeme gerekçesi yerinde olmamıştır.
Diğer yandan; davalının sorumluluktan ve borçtan kurtulmak üzere davacı yanın imzaladığını iddia ettiği 22/01/2010 tarihli ibranamedeki imzanın davacı ...'e ait olmadığı ileri sürüldüğüne göre, bu iddia üzerinde durulup imza incelemesi yapılması gerektiği açıktır.
Açıklanan nedenlerle; davacı ... tarafından imzalandığı savunulan 22/01/2010 tarihli ibranamedeki imzanın bu davacıya ait olmadığı iddia edildiğinden, adı geçen davacının mukayeseye yarar imza örneklerinin bulunabileceği resmi kurumlardan imza örneklerinin toplanması ve imza incelemesi yapan uzman bilirkişi raporu alınması; imzanın adı geçen davacıya ait olduğu saptandığı takdirde, KTK'nın 111/2. maddesindeki 2 yıllık hak düşürücü sürede açılmayan davanın reddine karar verilmesi; imzanın ve dolayısıyla ibranın geçersiz olduğu saptandığı takdirde ise, mahkeme ilk hükmüne esas alınan rapordaki miktar (15.078,00 TL) için davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4-Davacı ...'in, davalının belirlediği tazminat tutarını alarak 22/01/2010 tarihli ibranameyi imzaladığı, KTK'nın 111/2. maddesi gereği ibradan sonraki 2 yıllık hak düşürücü süreden çok sonra (asıl davayı 12/09/2013'te ve birleşen davayı 08/10/2018'de) açtığı davalarda tazminat talebinde bulunduğu; davacının asıl ve birleşen davalara konu ettiği tazminatlar için hak düşürücü sürenin geçirildiği dikkate alınmadan karar verilmesi de doğru olmamıştır.
5-Asıl davada davacı taraf, ... için de tazminat isteminde bulunmuş ve adı geçen davacının talebi hakkında mahkeme ilk kararında olumlu ya da olumsuz hüküm tesis edilmemiş olduğu halde, davacı yanın mahkeme ilk kararını temyiz etmediği de dikkate alınarak, bu durumun davalı taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturup oluşturmayacağının kararda tartışılıp gerekçelendirilmesi gerekli olduğundan, hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir.
6-Davacı ...'in tazminat alacağını 10.977,28 TL olarak hesap eden 25/03/2015 tarihli raporla belirlenen miktarın hüküm altına alındığı mahkeme ilk kararı sadece davalı yanca temyiz edilip davalı yararına bozulduğu için, güncel verilerle tazminatı hesaplayan aktüer raporundaki 15.874,47 TL'ye hükmedilmesi, davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakkı ihlal ettiğinden, kararın bozulması gerekmiştir.
7-Davacı ..., ibranamenin imzalandığı 22/01/2010 tarihinde 11 yaşında olup reşit değildir. Anılan ibranamenin reşit olmayan ... adına velayeten annesi ... tarafından imza edilmediği ve yaşı küçük davacıya imzalatıldığı davacı yanca savunulduğu gibi, ibranamede ...'ın kızı ...'e velayeten imza attığına dair bir ibare de yer almamaktadır.
Bu durum karşısında; ibraname tarihinde fiil ehliyeti bulunmayan davacı ...'in ibranameyi imzalamaya yetkili olmadığı ve davacının bu yöne ilişkin savunması üzerinde durularak, adı geçen davacı bakımından ibranamenin hukuki sonuçları kararda tartışılarak (davalı yararına oluşan usuli kazanılmış haklar korunarak) hüküm tesisi gerektiğinden, kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
8-Davalıdan tahsiline karar verilen bakiye karar ilam harcının Hazine yararına hüküm altına alınması gerektiği gözetilmeden, davalıdan tahsil edilecek harcın davacılara verilmesi şeklinde hüküm tesisi de doğru olmamıştır.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin, mahkeme hükmünün belirtilen yönden kesin olması nedeniyle REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (3), (4), (5), (6), (7) ve (8) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri gerilmesine 08/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.