MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigorta tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen kararın, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili; çift taraflı trafik kazası neticesinde davalının trafik sigortacısı olduğu araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını maluliyetinin oluştuğunu belirterek 50,00 TL geçici iş göremezlik 50,00 TL sürekli iş göremezlik zararının temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, ıslah dilekçesiyle talebini 122.175,25 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, iddia,savunma ve toplanan delillere göre talebin kabulü ile 122.175,25 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının 23.05.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince yapılan itiraz üzerine Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan sürekli iş göremezlik zararı istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gerekmektedir. Sözkonusu belirlemenin ise, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi ya da üniversitelerin adli tıp bölüm başkanlıklarının, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
6098 sayılı Borçlar Yasasının, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile( 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 43.maddesi); Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmış, 52.maddesinde ise (Borçlar Kanunu 44. madde)zarar gören taraf, zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi, zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği
ve zararı yapan kişinin durum ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği açıklanmıştır.
Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (..., Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında kusurlu olması aranmaktadır.
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak Sütçüimam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Ana Bilimdalı Başkanlığı’nın 04.03.2019 tarihli maluliyet raporunda kaza nedeniyle davacıda %15 oranında maluliyet oluştuğu tespit edilmiştir. Kaza tespit tutanağında davalıya sigortalı aracın şerit ihlali yaptığı belirtilerek tüm kusur sigortalı araç sürücüsüne verilmiş, davacı yolcunun arka koltukta oturduğu tespit edilmiş ancak emniyet kemeri takıp takmadığı belirsiz olarak işaretlenmiştir. Davacının yaralanmasının omurga ve kafa bölgesinde olması da dikkate alındığında, müterafik kusurunun olup olmadığının tespiti önem arzetmektedir. Bu durumda itiraz hakem heyetince davalı nezdinde sigortalı araçta yolcu olan davacının emniyet kemeri takmış olsaydı raporda belirtilen maluliyetinin oluşup oluşmayacağı yönünde Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin adli tıp bölüm başkanlıklarından rapor alınması, sonucuna göre itiraz hakem heyetince müterafik kusur yönünden değerlendirme yapılıp,karar yerinde tartışılarak ( müterafik kusurun tespiti halinde Dairemiz uygulamasına göre tazminattan %20 oranında indirim yapılarak ) karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
3-Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 818 sayılı BK'nın 43. maddesi (6098 sayılı TBK md. 51) uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından ya da kullanmadan sözedebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan veya kullananın yararının sözkonusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve ödenceden indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından sözedilemeyecektir. Hakim, tazminattan mutlaka belli bir oranda indirim yapmak zorunda değilse de bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir. İtiraz hakem heyetince, soruşturma dosyasının dava açılmış ise ceza dosyasının getirtilerek taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartları gözönüne alınarak yapılacak araştırma ve inceleme ile BK'nın 43. madde hükmüne göre tazminattan indirim yapılıp yapılmayacağının karar yerinde tartışılması (hatır taşımasının tespiti halinde Dairemiz uygulamasına göre tazminattan %20 oranında indirim yapılarak ) sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken, davalı vekilinin bu konuda delil sunulmadığı şeklindeki hatalı gerekçe ile bu yöndeki itirazının reddine karar verilmesi eksik inceleme olup bozmayı gerektirmiştir.
4-Kabule göre ; 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu 30/17 md. ve 19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16. maddesinin 13. fıkrasına "(13) (Ek:RG-19/1/2016-29598) tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir." hükmü eklenmiştir.
Somut olayda; davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 13. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde yer alan asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği dikkate alırak karar verilmesi gerekirken nispi tam vekalet ücreti hükmedilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 21/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.