MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigorta tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı itirazın kısmen kabulüne dair verilen kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 01/06/2019 tarihinde davalının trafik sigortacısı olduğu araç ile müvekkilinin yolcusu olarak bulunduğu aracın karıştığı trafik kazası neticesinde yaralandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 4.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 1.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işeyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talebini geçici iş göremezlik tazminatı için 2.020,90 TL’ye, sürekli iş göremezlik tazminatı için 70.812,54 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, başvurunun reddini savunmuştur.
Sigorta Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; talebin kısmen kabulü ile 55.033,32 TL sürekli maluliyet tazminatı ile 1.616,72 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere 56.650,04 TL’nin 17/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir.
Sigorta İtiraz Hakem Heyeti tarafından davalı ... vekilinin geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin itirazının kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, başvuranın talebinin kısmen kabulü ile 55.033,32 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 17/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate
alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 01/09/2015 tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008-01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik, ayrıca çocuklar için 20/02/2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Çocuklar için Özel Gereksinim Değerlendirmesi Yönetmelik” hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak, ... ... Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen raporda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik'e göre %7 oranında sürekli maluliyetinin olduğu tespit edilerek, bu rapor hükme esas alınmıştır. Hükme esas alınan rapor kaza tarihine uygun yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmişse de davacı 17 yaşında olup Çocuklar için Özel Gereksinim Değerlendirmesi Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak maluliyetin belirlenmesi gerekmektedir.
Buna göre, maluliyet oranının tespiti açısından kaza tarihi itibari ile yürürlükteki Çocuklar için Özel Gereksinim Değerlendirmesi Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde usulüne uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla, önceki raporun da irdelendiği, ATK ya da üniversitelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıklarından yeni bir rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Kabule göre; hükme esas alınan hesap raporunda, bilinmeyen dönem aktif ve pasif olarak ayrılmış olup bakiye ömrü boyunca yıl yıl zarar belirlemesi yapılmamış,en son hangi tarihe kadar davacının zararının hesap edildiği de belirtilmemiş, pasif dönemin ise agisiz net asgari ücretten hesap edilip edilmediği de denetlenememiştir. 24/02/2020 tarihli hesap raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Buna göre, davacının zararının hesaplanmasında, bakiye ömür belirlendikten sonra, bilinen ve bilinmeyen (aktif-pasif dönem) döneme ilişkin ayrıntılı tablo ile yıl yıl zararının belirlenmesi, pasif dönem gelirinin de agisiz net asgari ücretten hesap edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre; Sigortacılık Kanunu'nda 30/17 maddesi ile 19/01/2016 tarihli ve 29598 Resmi Gazete'de yayımlanarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13. maddesine "Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir." hükmü eklenmiştir. Heyetçe verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT'nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi,ancak hesaplanan miktarın karar tarihinde AAÜT’de belirlenen maktu ücretin altında kalması halinde maktu ücrete hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 11/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.