MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın reddine ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından davacı vekilinin itirazının reddine dair verilen kararın temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; davalının trafik sigortacısı olduğu aracın davacıya çarpmasıyla oluşan kaza sonucunda davacının yaralanıp % 8 oranında malul kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 40.050,00 TL tazminatın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; aracın tamir için bırakıldığı oto tamirhanesinde gerçekleşen kazadan kaynaklanan zararın KTK'nın 104. maddesi ve ... Genel Şartları'nın A.6.m. maddesi gereği teminat dışı olduğunu da belirterek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davalı tarafından trafik sigortalı aracın tamir için bırakıldığı oto tamirhanesi işletmecisi tarafından kullanımı sırasında davaya konu kazanın gerçekleştiğinin, ceza soruşturmasındaki ifadelerden anlaşıldığı; davalı sigortacının bu zarardan KTK 104 ve ... A.6.m. gereği sorumlu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karara davacı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davacı vekilinin itirazının reddine; UHH kararının re'sen kaldırılmasına ve davalının pasif husumet ehliyeti bulunmadığı için davanın usulden reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK'nın 104. maddesi uyarınca, motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan kişiler, gözetim, onarım, bakım, veya buna benzer amaçlarla kendilerine bırakılan araçların neden olduğu zararlardan dolayı, işleten gibi sorumlu tutulmuşlardır. Bu şekilde oluşan zararlardan, aracın asıl işleteni veya o araç için trafik sigorta sözleşmesini yapan sigortacının sorumlu olmayacağı da açıkça belirtilmiştir. Aynı madde hükmünde ayrıca, bu gibi mesleki faaliyette bulunanların, kendilerine teslim edilen araçların yönetmelikte gösterilen biçimde defterini tutmakla, maddenin ikinci fıkrasında da bu meslek sahiplerinin kendilerine teslim edilen motorlu araçların tümünü kapsayacak şekilde trafik sigortası yaptırmakla yükümlü tutuldukları açıkça belirtilmiştir.
Kanunda mesleki faaliyetin kapsamına göre bir ayrıma gidilip gidilemeyeceği konusunda açıklık yoksa da, mesleki faaliyette bulunan teşebbüsün az veya çok organize olması aranmalıdır. Zira kanun, bu çeşit teşebbüs sahiplerinin işleten gibi sorumlu olacağını kabul ederken, zarar görenlerin en az araç maliki gerçek işletenler (ya da sigortacıları) karşısında olduğu kadar güvence altında olacaklarını varsaymıştır. Bu nedenle teşebbüsün,
aracın zarara neden olacak biçimde usulsüz kullanımlarını önleyecek şekilde düzenlenmiş olup olmadığı, benzer işyerlerinin normal çalışma düzenleri, teşebbüsün mali gücü, bırakılan araçları özel deftere kaydedip kaydetmediği ve trafik sigortası yaptırıp yaptırmadığı gibi hususlar üzerinde durularak bir değerlendirme yapılmalıdır. Ekonomik gücü zayıf, düzensiz, basit yerlerin ne araç ne de zarar görenler için bir güvence olamayacağı gözardı edilemez.
Ayrıca, motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüs sahiplerinin işleten gibi sorumlu tutulabilmeleri için, araç üzerindeki hakimiyetin eylemli olarak teşebbüs sahibine geçmesi gerekir. Bu durum, her somut olayın özelliğine göre ayrı değerlendirilmelidir. Kısa süreli basit onarımlar gibi kesinlikten uzak, duraksamalı durumlarda, hakimiyetin geçtiği kabul edilmemelidir. Zira, motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan kişilerin işleten gibi sorumlu tutulmalarının nedeni, bunların motorlu araç üzerindeki fiili hakimiyetin kesin olarak sahibi bulunmalarından kaynaklanmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta ise; İHH tarafından, davalının trafik sigortacısı olduğu aracın dava dışı üçüncü kişilere ait bir tamirhaneye bırakıldığı ve bu işletmenin hakimiyetinde bulunduğu zamanda kaza gerçekleştiğinin sabit olduğu ve davacının bu hususun aksini ispat edemediği; aracın neden olduğu zarardan ... Genel Şartları'nın A.6.m maddesi uyarınca davalı sigortacının sorumlu olmadığı gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiştir. Oysa, yukarıda açıklandığı üzere, motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan kişilerin işleten gibi sorumlu tutulmaları için, öncelikle bu yerin yukarıda belirtilen şekilde teşkilatlanmış, güven veren bir tamirhane olması, aracın fiili hakimiyetinin de kesin olarak tamirhaneye geçmesi gerekmektedir. Kısa süreli tamiratlar, bu şekilde bir terk iradesini göstermez.
Açıklanan nedenlerle; aracın tamirdeyken davaya konu kazayı yaptığına dayanan ve bu hususu usulünce ispat etmesi halinde, KTK'nın 104. maddesi ve ... Genel Şartları gereği hukuki sorumluluktan kurtulacak olan davalının ispat yükü altında olduğu dikkate alınmak suretiyle, dava konusu zarara neden olan aracın bırakıldığı tamirhanenin, yukarıda belirtilen niteliklere sahip olup olmadığı ve aracın hangi tamirat için (ve ne kadar süreyle) bu yere bırakıldığı tespit edildikten sonra, tamirhane sahibi dava dışı üçüncü kişinin işleten gibi sorumlu olup olmayacağının, diğer bir deyişle, davalı sigortacının sorumluluğunun devam edip etmediğinin, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda yeniden değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın, hakem kararının saklanması kararını veren ... Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 22/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.