MAHKEMESİ:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nce başvurunun usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen 22/08/2020 tarih 2020/İHK-14153 sayılı itirazın reddine verilen kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, davacının yolcu olarak bulunduğu kaza tarihinde trafik sigortası olmayan aracın yaptığı tek taraflı trafik kazası kazasında davacının yaralandığını ve % 22 oranında gelişen maluliyetinin oluştuğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 40.000 TL sürekli işgöremezlik tazminatı ve 1.000 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 41.000 TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davalının davacıya % 4,2 maluliyet oranına göre 29/08/2018 tarihinde 28.140 TL sürekli işgöremezlik tazminatı ödediğini, daha sonra davacının tazminatın yetersiz olduğundan bahisle tahkime başvurduğunu, söz konusu tahkim dosyası kapsamında Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 11/02/2019 tarihli kararı ile davacı lehine 6.382,65 TL bakiye sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri tazminatına hükmedildiğini, söz konusu tutarın da davacıya ödendiğini ve 25/02/2019 tarihli ibranamenin imzalandığını, davalının sorumluluğunun sona erdiğini, davacının maluliyetinde gelişen durum olmadığını, başvurunun reddi gerektiğini savunmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, davacının tahkim öncesinde davalıya başvuru aşamasında sunduğu ... Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 18/05/2018 tarihli raporunda davacının kazadan kaynaklı maluliyet oranının % 4,2 olarak tespit edildiği, davacının eldeki tahkim başvurusunda maluliyetinin arttığından bahisle dosyaya sunduğu ... Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 29/08/2018 tarihli raporuna göre davacının kaza nedeniyle % 10,3 malul kaldığının rapor edildiği, hakem heyetinin 16/03/2020 tarihli ara kararı ile davacı hakkındaki iki farklı maluliyet raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi ve davacının maluliyetinde gelişen durumun olup olmadığının tespiti için kaza tarihinde geçerli olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre tanzim edilmiş yeni bir rapor alınmasına ve davacıya bu yeni raporu sunması için 20 günlük kesin süre verilmesine karar verildiği, davacının
verilen kesin sürenin başlangıcında, raporun sağlık kuruluşlarındaki COVİD-19 pandemisinden kaynaklı yoğunluk nedeniyle temin edilemeyeceğini yazı ile beyan ettiği, davacının verilen kesin süre içinde söz konusu raporu dosyaya ibraz etmediği, buna göre davasını ispat edemediği, davacının tahkimden önce davalıya geçerli raporla başvuru yapmadığı gerekçesiyle davacının başvurusunun dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Anılan karara karşı davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince; Uyuşmazlık Hakem Heyeti ile aynı gerekçelerle davacının itirazının reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde; Uyuşmazlık Hakem Heyetinin 16/03/2020 tarihli ara kararı ile davacının yeni bir sağlık raporu almasına ve davacıya bu yeni raporu sunması için 20 günlük kesin süre verilmesine karar verildiği, ancak davacının sağlık kuruluşlarındaki COVİD-19 pandemisinden kaynaklı yoğunluk nedeniyle söz konusu raporu temin edemeyeceğini beyan ederek raporu dosyaya sunmadığı, hakem heyetince süresinde raporun dosyaya sunulmaması nedeniyle başvurunun usulden reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
“Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi (1) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.” hükmünü haizdir.
2480 Sayılı Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Karar, 30 Nisan 2020 tarihli ve 31114 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup; karar, yayımı tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 7226 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi 1. fıkrası a bendi kapsamında 13.03.2020 tarihinden itibaren duran sürelerin 15.06.2020 (bu tarih dahil) ne kadar durmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan yasal maddeler kapsamında hakem heyetince 16/03/2020 tarihli ara karar ile verilen 20 günlük kesin süre belirsiz hale gelmiştir. 15/06/2020 tarihinde ise süreler yeniden başlamıştır. Buna göre İtiraz Hakem Heyetince; davacının 10/05/2020 tarihli Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı yaptığı itirazın incelenmesinde, duran sürelerin 15/06/2020 tarihinde yeniden işlemeye başladığı göz önüne alınarak, ara karar ile davacı hakkındaki iki farklı maluliyet raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi ve davacının maluliyetinde gelişen durumun olup olmadığının tespiti için kaza tarihinde geçerli olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine
göre tanzim edilmiş yeni bir rapor alınmasına ve davacıya bu raporu sunması için kesin süre verilmesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Şu durumda İtiraz Hakem Heyeti'nce; davacının ilk tahkim başvurusuna ilişkin Uyuşmazlık Hakem Heyeti karar tarihinden (11/02/2019) önceki ve sonraki eksik tüm tedavi evraklarının dosyaya temininin sağlanması, davacının % 4,2 oranındaki maluliyetini belirleyen raporu ile davacının gelişen durumuna ilişkin olarak dosyaya sunduğu % 10,3 oranındaki maluliyet raporunun karşılaştırılması, maluliyet oranları bakımından fahiş fark bulunduğu dikkate alınarak, iki rapor arasındaki bu çelişkinin giderilmesi ile oran farklılığının maluliyette artış olarak kabul edilip edilemeyeceği (iki raporda maluliyet belirlemesine esas teşkil eden fiziksel ve fonksiyonel arazlarda zaman içinde gelişim olup olmadığı, davacının ilk tahkim başvurusuna ilişkin Uyuşmazlık Hakem Heyeti karar tarihi olan 11/02/2019 ile eldeki başvuru 18/11/2019 tarihleri arasındaki süreçte davacıdaki arazların gelişim gösterip göstermediği) hususlarında, kaza tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre gerekçeli, denetime elverişli ve kaza ile illiyet bağının kurulduğu rapor alınması için ara karar ile davacıya süre verilmesine karar verilerek oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken eksik incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 08/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy