MAHKEMESİ: Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20/12/2017 tarihli kararın istinaf incelemesinde; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1131 esas, 2017/1167 karar sayılı dava dosyasında verilen 20/12/2017 tarihli kararını düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesine, davanın kabulü ile tazminatın 1.000,00-TL'sine dava tarihi olan 02/12/2014; 185.182,88-TL'sine ise ıslah tarihi olan 15/11/2017 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına dair verilen 31/01/2020 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı vekili; meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu ticari otobüste yaralandığını, davalı ... şirketine ... sigortası ve ferdi koltuk sigortası ile sigortalı olan araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu ileri sürerek şimdilik 1.000,00-TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 14/11/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile 12.500,00 TL zorunlu koltuk ferdi sigortası kapsamında, 172.682,88 TL geçici ve sürekli iş göremezlik sebebiyle tazminat faiziyle birlikte toplam 185.182,88- TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, davalı ... şirketinin sigortalısının, kusurlu hareketleri ile davacı tarafın yaralanmasına sebep olduğu, uzman bilirkişi raporunda belirtilen maluliyet oranının ve tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasının usulen yerinde olacağı gerekçesiyle; davanın kabulüyle 173.682,88 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının ve 12.500,00 TL zorunlu koltuk ferdi kaza sigortasından doğan maddi tazminat olmak üzere toplam 186.182,88 TL maddi tazminatın davalı ... şirketinin sorumluluğu poliçedeki limitle sınırlı olmak üzere ve ıslah ile faiz talep edilmediğinden taleple bağlı kalınarak
yalnızca dava dilekçesinde faiz talep edilmiş olmakla faiz talep edilen kısım olan 1.000,00 TL’lik kısmına dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından istinafa başvurulması üzerine de bölge adliye mahkemesince; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kabulüne,173.682,88TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, 12.500,00TL zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası tazminatı olmak üzere toplam 186.182,88TL maddi tazminatın (davalı ... şirketinin sorumluluğu poliçelerdeki limitle sınırlı olmak üzere) davalıdan alınıp davacıya verilmesine, tazminatın 1.000,00TL'sine dava tarihi olan 02/12/2014; 185.182,88 TL'sine ise ıslah tarihi olan 15/11/2017 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava, yaralamalı trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle karayolu taşımacılık mali sorumluluk sigorta poliçesi ve zorunlu koltuk ferdi kaza sigortasından dolayı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Söz konusu belirlemenin ise haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak ATK İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 07/03/2017 tarihli raporuyla, hastanın yaşına göre meslekte kazanma gücünde azalma (kalıcı sakatlık-maluliyet) oranının %32.2 olduğu, şahsın yaralanmasının 6 ayda tıbbi şifa bulacağı belirlenmiştir. Anılan bu rapor kaza tarihi itibariyle yürürlükte olmayan yönetmeliğe göre tek hekimle hazırlanmış olup hüküm kurmaya elverişli değildir. Eksik inceleme ile karar verilemez.
2- Ferdi kaza sigortaları, can sigortası türlerinden olup meblağ sigortası olması itibariyle de ölüm halinde limit kadar olmak üzere maktu; yaralanma hâlinde yapılan tedavi giderleri bakımından buna ilişkin limiti geçmemek üzere ve yapılan harcama kadar nispi; sürekli sakatlık halinde ise, sakat kalma oranı ve sakatlığın derecesine göre limitin belli oranı olmak üzere sigorta bedelinin ödenmesini gerektirir. Uyuşmazlık halinde bu yönlerin ispatlanması yeterli olup gerçek zararın hesaplatılmasına girişilmeksizin, tespit edilecek bu miktarların aynen ödenmesi gerekmektedir.
25/03/2004 tarihli Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartlar B.1.1 maddesi 1.fıkrasında: “İşbu poliçe ile temin edilen bir kaza, sigortalının derhal veya kaza tarihinden itibaren iki sene zarfında daimi surette maluliyetine sebebiyet verdiği takdirde tıbbi tedavinin sona ermesini ve daimi maluliyetin kat'i surette tesbitini müteakip, daimi maluliyet sigorta bedeli aşağıda münderiç nisbetler dahilinde kendisine ödenir." denildikten sonra, (36) satırdan oluşan bir tabloya yer verilmiş, daha sonrasında yer alan fıkrada ise "Yukarıdaki cetvelde zikredilmemiş bulunan maluliyetlerin nisbeti, daha az vahim olsalar bile, bunların ehemmiyet derecelerine göre ve cetvelde yazılı nisbetlere kıyasen tayin olunur." denilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan ATK İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 07/03/2017 tarihli raporu ile Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak davacının maluliyet oranının %32,2 olduğu belirtilmiştir.
Davacının maluliyetinin; poliçe şartlarında ve klozlarında düzenlenmiş olan maluliyet cetvelinden hangisi kapsamında kaldığı belirlenmelidir. Şayet maluliyetinin cetvelde belirtilen maluliyetlerden herhangi biri kapsamında değilse bunun organın işlev ve önem derecelerine göre cetvelde yazılı oranlara göre kıyasen belirlenmesi gerekmektedir.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde, bir meblağ sigortası olan ferdi kaza sigortacısı olan davalının sorumluluğunun, tespit edilen sakatlık oranı ve Genel Şartlar'a ekli cetvellere göre konusunda uzman bir doktor bilirkişi marifetiyle tespitinden sonra meblağın hesaplanması ve poliçedeki ferdi kaza teminat limitine göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
3- Dosya kapsamından; davacının dava dilekçesinde hükmedilecek olan maddi tazminata dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesini talep ettiği, 14/11/2017 tarihli ıslah dilekçesinde ise maddi tazminat istemini artırdığı ancak faiz başlangıcı yönünden ayrıca talepte bulunmadığı; bölge adliye mahkemesince, dava dilekçesi ile talep edilen maddi tazminat miktarı hakkında dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davacının ıslah dilekçesi ile artırdığı ve mahkemece kabul edilen kısım hakkında ise ıslah tarihinden faize hükmedildiği anlaşılmıştır.
24/05/2019 tarih ve E:2017/8 K:2019/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı ile “Bir miktar para alacağının faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin talep edildiği kısmî davada, dava konusu miktarın kısmî ıslahla faiz talebi belirtilmeksizin arttırılması halinde, arttırılan miktar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedileceği” yönünde karar verilmiş olup böylece ıslahta sadece miktarın arttırılması yeterli olup, dava dilekçesindeki faiz istemi ıslahı da kapsamaktadır. Belirtilen İBK kararı ve davanın dayanağı olan eylemin trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi tazminat niteliğinde olduğu nazara alındığında, dava dilekçesi ile talep edilen maddi tazminat miktarı ve ıslah dilekçesi ile artırılan ve mahkemece hüküm altına alınan maddi tazminatın tamamı yönünden dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekir. Bölge adliye mahkemesince, dava dilekçesi ile talep edilen maddi tazminat yönünden dava tarihinden, ıslah dilekçesi ile artırılan kısım yönünden ıslah tarihinden faize hükmedilmesi hatalı olup kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1), (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle temyiz olunan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi kararının HMK 373/1. maddesi gereğince kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 23/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.