MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1940 E., 2022/1533 K.
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Gemerek Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/34 E., 2021/60 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların ... Belediye Başkanı olarak görev yaptıkları dönemlerde mevzuata aykırı olarak belediyede işçi alımı yaptıklarını, daha sonra söz konusu işçilerin işten çıkarıldığını, bunun üzerine anılan işçilerin işçilik alacaklarına ilişkin iş mahkemesinde müvekkili Belediye aleyhine dava açtıklarını, açılan davaların kabul edilerek kesinleştiğini, söz konusu mahkeme ilamlarının takibe konulduğunu, müvekkili Belediyenin işçilere icra tehdidi altında ödeme yapmak zorunda kaldığını, henüz ödenmemiş olan miktarın da ilgili yönetmelik ve kanun gereğince talep edilebilirliğinin doğduğunu, davalıların mevzuata aykırı olarak işçi alımı yapmaları nedeniyle kamu zararının oluştuğunu, müvekkili Belediye tarafından davalıların sebep olduğu kamu zararının tahsili amacıyla davalılar aleyhine Gemerek İcra Müdürlüğünün 2016/17 Esas sayılı dosyası kapsamında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalıların takibe itiraz etmeleri üzerine takibin durduğunu, bu nedenle eldeki itirazın iptali davasını açmak zorunda kaldıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalıların itirazlarının iptaline, takibe devam edilerek Gemerek İcra Müdürlüğü'nün 2016/17 Esas sayılı dosyası ile talep edilen alacak ve ferileri ile yapılan icra takibi giderleri (vekalet ücreti, icra harç ve giderleri ve diğer giderler) alacağının tahsiline, davalıların alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmelerine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, usulsüz tebligat nedeniyle posta dağıtım memuru ve mahalle muhtarı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkili hakkında yapılan icra takibine istinaden açılan itirazın iptali davasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu itibarıyla rücuen tazminattan kaynaklı alacak davası olduğunu, davacı tarafın meydana geldiğini iddia ettiği kamu zararını usulüne uygun şekilde tespit ettirmeksizin ilamsız icra takibi yoluna başvurduğunu, akabinde de işbu itirazın iptali davasını açtığını, icra takibinin ve işbu davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, itirazın iptali davasının süresinde açılmadığını, diğer davalı ...'ın geçici işçilerin İş Kanunu'ndan kaynaklanan tüm yasal haklarını ödemiş olması halinde işbu davanın açılmasına gerek kalmayacağını, kabul anlamına gelmemekle birlikte eğer bir kamu zararı var ise bu zararın doğmasına diğer davalı ...'ın sebep olduğunu, davacının davasının reddi ile %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; açılan itirazın iptali davasının süresi içerisinde açılmadığından reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul etmemekle birlikte kamu zararının doğmuş olduğunun varsayılması halinde bile Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre kusur oranının tespit edilmesi ve bu kusur oranlarına göre zararın sorumlulardan rücu edilmesinin gerekli olduğunu, kusur oranı tespiti yapılmaksızın müvekkiline rücu talebinde bulunulmasının doğru olmadığını, icra takibine dayanak belge olarak gösterilen yazıya müvekkili tarafından itiraz edildiğini, müvekkilinden kamu zararının giderilmesi talebinde bulunan makam ile bu talebe müvekkili tarafından yapılan itirazı inceleyip itirazının reddine karar veren makamın aynı olduğunu, müvekkili hakkında açılmış bulunan davanın reddini, takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 24.12.2003 günlü ve 25326 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71 inci maddesinde, "Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır. Kamu zararının belirlenmesinde; a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması, b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması, c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması, d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması, e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması, g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması, esas alınır. Kamu zararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkin usûl ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." hükmünün yer aldığı, 19.10.2006 günlü ve 26324 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 10 uncu maddesinin 6 ncı fıkrasında, kamu zararı alacaklarının yapılan tebligata rağmen sorumlular ve/veya ilgililerce süresinde rızaen ödenmemesi halinde ilgili alacak takip dosyasının, sürenin bitiminden itibaren beş iş günü içerisinde, alacağın hükmen tahsili için, strateji geliştirme birimi veya taşradaki ilgili takip birimince kamu idaresini temsile yetkili hukuk birimine gönderileceği açıklamalarına yer verildiği, Yönetmeliğin "Kamu Zararlarından Doğan Alacakların Tahsil Şekilleri" başlıklı 12 nci maddesinde, "1) Kamu zararından doğan alacaklar, sorumlulardan ve/veya ilgililerden, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte tahsil edilir. (2) Tespit edilen kamu zararları; a) Rızaen ve sulh yolu ile ödenmek, b) 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerine göre takas yapılmak, c) 2004 sayılı Kanun hükümleri uygulanmak suretiyle tahsil edilir." hükmünün bulunduğu, Yönetmeliğin "İcra Yoluyla Tahsilat" başlıklı 15 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, "Sayıştay ve mahkeme ilâmları ile hüküm altına alındığı halde sorumluları ve/veya ilgilileri tarafından rızaen ödenmeyen kamu zararından doğan alacaklar, 2004 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilir." hükmünün düzenlendiği, işbu düzenlemeler kapsamında kamu zararının 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre takip konusu yapılabilmesi için; Sayıştay veya mahkeme kararlarıyla hüküm altına alınması zorunluluğunun bulunduğu, eldeki somut olayda bu zorunluluğun yerine getirilmediği ve İcra Müdürlüğü nezdinde doğrudan 7 örnek ödeme emrine dayalı ilamsız takip yapılmış olduğu, davacı tarafça ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine, alacaklının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, Sayıştay veya mahkeme ilamına rastlanılmadığı, ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf itirazının reddi gerektiği, mahkemece, Kamu Zararının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri gereğince tahsil yöntemi dikkate alınarak, Sayıştay veya mahkeme ilamı olmaksızın icra takibine geçilmiş olması nedeniyle davanın esasına girilmeksizin davanın reddine karar verildiği, bu nedenle davalılar lehine maktu vekalet ücreti takdir edilmiş olmasının isabetli olduğu, davalı tarafın nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönündeki istinaf itirazının yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin, davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemenin yönetmeliği, mevzuatı yanlış yorumlayarak, usul ve yasaya aykırı karar verdiğini, kamu zararının icra yolu ile tahsili yoluna gidebilmek için Sayıştay veya mahkeme kararlarıyla hüküm altına alınması zorunluluğunun bulunmadığını, Sayıştay veya mahkeme kararıyla hüküm altına alınmayan kamu zararının tahsili için doğrudan icra yoluyla/ ilamsız icra yoluyla takip başlatılarak kamu zararının tahsili yoluna gidebileceğini, Yargıtay uygulamasının ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun da bu yönde olduğunu, bu doğrultuda kamu zararının tahsili için doğrudan ilamsız icra yoluyla takip başlatılarak, itiraz üzerine itirazın iptali davası açmalarında usul ve yasaya, yönetmelik ve mevzuata aykırı bir yön olmadığını, esasa ilişkin olarak dosya kapsamında alınan kök ve ek bilirkişi raporlarındaki değerlendirmelerin hatalı olduğunu, raporların içeriğinin uyuşmazlık konusunun çözümüne ilişkin olmadığını, davaya konu talebin incelenmediğini, ek bilirkişi raporu alınması gerektiğini, ek bilirkişi raporu alınmasına ilişkin taleplerinin usul ve yasaya aykırı olarak reddedildiğini, davanın esası yönünden de ispatlanamamasının söz konusu olmadığını, kamu zararının mevcut olduğunu ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ... başkanlarının görev yaptıkları sürede mevzuata aykırı olarak işçi alımı yapılması nedeniyle oluştuğu iddia edilen kamu zararının tahsili amacıyla davalılar aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
1.Dosyanın incelenmesinde, davalıların ... Belediye Başkanı olarak görev yaptıkları dönemlerde mevzuata aykırı olarak belediyede işçi alımı yapıldığı, daha sonra söz konusu işçilerin işten çıkarıldığı, bunun üzerine anılan işçilerin işçilik alacaklarına ilişkin iş mahkemesinde davacı ... aleyhine dava açtıkları, açılan davaların kabul edilerek kesinleştiği, söz konusu mahkeme ilamlarının takibe konulduğu, davacı Belediyenin işçilere icra dosyası kapsamında ödeme yaptığı, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Kontrolörlüğünce düzenlenen 01.03.2017 tarihli İnceleme ve Araştırma raporunda; ... Belediyesinde 2004-2009 yılları arasında yasal olmayan bir şekilde geçici işçi çalıştırılarak Belediyenin zarara uğratıldığı iddiası üzerine rapor hazırlandığı, 5620 sayılı Kamuda Geçici İş Pozisyonlarında Çalışanların Sürekli İşçi Kadrolarına veya Sözleşmeli Personel Statüsüne Geçirilmeleri, Geçici İşçi Çalıştırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 3 üncü maddesi ile Belediye ve Bağlı Kuruluşları İle Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmeliğin 24 üncü maddesine aykırı davranılarak yedi geçici işçinin çalıştırılması sonucu mahkeme kararıyla 329.976,63 TL'nin Belediye bütçesinden işçilere ödenmesi suretiyle Belediyenin zarara uğratıldığının tespit edildiği, davacı tarafça davalıların görev yaptıkları sürede mevzuata aykırı olarak işçi alımı yapılması nedeniyle kamu zararının oluştuğunun iddia edildiği, davacı ... tarafından davalıların sebep olduğu kamu zararının tahsili amacıyla davalılar aleyhine Gemerek İcra Müdürlüğünün 2016/17 Esas sayılı dosyası kapsamında ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalıların takibe itiraz etmeleri üzerine takibin durduğu, bu nedenle davacı ... tarafından eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, davalıların kamu zararına sebep olmadıkları yönünde savunmada bulundukları, İlk Derece Mahkemesince Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "Kamu Zararlarından Doğan Alacakların Tahsil Şekilleri" başlıklı 12 nci maddesi ile "İcra Yoluyla Tahsilat" başlıklı 15 inci maddesi uyarınca kamu zararının 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre takip konusu yapılabilmesi için; Sayıştay veya mahkeme kararlarıyla hüküm altına alınması zorunluluğunun bulunduğu, eldeki davada Sayıştay veya mahkeme kararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesi ile aynı gerekçe ile davacı vekilinin, davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verildiği, kararın davacı vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır.
24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 71 inci maddesinde; "Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır. Kamu zararının belirlenmesinde; a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması, b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması, c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması, d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması, e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması, g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması, esas alınır. Kamu zararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkin usûl ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." şeklinde hüküm bulunduğu, 19.10.2006 tarihli ve 26324 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin "Kamu zararının tespiti ve bildirilmesi" başlıklı 7 nci maddesinde; "(1) Kamu zararı 6 ncı maddede belirtilen hususlar göz önünde bulundurulmak suretiyle; a)Kontrol, denetim veya inceleme, b)Sayıştayca kesin hükme bağlama, c)Yargılama sonucunda tespit edilir.(2) Tespit edilen kamu zararına ilişkin yazı, tutanak, rapor, ilâm ve benzeri belgeler ilgili kamu idaresine gönderilir.", "Kamu zararından doğan alacağın tebliği ve takibi" başlıklı 10 uncu maddesinin 4 üncü fıkrasında; "Kamu zararı alacaklarının yapılan tebligata rağmen sorumlular ve/veya ilgililerce süresinde rızaen ödenmemesi, sulh teklifinde ya da itirazda bulunulmaması halinde sürenin bitiminden itibaren beş iş günü içerisinde, sulh teklifinin ya da itirazın idare tarafından reddedilmesi halinde ise bu ret tarihinden itibaren beş iş günü içerisinde ve her hâlükârda 30 günlük ödeme süresinden sonra ilgili alacak takip dosyası, alacağın tahsili için takibe yetkili birimce kamu idaresini temsile yetkili hukuk birimine gönderilir.", "Kamu Zararlarından Doğan Alacakların Tahsil Şekilleri" başlıklı 12 nci maddesinde; "(1) Kamu zararından doğan alacaklar, sorumlulardan ve/veya ilgililerden, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte tahsil edilir. (2) Tespit edilen kamu zararları; a) Rızaen ve sulh yolu ile ödenmek, b)11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre takas yapılmak, c) 2004 sayılı Kanun hükümleri uygulanmak suretiyle tahsil edilir." şeklinde düzenlemelerin yer aldığı görülmektedir.
Yönetmeliğin 7 nci maddesine göre kontrol, denetim veya inceleme ile kamu zararının tespit edilebileceği, 12 nci maddesine göre ise kamu zararlarından doğan alacakların 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümleri uygulanmak suretiyle tahsil edilebileceğinin belirtildiği, Yönetmeliğin 12 inci maddesinin incelenmesinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununda yer alan hükümler uygulanmak suretiyle kamu alacağının tahsil edilebilmesi için Sayıştay veya mahkeme ilamının bulunması gerektiği yönünde bir sınırlandırmanın söz konusu olmadığı, bu şekilde verilmiş bir ilam olmaksızın da eğer kamu zararının bulunduğu tespit edilmiş ise sorumlular hakkında icra takibi yapılabileceği, buna göre İlk Derece Mahkemesince Sayıştay veya mahkeme ilamı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin isabetli olmadığı anlaşılmıştır.
Şu durumda, İlk Derece Mahkemesince davanın esasına girilerek, davalıların görev yaptıkları süre boyunca davaya konu eylemleri nedeniyle kamu zararına sebep olup olmadıkları konusunda inceleme yapılması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
VI. KARAR
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.