MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1677 Esas - 2022/1527 Karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2005/377 Esas - 2018/633 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davacı ... Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSU) Genel Müdürlüğünde Aralık 1998 - Mayıs 1999 tarihleri arasında davalılardan ...'nin İSU Genel Müdürü, davalı ...'ın İSU Genel Müdür Yardımcısı, davalılar ... ve ...’nin murisi ......... İdari ve Mali İşler Daire Başkan vekili, davalılar ..., ..........ve .........un ise mutemet olarak görev yaptıklarını, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Kontrolörleri tarafından düzenlenen 31.07.2002 tarihli raporda kurum zararı belirlendiğini, ... ve diğer davalılar hakkında İSU Genel Müdürlüğü bünyesinde bütçe harici ve gayriresmi olarak üst düzey yöneticileri fonu adı altında bir fon oluşturulduğunu, bu fonun ana kaynağının İSU tahsilatlarından elde edilen paralar ve diğer kaynaklardan oluştuğu, bu fondan kendilerine ve üçüncü kişilere menfaat sağladıkları gerekçesiyle 31.07.2002 tarihli rapor düzenlenerek Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyusunda bulunulduğunu, davalılar hakkında zimmet suçunu işlediklerinden bahisle Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2002/323 esas sayılı dosyasında yargılamanın devam etmekte olduğunu, İSU tahsilatlarından oluşan bu gayriresmi fondan davalıların kişisel maksatlarla kullandığı ve üçüncü kişilerin ihtiyacı için kullandırdığı paraların toplamı 414.020.83 YTL olup bu meblağın 222.444.13 YTL'lik kısmının davalılar tarafından idareye ödendiğini, ancak bakiye 191.576.70 YTL kurum zararının halen geri ödenmediğini belirterek davacı kurumun zararı olan 191.576.70 YTL’nin olay tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalılar tarafından kuruma iadesi yapılan 222.444.13 YTL’nin kurumdan alındığı tarihler ile kuruma iade edildiği 31.07.20 02... .08.2002 tarihleri arasındaki işlemiş faizlerinin toplamı olan 344.312,53 YTL’nin 31.07.2002-01.08.2002 tarihlerinden itibaren işleyecek değişen oranlı avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın yasal süresinde açılmadığını, öncelikle zamanaşımı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca zimmet suçu isnadıyla Kocaeli 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 2002/323 esas sayılı dosyasında açılan davanın beraat kararı ile sonuçlandığını, ceza mahkemesinde verilen beraat kararının hukuk hakimi yönünden bağlayıcı nitelikte olduğunu, bu nedenle dava konusu kurum zararından davalı müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı kurumun önceki yıllara ilişkin olarak düzenlenen 31.07.2002 tarihli raporuna göre, 1998-1999 yılları itibariyle işlendiği ileri sürülen zimmet suçlamasına dayalı tazminat talebinin haksız olduğunu, davalılar hakkında ceza mahkemesince beraat kararı verildiğini, ceza yargılamasında suçun sübut bulmaması nedeniyle verilen beraat kararı nedeniyle eldeki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ve ticari iş söz konusu olmadığından avans faizi talebinin yersiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Uzun vekili cevap dilekçesinde; Ağustos 1998 tarihinde tahsildarlık görevinden emekli olduğunu ve emekliliğinden sonra meydana gelen olaylardan sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı... mirasçıları ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; 26.05.2005 tarihinde vefat eden murisleri...’un mirasını ret ve kabul hakları bulunduğunu, bu konuda Kocaeli 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/1275 esas sayılı dosyasında açılan mirasın reddi davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, terekeyi reddeden davalıların murisin borçlarından sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde; davacı kurumun dayandığı 31.07.2002 tarihli müfettiş raporundan daha önce haberdar olmadıklarını, dava dilekçesi ile durumu öğrendiklerini, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2002/323 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu davalılar lehine olup ceza davasının beraat kararı ile sonuçlanma olasılığının yüksek olduğunu, bu nedenle ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Cevdet Özdemir, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar hakkında zimmet suçunu işlediklerinden bahisle açılan ceza davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği, 17.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda, davacı kurumun toplam zararının 414.040,83 TL olarak belirlendiği, davalılar tarafından dosyaya sunulan iki adet ödeme listesi ve ekindeki banka dekontları birebir karşılaştırılmak suretiyle 31.07.2012 tarihinde 374.554,70 TL ve 01.08.2002 tarihinde 106.464,43 TL olmak üzere toplam 481.019,13 TL geri ödeme yaptıkları, davacı tarafından talep edilen 414.020.83 TL’nin 66.998,30 TL fazlasıyla ödenmiş olduğu, bu nedenle davacının, davalılardan anapara nedeniyle bir alacağı bulunmadığı, davacı ...’nün zarara uğradığı tarih kesin olarak saptanamadığından harcamaların bittiği tarihin değil, harcamaların başladığı Aralık 1999 tarihinden itibaren ödemenin yapıldığı 01.08.2002 tarihine kadar haksız fiil nedeniyle yasal faiz işletilmesi gerektiği, bilirkişi raporunda Aralık 1999 sonu-01.08.2002 tarihleri aralığı için yapılan faiz hesabında belirlenen tutarın 114.192,86 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının anapara alacağı talebinin reddine, 114.192,86 TL faiz alacağının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle......... dışındaki davalılardan ortaklaşa ve dayanışmalı olarak alınıp davacı tarafa verilmesine, Kocaeli 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/1275 esas ve 2006/1628 sayılı kararı ile davalılar ... ve ...’nin muris...’un mirası reddettikleri hususunun tahsil aşamasında gözetilmesine, davalı ... Uzun Ağustos 1998 tarihinde tahsildarlık görevinden emekli olduğundan hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davanın ceza zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, anaparanın davalılar tarafından ödendiği, davanın niteliği göz önüne alınarak hüküm altına alınan faiz miktarına dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasının doğru bulunduğu ve hükme esas alınan bilirkişi raporunun içeriği itibariyle hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davalı ... vekili ile davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2002/323 esas sayılı dosyasında açılan davada davalıların beraatine karar verildiğini, davanın hiçbir aşamasında söz konusu alacak ile ilgili herhangi bir belge sunulmadığını, davaya konu miktar, personele avans olarak dağıtıldığı halde dosya kapsamında ticari alışveriş olarak görüldüğünü, miktarın personele avans olarak dağıtıldığı hususu ceza davasında açıkça ortaya konmuş olmasına rağmen mahkemece hataya düşülerek ticari alışveriş olarak nitelendirildiğini, dava konusu olayda davalıların temerrüdünün söz konusu olmadığını, bu nedenle faizden sorumlu tutulmasının da mümkün olmadığını, taraflar tacir olmadıklarından avans faiz oranlarına göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, kamu alacakları ile ilgili faizlerin kaldırılmış olması nedeniyle faiz talebinde bulunulamayacağını, faiz alacağına yine faiz işletilerek faize faiz yürütme yasağına aykırı davranıldığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalıların Kocaeli Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (İSU) çalışanları olarak görev yaptıkları dönemde kurum paralarını usulsüz kullanmaları nedeniyle oluşan kurum zararının tahsili istemine ilişkindir.
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 297/2. maddesi uyarınca hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu yön, kamu düzenine ilişkindir.
Eldeki temyize konu asıl dava ve birleşen dava olmak üzere iki dava bulunmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 166 ve devamı maddeleri uyarınca davaların birleştirilmesine karar verilmesi halinde sadece bunların yargılaması birlikte yürütülmekte olup her dava bağımsız karakterini korumaktadır. Bu durumda her dava için ayrı ayrı hüküm kurulmalı, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti ve diğer hususlar her dava için ayrı ayrı belirlenmelidir. Somut olayda mahkemece; asıl ve birleştirilen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması 6100 sayılı HMK’nın 297/2. maddesine uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2.Dosya kapsamından; davacı vekili tarafından birleşen dava dilekçesinde, davalılar tarafından kuruma iadesi yapılan 222.444.13 YTL’nin kurumdan alındığı tarihler ile kuruma iade edildiği 31.07.20 02... .08.2002 tarihleri arasındaki işlemiş faizlerinin toplamı olan 344.312,53 YTL’nin 31.07.2002-01.08.2002 tarihlerinden itibaren işleyecek değişen oranlı avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesinin talep edildiği, mahkemece hükme esas alınan 17.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda, davacının toplam zimmet tutarı olarak belirttiği ve davalılar tarafından 01.08.2002 tarihinde ödenilen 414.020,83 YTL'nin faiz tutarlarının hesaplandığı ve mahkemece söz konusu bilirkişi raporu esas alınarak hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK’nın 26. maddesi uyarınca hâkim, tarafların talep ve sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Bu durumda, davacı tarafın talebi olmadığı halde 414.020,83 YTL'nin faiz tutarı hesaplanarak talebi aşar şekilde karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
3.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2. maddesi uyarınca; hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bu yön, kamu düzenine ilişkindir.
Bu durumda; Kocaeli 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/1275 esas ve 2006/1628 sayılı kararı ile davalılar ... ve ...’nin muris...’un mirasını reddettikleri gözetilerek İlk Derece Mahkemesince bu hususun tahsil aşamasında gözetilmesi şeklinde karar verilmiş olmasının 6100 sayılı HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca düzenleme altına alınan davalı tarafın sorumluluğunun hüküm fıkrasında tereddüt ve şüphe uyandırmayacak şekilde belirlenmesi kuralına aykırılık teşkil ettiği anlaşılmış olup bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
4.Bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalılar ... ve ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
1.Yukarıda (1), (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının temyiz eden davalılar ... ve ... yararına BOZULMASINA,
3.Yukarıda (4) numaralı bentte açıklanan nedenle davalılar ... ve ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan harcın istek halinde davalılar ... ve ...'a iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.