MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/323 E., 2022/365 K.
İlk Derece Mahkemesi direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz incelemesi sırasında duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369. maddesinin direnme kararının temyizini kapsamadığı, direnmenin düzenlendiği aynı Kanun’un 373. maddesinde ise duruşmaya yer verilmediği gözetildiğinde direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağı kabul edilerek davalı vekilinin duruşma talebinin reddine karar verilip Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; ... Genel Başkanı olan davalının 28.11.2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Parti Grup Toplantısı'nda yapmış olduğu konuşmada sarf ettiği söz ve ifadeler nedeniyle müvekkillerinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, hakaret ve iftira niteliğinde olan ifadelerle müvekkillerinin onur, şeref ve saygınlığının zedelendiğini, ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek müvekkili ... için 500.000,00 TL, diğer müvekkillerinin her biri yararına ayrı ayrı 200.000,00'er TL manevi tazminat olmak üzere toplam 1.500.000,00 TL manevi tazminatın 28.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tazmini isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu konuşmada hakaret niteliğinde görülebilecek söz ve ifade bulunmadığını, yargılama aşamasında yapılacak araştırma ile dava konusu yapılan olguların doğruluğunun ispat edilebileceğini, müvekkili tarafından yapılan açıklamaların kamuoyunu bilgilendirmeye matuf, delillerle destekli, tamamen gerçeklere dayalı ve güncel konulara ilişkin olduğunu, eleştiri sınırlarını aşan ifadelerin söz konusu olmadığını, kişilik haklarının ihlali boyutuna ulaşacak beyanlara yer verilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.07.2020 tarihli ve 2019/2 74... /164 sayılı kararıyla davalının 28.11.2017 tarihli Parti Grup Toplantısında yaptığı konuşmada sarf ettiği söz ve ifadelerle davacılara suç isnat edildiği; davalının, davacılar hakkındaki iddialarının gerçek dışı olduğu, buna dair somut delil bulunmadığı, davacıların kişilik haklarının saldırıya uğradığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacılar ... için 110.000,00 TL, ... için 15.000,00 TL, ... için 17.000,00 TL, ... için 25.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın 28.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacılara verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 23.10.2020 tarihli 2020/14 26... /961 sayılı kararı ile davalının 28.11.2017 tarihli TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmayla davacıları hedef aldığı, davalının iddialarının doğru olmadığı hususunun Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/200649 esas sayılı dosyasında yapılan soruşturmayla sabit olduğu, davalı tarafından yapılan asılsız ithamların haksız fiil niteliği taşıdığı, siyasi kişiliklerin iddia ve ithamlarında daha özenli davranması gerektiği, iddiaların gerçekliğini araştırmadan beyanda bulunmalarının kabul edilemeyeceği, iftira niteliğindeki ifadelerin davalının yasama dokunulmazlığı sınırlarını aştığı, olgu isnadına varan mahiyette olduğu, davalının davaya konu konuşmasında sarf ettiği sözlerin, ifade özgürlüğü ya da eleştiri sınırları içerisinde değerlendirilemeyeceği ve davacıların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği, davalının haksız eylem niteliğindeki sözleri nedeniyle davacılar yararına manevi tazminata hükmedilmesinde ve manevi tazminatların miktarında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 26.01.2022 tarihli ve 2020/37 57... /978 Karar sayılı ilamıyla; davaya konu söz ve ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacılar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden kişilik haklarına saldırı olmadığı gerekçesi ile davanın tümden reddedilmesi gerektiği ayrıca davacı ... yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğu gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hakimin reddine dair taleplerinin hukuka aykırı olarak geri çevrildiğini, cevap dilekçesinde dayandıkları deliller toplanmadan karar verildiğini; esas yönünden ise, müvekkilinin dava konusu konuşmasında hakaret kapsamında görülebilecek bir ifadesinin bulunmadığını, konuşmada geçen tüm iddiaların doğru olduğunu, değer yargısı niteliğinde olduğunu, müvekkilinin açıklamalarının kamuyu bilgilendirmeye matuf, delillerle destekli, tamamen gerçeklere dayalı, güncel konulara ilişkin olduğunu; hayali, desteksiz ve eleştiri sınırlarını aşan ifadeler kullanılmadığını, kişilik hakkının ihlali boyutuna ulaşacak beyanlara yer verilmediğini, yapılan eleştirilerin görünür gerçeklik kapsamında kaldığını, davacıların kişilik haklarına saldırı oluşturmadığını, davanın tümden reddedilmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatların fahiş olduğunu, direnme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanının 28.11.2017 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Parti Grup Toplantısında yapmış olduğu konuşmada sarf ettiği söz ve ifadelerin davacıların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olup olmadığı ve ifade özgürlüğü kapsamında kalıp kalmadığı, buradan varılacak sonuca göre davalının manevi tazminatla sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında toplanmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına göre temyizen incelenen direnme kararındaki tespit ve değerlendirmelerin yerinde olduğunun, davalının iddialarının doğru olmadığı hususunun Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/200649 esas sayılı dosyasında yapılan soruşturmayla sabit olduğunun, takdir edilen manevi tazminat miktarlarının tarafların sıfatı, saldırının ağırlığı, olay tarihi ve olayın gelişimi birlikte gözetildiğinde uygun bulunduğunun anlaşılmasına göre karar usul ve kanuna uygun olup direnme kararına yönelik temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler yerinde görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi direnme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373 üncü maddesi beşinci fıkrası gereğince ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.12.2025 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dairemizin 26.01.2022 tarih ve 2020/3757-2022/978 sayılı kararında yer alan 1. bentteki bozma gerekçesi ile 2. bentteki bozmaya karşı yazılan muhalefet gerekçesinin yerinde olduğunu düşündüğümden direnme kararının onanması yönündeki çoğunluk görüşüne iştirak edemiyorum.