MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/579 D. İş, 2023/578 K.
İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş olup duruşma istemi reddedilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı aracın karışmış olduğu 15.10.2021 tarihli trafik kazasında davacının malul kaldığını, sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapıldığını ancak ödeme olmadığını beyanla, fazlaya ilişkin haklar ile ıslah etme hakkı saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici bakıcı gideri ve 600,00 TL rapor ücreti olmak üzere toplam 900,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren avans faizi birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, talebini 15.08.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam 430.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetkisiz vekil tarafından açılan huzurdaki başvurunun aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, başvurudan önce sigorta şirketine yönetmeliğe uygun sağlık kurulu raporu sunulmadığını, usulüne uygun başvuru yapılmamış olduğundan ve bu husus tamamlanamaz dava şartı olduğundan öncelikle dava şartı noksanlığı nedeniyle başvurunun usulden reddi gerektiğini, sunulan maluliyet raporunun yönetmelik hükümlerine aykırı olduğunu, uzlaşma olup olmadığı hususu tespit edilerek uzlaşmanın mevcut olması halinde aktif husumet yokluğundan başvurunun reddi gerektiğini, rapor ücreti talebinin reddi gerektiğini, kaza tespit tutanağında sigortalı araç sürücüsüne kusur atfedilmediğinden başvurunun reddi gerektiğini, başvurunun reddine ilişkin beyanlar saklı kalmak kaydıyla sigortalı araç sürücüsüne kusur atfedilmesi halinde başvuranda meydana gelen arazın ilk kazadan dolayı mı meydana geldiğinin yoksa ikinci kazadan dolayı mı meydana geldiğinin tespiti gerektiğini, başvuran çocuğun kaza sırasında Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150. maddesi gereği zorunlu çocuk bağlama sistemi kullanılmaksızın seyahat ettirilmiş olması sebebi ile başvuru konusu kaza sonucu oluşan zarara müterafik kusuru ile sebep olmasından dolayı tazminattan indirim yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik talebinin reddi gerektiğini, geçici bakıcı iderinin teminat kapsamında olmadığını, aksi halde dahi davacının aile içi bakım dayanışmasından yararlanacağı gözetilerek hükmedilecek geçici bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumlu olduğunu, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,65 teknik faiz esas alınarak yapılması gerektiğini, usulüne uygun başvuru olmadığından temerrüt oluşmadığını aksi halde dahi başvuru tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu olunduğunu, hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan ücretin 1/5'i olması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; başvurunun kısmen kabulü ile 416.773,80 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 3.577,50 TL geçici bakıcı gideri toplamı 420.351,30 TL tazminatın 18.01.2023 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, rapor ücretinin yargılama gideri olarak değerlendirilmesine, 9.048,70 TL geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile itirazların reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kaza tespit tutanağı ile bilirkişi raporunda tespit edilen kusur oranlarının çelişkili olduğunu, çelişki giderilmeden karar verildiğini, başvurunun reddine ilişkin beyanlar saklı kalmak kaydıyla sigortalı araç sürücüsüne kusur atfedilmesi halinde başvuranda meydana gelen arazın ilk kazadan dolayı mı meydana geldiğinin yoksa ikinci kazadan dolayı mı meydana geldiğinin tespiti gerektiğini, bu husus gözardı edilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, başvuran çocuğun kaza sırasında Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 150. maddesi gereği zorunlu çocuk bağlama sistemi kullanılmaksızın seyahat ettirilmiş olması sebebi ile başvuru konusu kaza sonucu oluşan zarara müterafik kusuru ile sebep olmasından dolayı tazminatta indirim yapılması gerektiğini, maluliyet raporunun ve oranının kabulünün mümkün olmadığını, başvuru sahibinin kafa travmasına bağlı epilepsi nöbeti geçirme riskine ilişkin olarak kaza sonrasında nöroloji servisinde nörolojik tedavi gördüğüne ilişkin olarak dosyaya sunulmuş herhangi bir teşhis ve tedavi belgesi bulunmadığını, kazadan yalnızca 14 ay sonra, büyük kemik kırıkları için kaza sonrasında geçmesi gereken minimum 18 aylık stabilizasyon/iyileşme süresi dolmadan hazırlandığını, başvurunun usulden reddi gerektiğini, aksi halde dahi başvuranda ömür boyu epilepsi oluşup oluşmayacağı hususunun belirlenmesi amacıyla üniversitelerin Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlıklarından içerisinde psikiyatri ve nöroloji uzmanının da bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, yetkisiz vekil tarafından açılan huzurdaki başvurunun aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, geçici bakıcı giderinin teminat kapsamında olmadığını, aksi halde dahi davacının aile içi bakım dayanışmasından yararlanacağı gözetilerek hükmedilecek geçici bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini beyanla ve resen dikkate alınacak sebeplerle İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalıya ZMSS poliçesi ile sigortalı araç ile davacının yolcu olarak bulunduğu dava dışı aracın karışmış olduğu 15.10.2021 tarihli trafik kazasında davacının yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.
11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir.
Somut olayda hükme esas alınan ... Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen 07.12.2022 tarihli sağlık kurulu raporunda, davacının trafik kazasına bağlı temporal bölgede fraktür ve SAK şeklindeki arazının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik Engel Oranları Alan Klavuzu, sinir sisteminin epilepsi başlığındaki “nöbeti olmayan ancak nöbet geçirme riski olanlar” alt başlığı kullanılarak % 5 olarak hesaplandığı görülmüştür.
Davacının sürekli iş göremezliğinin dava konusu kaza sonucu oluştuğunun, yani illiyet bağı bulunduğunun belirlenmesi sorumluluk açısından zorunludur. Dosya içerisindeki sağlık kurulu raporu hüküm kurmaya elverişli olmayıp eksik inceleme ile karar verilemez.
Bu durumda, davacının fiziksel bulgularının yanında epilepsi tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakı temin edildikten sonra muayenesi de yapılarak ve davacının kaza tarihinde 5 aylık bebek olduğu göz önüne alınarak kaza tarihinde yürürlükte bulunan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik (ÇÖZGER) atfıyla Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre Adli Tıp Kurumundan veya başka bir Üniversite Hastanesinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümünden rapor alınmalıdır. Raporda; özellikle kazadan sonra oluştuğu belirtilen “nöbeti olmayan ancak nöbet geçirme riski olanlar” olarak nitelendirilen rahatsızlık nedeniyle davacıda sürekli iş göremezliğin oluşup oluşmadığı veya bu bulgunun, sürekli iş göremezlik oranını artırıp artırmadığı, kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığı, ömür boyu sürüp sürmeyeceği, sürekli değilse ne kadar devam edeceği hususlarına yer verilerek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden gerekçeli, denetime elverişli rapor alınıp (kararın davacı tarafından temyiz edilmediği göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları da gözetilerek) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 177/3 maddesinde " Islah, sözlü veya yazılı olarak yapılabilir. Karşı taraf duruşmada hazır değilse veya ıslah talebi duruşma dışında yapılıyorsa, bu yazılı talep veya tutanak örneği, haber vermek amacıyla karşı tarafa bildirilir. " hükmü yer almakta olup, bu düzenleme gereği ıslah talebinin karşı tarafa bildirilmesi zorunludur.
Somut olayda; davacı vekili tahkime başvuru dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla toplam 900,00 TL tazminatın tahsilini talep etmiş, ancak açıkça 6100 sayılı Kanun'un 107. maddesine dayalı olarak belirsiz alacak davası açtığını açıklamamıştır. Buna göre başvuru dilekçesinin kısmi dava kapsamında olduğu, belirsiz alacak davası olarak tanımlanamayacağı açıktır. Davacı vekili, 15.08.2023 tarihli talep artırım dilekçesi sunarak talebini toplam 430.000,00 TL'ye yükselttiğini belirtmiştir. Bu durumda 15.08.2023 tarihli dilekçe ıslah dilekçesi niteliğinde olup 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ıslahı düzenleyen hükümlerine tabidir. Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı kapsamında bulunan savunma hakkının etkin biçimde kullanılmasını teminen konulmuş olup hassasiyetle üzerinde durulmalıdır. Bu yasal düzenlemede, davada taraf olanların haklarının korunması amaçlanmış olup tarafların yargılama süreçlerine etkin bir şekilde katılımı ise yapılan tüm bildirimlerin usulüne uygun olması ile sağlanabilecektir. Somut olayda ise ıslah dilekçesinin davalı vekiline bildirimine dair herhangi bir belgenin dosyada bulunmadığı, davalının, ıslaha karşı cevap verme, savunmalarını yapma imkanından yoksun bırakıldığı görülmektedir.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereği, davacı tarafın ıslah dilekçesinin davalı ... şirketine bildirilmesi gerekirken usulünce yapılmış bildirim olmadan ve davalının savunma hakkı kısıtlanarak yargılamaya devam edilip ıslahı da kapsar şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve İtiraz Hakem Heyeti kararının açıklanan nedenle de bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
1- Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2-Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.