MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/506 E., 2023/514 K.
İlk Derece Mahkemesi direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz incelemesi sırasında duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369. maddesinin direnme kararının temyizini kapsamadığı, direnmenin düzenlendiği aynı Kanun’un 373. maddesinde ise duruşmaya yer verilmediği gözetildiğinde direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağı kabul edilerek davalı vekilinin duruşma talebinin reddine karar verilip Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; ..... Genel Başkanı olan davalının 19.12.2017 tarihinde NTV'de yayınlanan "...... Özel" isimli programda sarf ettiği söz ve ifadeler nedeniyle müvekkillerinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, hakaret ve iftira niteliğinde olan ifadelerle müvekkillerinin onur, şeref ve saygınlığının zedelendiğini, ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek müvekkili ... için 250.000,00 TL, ... için 125.000,00 TL ve ... için 125.000,00 TL olmak üzere toplam 500.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin konuşmasında hakaret kapsamında görülebilecek söz ve ifade bulunmadığını, söz konusu konuşmadaki tüm olguların gerçek olduğunu ve tamamının taraflarınca ispat edilebileceğini, müvekkilinin açıklamalarının kamuyu bilgilendirmeye matuf, delillerle destekli, tamamen gerçeklere dayalı, güncel konulara ilişkin olduğunu, davaya konu eleştirilerin görünür gerçeklik kapsamında kaldığını ve davacıların kişilik haklarına saldırı olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29.11.2018 tarihli ve 2018/2 Esas 2018/480 sayılı kararıyla; davalının iddialarının doğru olmadığı hususunun Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/200649 Esas sayılı dosyasında yapılan soruşturmayla sabit olduğu, söz konusu soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davalının davacıların doğrudan kişiliğini hedef alarak gerçek dışı ithamlarda bulunduğu gerekçesiyle davacıların ve davalının sosyal konumları, statüleri, görevleri, davalının eyleminin ağırlığı ve ciddiyeti, eylemin herkese açık bir biçimde bir televizyon programında yapılması, davalının gerçekliği ispatlanamayan aynı söylemleri farklı yerlerde de dile getirmesi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne, davacı ... için 150.000,00 TL, ... için 20.000,00 TL ve ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 19.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 23.10.2020 tarihli 2019/10 09... /965 sayılı kararı ile; davalının dava konusu söylemlerinin; davacıların onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadı mahiyetinde olduğu, davacıların itibarlarının zedelendiği, isnatlarla ilgili yürütülen savcılık soruşturmasında suç unsuru bulunmadığı, davacıların kişilik haklarının ihlal edildiği hususunun dosya kapsamında sabit olduğu, ilk derece mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 26.01.2022 tarihli ve 2020/3743 Esas, 2022/977 Karar sayılı ilamıyla; .......... Genel Başkanı olan davalı tarafından 19.12.2017 tarihinde ... adlı televizyon kanalında yayınlanan özel bir programda yapılan konuşmanın yaşanan güncel olaylara ilişkin olduğu, davaya konu ifadelerin, Yargıtay, AYM ve AİHM’nin istikrar bulmuş içtihatlarına göre; ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kaldığı ve davacıların şöhret ve itibarına saldırı oluşturmadığı, davalının tazminat ile sorumlu tutulmasının yerinde görülmediği, davanın tümden reddi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Direnme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hakimin reddi prosedürünün hukuka aykırı olarak uygulanmaksızın bu talebin geri çevrildiğini, adil yargılanma koşullarının oluşmadığını, esas yönünden ise, müvekkilinin dava konusu konuşmasında hakaret kapsamında görülebilecek bir ifadesinin bulunmadığını, konuşmada geçen tüm iddiaların doğru olduğunu, değer yargısı niteliğinde olduğunu, müvekkilinin açıklamalarının kamuyu bilgilendirmeye matuf, delillerle destekli, tamamen gerçeklere dayalı, güncel konulara ilişkin olduğunu; hayali, desteksiz ve eleştiri sınırlarını aşan ifadeler kullanılmadığını, kişilik hakkının ihlali boyutuna ulaşacak beyanlara yer verilmediğini, yapılan eleştirilerin görünür gerçeklik kapsamında kaldığını, davacıların kişilik haklarına saldırı oluşturmadığını, direnme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanının 19.12.2017 tarihinde .... yayınlanan "........ Özel" isimli programda sarf ettiği söz ve ifadelerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olup olmadığı ve ifade özgürlüğü kapsamında kalıp kalmadığı, buradan varılacak sonuca göre davalının manevi tazminatla sorumlu tutulup tutulamayacağı noktasında toplanmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına göre temyizen incelenen direnme kararındaki tespit ve değerlendirmelerin yerinde olduğunun, davalının iddialarının doğru olmadığı hususunun Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/200649 Esas sayılı dosyasında yapılan soruşturmayla sabit olduğunun, takdir edilen manevi tazminat miktarlarının tarafların sıfatı, saldırının ağırlığı, olay tarihi ve olayın gelişimi birlikte gözetildiğinde uygun bulunduğunun anlaşılmasına göre karar usul ve kanuna uygun olup direnme kararına yönelik temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler yerinde görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi direnme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373 üncü maddesi beşinci fıkrası gereğince ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.12.2025 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dairemizin 26.01.2022 tarih ve 2020/3743 E. - 2022/977 K. sayılı bozma kararının yerinde olduğunu düşündüğümden direnme kararının onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne iştirak edemiyorum.