MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1321 E., 2023/266 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/24 E., 2021/251 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... geldi. Davalı adına gelen olmadı. Davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 24.02.2026 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; 02.09.2011 tarihinde davalıya trafik sigortalı aracın karıştığı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını, dava açılmadan önce davalı tarafa sürekli iş göremezlik tazminatı bakımından başvuru yaptıklarını, davalı tarafın davacıya ödeme yaptığını, yapılan ödemenin çok düşük olduğunu, ancak davacının müzayaka durumda olmasından dolayı ödemeyi kabul ettiğini, davalının davacının müzayaka halinde olmasından faydalanarak ibraname imzalattığını, söz konusu ibranameyi kabul etmediklerini, davalının poliçe kapsamında davacının zararından sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kaza tarihinden, aksi kanaatte olunması halinde ise kısmi ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili birleşen İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/711 Esas sayılı dosyasında sunduğu dava dilekçesinde; 02.09.2011 tarihinde davalıya trafik sigortalı aracın karıştığı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını, dava açılmadan önce davalı tarafa başvuru yaptıklarını, davalının davacıya sürekli iş göremezlik tazminatı kapsamında ödeme yaptığını, yapılan ödemenin çok düşük olduğunu, ancak davacının müzayaka durumda olmasından dolayı ödemeyi kabul ettiğini, davalının davacının müzayaka halinde olmasından faydalanarak ibraname imzalattığını, söz konusu ibranameyi kabul etmediklerini, davalının poliçe kapsamında davacının zararından sorumlu olduğunu, bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı talebi ile İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/24 Esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, işbu davanın söz konusu dosya ile birleştirilmesini talep ettiklerini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak 50,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 30,00 TL tedavi gideri ile 20,00 TL geçici ve/veya sürekli bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 100,00 TL tazminatın kaza tarihinden, aksi kanaatte olunması halinde ise kısmi ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl davaya karşı sunduğu cevap dilekçesinde; ibraname kapsamında davacıya ödeme yapıldığını, davacının müvekkili şirketi ibra ettiğini, ibranamenin geçersiz olduğuna ilişkin iddiaların hukuki dayanağının olmadığını, davacıya müvekkili şirket tarafından 82.217,00 TL ve ayrıca sigortalı tarafından 5.000,00 TL ödeme yapıldığını, bunun 72.217,00 TL'sinin maluliyet tazminatına ilişkin olduğunu, ibranın geçerli olduğunu, davacının soruşturma dosyasında şikayetçi olmadığını, davacının ticari faiz talebinin ve kaza tarihinden itibaren faiz talebi yerinde olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile yasal faiz uygulanabileceğini ve faiz başlangıç tarihinin müvekkili sigorta şirketine ilgili belgeler ile eksiksiz başvuru yapılan tarih olacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili birleşen İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/711 Esas sayılı davaya karşı sunduğu cevap dilekçesinde; zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden itirazlarının bulunduğunu, müvekkili tarafından davacıya 82.217,18 TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin ibra edildiğini, düzenlenen ibranamenin geçici ve sürekli maluliyeti kapsadığını, tedavi giderlerinden sorumluluğun SGK'da olduğunu, bakıcı giderine yönelik talebin ispatı noktasında delil ibraz edilmediğini, müvekkilinin sorumluluğunun kazada sigortalısının kusuru ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında makine mühendisinden alınan 10.02.2020 tarihli kusur bilirkişi kök raporuna göre, davalıya sigortalı otomobilin sürücüsünün %75, davacı motosiklet sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, rapora itiraz üzerine aynı bilirkişiden alınan 26.08.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda, kök raporda değişiklik olmadığının bildirildiği, Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İkinci Üst Kurulu tarafından düzenlenen 20.12.2018 tarihli raporda, davacının E cetveline göre %33,2 oranında maluliyetinin bulunduğu, geçici iş göremezlik (iyileşme) süresinin 02.09.2011 olay tarihinden itibaren 12 aya kadar uzayabileceğinin mütalaa olunduğu, söz konusu raporda geçici bakıcı süresi bakımından tespit yapılmadığından aynı kurumdan ek rapor alındığı, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 29.04.2019 tarihli raporda, geçici iş göremezlik (iyileşme) süresinin 02.09.2011 olay tarihinden itibaren 12 aya kadar uzayabileceği, bunun ilk 2 ayında davacının bakıcıya ihtiyaç duyabileceği, sürekli bakıcıya muhtaç olmadığının tespit edildiği, aktüer bilirkişiden alınan 10.02.2020 tarihli kök rapor ile 26.08.2020 tarihli ek raporda davalının kısmi ödemesinin ödeme tarihindeki verilere göre yeterli olmadığının tespit edildiği, ancak söz konusu raporların hüküm kurmaya elverişli olmadığı, aktüer bilirkişi raporunda %34,2 oranına göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğu, Adli Tıp Kurumunun 20.12.2018 tarihli raporunda davacının maluliyet oranının %33,2 olarak tespit edildiği, %33,2 oranına göre hesaplama yapılması gerektiği, ayrıca kısmi ödemenin sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin olduğu, aktüer bilirkişi raporunda ise kısmi ödemenin ödeme tarihindeki verilere göre yeterli olup olmadığı değerlendirilirken geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı gideri tazminatının da dikkate alındığı, kısmi ödemenin yeterli olup olmadığı değerlendirilirken sadece sürekli iş göremezlik tazminatının esas alınması gerektiği, bu nedenle aktüer bilirkişi raporundaki kısmi ödemenin ödeme tarihindeki verilere göre yeterli olmadığına ilişkin tespitin hatalı olduğu, maluliyet oranının hatalı olması nedeniyle yeniden hesaplama yapılması gerektiği, ancak ek aktüer rapor alınmasına yer olmadığı, %1 oranında fark olduğu (%34,2- %33,2=%1), bu hesabın mahkemece yapılabileceği, maluliyet oranındaki %1'lik fark ile aktüer bilirkişi raporunda fazladan yapılan hesaplamaya göre davacının 13.02.2013 ödeme tarihindeki daimi iş göremezlikten kaynaklı maddi zararının 72.872,37 TL olduğu, davacının %33,2 maluliyetine göre mahkemece yapılan hesaplamaya göre ise bu zararın 72.143,65 TL olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan 72.217,18 TL ödemenin %1'in altında bir farkla eksik olduğu, bu nedenle davalının yaptığı kısmi ödemenin 2918 sayılı KTK'nın 111. maddesi uyarınca yetersiz ödeme olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davalı sigorta şirketinin, daimi iş göremezliğe yönelik yaptığı ödemeyle borcunu sona erdirmiş olduğu, bu nedenle davacının asıl davaya konu taleplerinin yerinde olmadığı sonucuna ulaşıldığı, öte yandan, birleşen davanın konusunu oluşturan geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi ve bakıcı giderine ilişkin bilirkişi tarafından hazırlanan ek raporun dosya kapsamına uygun, ayrıntılı, teknik ve gerekçeli olduğunun anlaşıldığı, raporun bu yönlerden hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalıya sigortalı aracın sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %75 oranında kusurlu olduğu, davalıya sigortalı aracın sürücüsünün kusuruna göre yapılan hesaplama doğrultusunda davacının davaya konu kaza nedeniyle 6.802,49 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 2.980,50 TL tedavi ve bakıcı gideri talep edebileceği, davalı sigorta şirketi vekiline poliçe ibrazı noktasında ihtaratlı olarak kesin süre ve imkan tanınmışsa da poliçe ibrazında bulunmaması nedeniyle bilirkişiler tarafından hesaplanan zararların poliçe teminat limitleri içerisinde ve kaza tarihine nazaran poliçe teminatları kapsamında kaldığı, bu bağlamda davalı sigorta şirketinin birleşen davaya ilişkin talepler bakımından zarardan sorumlu olduğu, davacı yanca dava açılmadan evvel davalı sigorta şirketine başvuru yapılmışsa da, birleşen davaya konu zarar kalemlerine ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığından ve ödemeye esas olmak üzere gerekli belgelerin davalı sigorta şirketine teslim edildiği ve teslim edilmişse dahi tarihi davacı yanca ispat olunamadığından, davalı sigorta şirketinin birleşen dava yönünden temerrüdünün dava tarihi itibariyle oluştuğu, davalıya sigortalı aracın şahsi kullanıma mahsus olması nedeniyle işleyecek faizin de yasal faiz olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile, geçici iş göremezlik zararına istinaden 6.802,49 TL ile bakıcı ve tedavi giderine istinaden 2.980,50 TL olmak üzere toplam 9.782,99 TL maddi tazminatın 28.07.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının zararının tespitine ilişkin olarak; PMF 1931 Yaşam Tablosu ve asgari ücret baz alınarak düzenlenen 09.01.2020 tarihli bilirkişi raporuna davacı tarafça yapılan itirazlarda, kullanılan yaşam tablosuna ve gelirin asgari ücret üzerinden hesaplanmasına yönelik olarak herhangi bir itirazda bulunulmaması nedeniyle; bu durumun davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşturmuş olmasına, mahkemece kazanın meydana geldiği 02.09.2011 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen ve raporlar arasındaki çelişkiyi gideren Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu'nun 20.12.2018 tarihli raporunun hükme esas alınmasında bir yanılgı olmamasına, davalı tarafça yapılan ödemenin maluliyet zararına ilişkin olmasına, bakıcı gideri ve tedavi gideri bakımından teminat klozunun maluliyet zararlarına ilişkin teminat klozundan farklı olması nedeniyle dava tarihinden evvel yapılan ödemenin yeterliliğinin sadece maluliyet zararı dikkate alınarak belirlenmiş olmasına ve fahiş fark bulunmadığının tespit edilmesine, birleşen dava yönünden davacı tarafça tedavi gideri ve bakıcı gideri yönünden dava tarihinden evvel davalı sigorta şirketine yapılmış bir başvuru bulunmaması nedeniyle faizin birleşen dava tarihinden itibaren başlatılmasının doğru olmasına ve kazaya karışan aracın kaza tespit tutanağına göre otomobil olması nedeniyle yasal faiz işletilmesi ve kusur indirimi yapılmış olmasına göre İlk Derece Mahkemesinin kararında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi tarafından hesap yapılmasının doğru olmadığını, tazminatın aktüer bilirkişi tarafından hesaplanması gerektiğini, dosya kapsamında alınan Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu tarafından düzenlenen 20.12.2018 tarihli raporda davacının %33,2 oranında maluliyeti olduğunun tespit edildiğini, bu raporda tespit edilen %33,2 oranına göre tazminatın hesaplanmasının hatalı olduğunu, %33,2 oranının doğru olmadığını, dosya kapsamında alınan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 29.04.2019 tarihli raporda; davacının %34,2 oranında maluliyeti olduğunun tespit edildiğini, %34,2 oranına göre tazminatın hesaplanması gerektiğini, maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmeliğe göre hazırlanması gerektiğini, tespit edilen maluliyet oranının ve bakıcı süresinin çok düşük olduğunu, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosuna ve progresif rant yöntemine göre hesaplanması gerektiğini, PMF 1931 Yaşam Tablosuna göre yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, aktüer bilirkişi raporunda hesaplamaya esas alınan geliri çok düşük olduğunu, davacının gelirinin asgari ücretten fazla olduğunu, asgari ücrete göre yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, 14.09.2020 tarihli dilekçeleri ile beyan ettikleri gibi davacının gelirinin 9.000,00 TL-10.000,00 TL arasında olduğunu, SGK'ya müzekkere yazılarak davacının gelirinin araştırılması gerektiğini, aktüer bilirkişi raporunda 2020 yılı verilerinin esas alındığını, ancak 2021 yılı verilerine göre yeniden hesaplama yapılması gerektiğini, bu husustaki taleplerinin mahkemece kabul edilmediğini, güncel asgari ücret verilerine göre hesap yapılması gerektiğini, kısmi ödemenin yeterli olup olmadığının tespiti esnasında tüm zarar kalemlerinin dikkate alınması gerektiğini, sadece sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri tazminatı ve tedavi giderine yönelik de değerlendirme yapılması gerektiğini, dosyadaki her iki bilirkişi raporunda da ödeme tarihindeki verilere göre kısmi ödemenin davacının zararını karşılamadığının tespit edildiğini, buna rağmen İlk Derece Mahkemesince resen hesaplama yaparak ödemenin yeterli olduğuna karar verilmesinin doğru olmadığını, her ne kadar poliçe limiti 200.000,00 TL olarak kabul edilmişse de, poliçenin yabancı nitelikli poliçe olduğunu, yabancı nitelikli poliçelerin limitlerinin çok daha yüksek olduğunu, hal böyle iken davalı sigorta şirketinin poliçeyi sunmamakta ısrar ettiğini, eksikliğin giderilerek karar verilmesi gerekirken poliçe dosyaya kazandırılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince 28.07.2017 tarihinden itibaren yasal faize hükmedildiğini, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, davalı sigorta şirketinin 13.02.2013 tarihinde davacıya ödeme yaptığını, sigorta şirketinin temerrüt tarihinin tespit edilememesi halinde 13.02.2013 olan ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerektiğini, yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ticari faize hükmedilmesi gerektiğini, kusur oranının hatalı olduğunu, davacıya verilen %25 kusur oranının hatalı olduğunu, davacının kusurunun bulunmadığını, tedavi giderinin düşük hesaplandığını, tedavi giderlerinin doktor bilirkişi tarafından tespit edilmesi gerektiğini, muayene, tahlil, operasyon gibi hizmetlerin ücretleri, sağlık hizmetlerine ulaşım ücretleri, protez bedelleri, ilaç giderleri, konaklama giderleri, hastabakıcı/refakatçi gibi hizmetlerin ücretleri, yeme- içme giderleri gibi belgesiz ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin davalıdan talep edilebileceğini, geçici iş göremezlik süresi içerisindeki yapılan bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatından kusur indirimi ve maluliyet oranı indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, bu tazminatlardan hakkaniyet indirimi yapılamayacağını, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan kısmi ödemenin güncellenerek hesaplanan tazminattan düşülmesinin mükerrer indirim sonucunu doğuracağını, sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve tedavi giderinin çok düşük hesaplandığını, bakıcı giderinin brüt asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğini, bakıcı giderinden hakkaniyet indirimi yapılmasının hatalı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl davada, davalıya sigortalı aracın karıştığı trafik kazasında davacı sürücünün yaralanarak malul kalması sebebiyle sürekli iş göremezlik tazminatı, birleşen davada ise davacının aynı kazadaki yaralanması sebebiyle geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri tazminatı ve tedavi gideri talebine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, dosya kapsamında alınan aktüer bilirkişi raporunda yapılan maddi hatalar sebebiyle mahkemece aktüer bilirkişi raporundaki doğru tespitlerden faydalanarak yapılan hesaba göre sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin yapılan kısmi ödemenin ödeme tarihindeki verilere göre yeterli olduğunun tespit edildiği, mahkemece yapılan hesaplamanın isabetli olduğu, bu nedenle davacının bakiye sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkin asıl davasının reddine karar verilmiş olmasının doğru olduğu, dosya kapsamında alınan Adli Tıp Kurumu Adli Tıp İkinci Üst Kurulu tarafından düzenlenen 20.12.2018 tarihli raporda; davacının E cetveline göre %33,2 oranında maluliyetinin bulunduğunun tespit edildiği, raporun mevzuat hükümlerine uygun olduğu, asıl davanın reddine karar verilmiş olmasına göre TRH 2010 Yaşam Tablosu veya PMF 1931 Yaşam Tablosunun hesaplamaya esas alınmasına yer olmadığı, davacının gelirinin asgari ücretin üzerinde olduğuna ilişkin dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, asıl davanın reddine karar verilmiş olmasına göre güncel asgari ücret verilerine göre tekrar hesaplama yapılmasına ve yabancı ülkede düzenlenen poliçe teminat limitinin araştırılmasına yer olmadığı, temerrüt tarihinde hata olmadığı, aracın ticari araç olmamasına göre yasal faize hükmedilmesinin doğru olduğu, dosya kapsamında alınan kusur bilirkişi raporunun oluşa uygun ve denetime elverişli olduğu, tedavi giderinin doktor bilirkişi tarafından usulünce hesaplandığı, geçici iş göremezlik tazminatı ile geçici bakıcı giderinin kusur oranına göre hesaplanmasında hata görülmediği, asıl davanın reddine karar verilmiş olmasına göre kısmi ödemenin güncellenerek mahsup edilmesi şeklinde bir hesaba yer verilmediği, Adli Tıp Kurumundan alınan raporlara göre geçici iş göremezlik süresi ile geçici bakıcı ihtiyacı süresinin isabetli bir şekilde tespit edildiği, bakıcı giderinin brüt asgari ücret üzerinden hesaplandığı ve hakkaniyet indirimi yapılmadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.