MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3203 E., 2023/306 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivaslı Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/239 E., 2022/173 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacılar vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.02.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen gün ve saatte davalı vekili Avukat ... geldi. Davacılar adına gelen olmadı. Davalı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 24.02.2026 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı kurum çalışanı dava dışı ...'un sevk ve idaresindeki davalı kuruma ait aracın 31.10.2007 tarihinde trafik kazasına karıştığını, söz konusu araçta kaza tarihinde davalı kurum bünyesinde çalışmakta olan davacılardan ... ve ...'ün yolcu konumunda bulunduklarını, meydana gelen kaza neticesinde anılan davacıların yaralandığını, sağlık kurulu raporlarına göre davacılardan ...'ın %92, ...'ün ise %56 oranında malul kaldıklarının tespit edildiğini, davaya konu aracın zorunlu trafik sigortasını düzenleyen dava dışı ... Sigorta A.Ş.'nin davacılara kısmi ödeme yaptığını, ancak davacıların zararının karşılanmadığını, diğer davacıların kazada yaralanan ... ve ...'ün eş ve çocukları olduğunu, davacıların meydana gelen kaza nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacılardan ... için hastane tedavi gideri ve maluliyetten kaynaklanan zarar karşılığı olarak şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile 60.000,00 TL manevi tazminatın, ... için hastane tedavi gideri ve maluliyetten kaynaklanan zarar karşılığı olarak şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile 40.000,00 TL manevi tazminatın, ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın, ... için 5.000,00 TL manevi tazminatın, ... için 10.000,00 TL manevi tazminatın, ... için 5.000,00 TL manevi tazminatın, ... için 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan haksız fiil tarihi olan 31.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 27.01.2015 havale tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat taleplerini davacılardan ... yönünden 455.845,21 TL'ye, ... için 406.420,22 TL'ye yükseltmiş ve ıslah harcını ikmal etmiş, 31.05.2022 tarihli talep artırım dilekçesi ile davacılardan ... için 1.217.324,76 TL, ... için 604.627,45 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş, ancak bu dilekçesinde artırdığı miktarlar üzerinden eksik harcı yatırmamıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, mahkemenin görevsiz olduğunu, sürücü ...'a davanın ihbar edilmesini talep ettiklerini, davacıların davayı sürücüye karşı açmaları gerektiğini, müvekkilinin meydana gelen kazada kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İLK KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.06.2017 tarihli ve 2011/271 E., 2017/105 K. sayılı ilk kararı ile davanın iş kazası nedeniyle malul kalan sigortalıların maddi ve manevi zararları ile ailelerinin bu olaydan kaynaklı manevi zararlarının giderilmesi talebine ilişkin olduğu, davacılardan ... ve ...'ın davalı kurum bünyesinde çalışmakta iken, davalı kurum adına kayıtlı aracın trafik kazasına karışması neticesinde malul kaldıkları, dosya kapsamında alınan 17.06.2013 tarihli bilirkişi heyet raporunda, davalı kuruma kayıtlı aracı kullanan şoförün %75 oranında kusurlu olduğu, %25 kusurun ise sürücünün seyir güvenliğini tehlikeye düşüren plakası belirsiz araç sürücüsüne ait olduğunun tespit edildiği, ... Devlet Hastanesi'nin 13.03.2009 tarihli sağlık kurulu raporunda davacı ...'ün maluliyet oranının %56, ... Devlet Hastanesi'nin 16.06.2009 tarihli sağlık kurulu raporunda davacı ...'ın maluliyet oranının %92 olarak belirlendiği, aktüer bilirkişi tarafından hazırlanan 10.10.2016 tarihli raporun hükme esas alındığı gerekçesiyle maddi tazminat talebinin kabulüyle, ... için 447.172,20 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 31.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, ... için taleple bağlı kalınarak 535.845,21 TL maddi tazminatın iş kazası tarihi olan 31.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin kabulüne, ... için 60.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 40.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 31.10.2007 tarihinden işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalıdan alınarak anılan davacılara verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 02.06.2017 tarihli ve 2011/271 E., 2017/105 K. sayılı ilk kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 23.03.2018 tarihli ve 2017/2405 E., 2018/567 K. sayılı kararı ile davacıların işçi olmadığı, memur oldukları, davacılardan ...'ın davalı kurumda jeoloji mühendisi olarak, diğer davacı ...'ün ise teknisyen olarak çalıştığı, iş mahkemesi sıfatıyla karar verilmesinin doğru olmadığı, uyuşmazlığın iş mahkemesinde değil genel görevli mahkemelerde görülmesi gerektiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, davanın iş mahkemesi sıfatıyla görülüp sonuçlandırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin usule ilişkin istinaf taleplerinin kabulüne, Sivaslı Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 02.06.2017 tarihli ve 2011/271 E., 2017/105 K. sayılı kararının ortadan kaldırılmasına; görevsizlik kararı verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
V. İLK DERECE MAHKEMESİNİN İKİNCİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.07.2018 tarihli ve 2018/135 E., 2018/206 K. sayılı ikinci kararı ile 22.06.2018 tarihli duruşmada, dosyaya iş mahkemesi sıfatıyla bakılmasına ilişkin ara karardan dönülerek asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla incelenmesine dair karar verildiği, ilk kararda hükme esas alınan 17.10.2016 havale tarihli (10.10.2016 tarihli) aktüer bilirkişi heyeti raporuna itibar edilerek kazanın meydana gelmesinde davalıya ait aracın sürücüsü dava dışı ...'un %75 oranında kusurlu olduğu, kusur indirimi yapılarak %75 kusura göre hesaplanan miktara hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile davacı ... için 302.059,17 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 31.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı ... için 443.480,61 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 31.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin kabulü ile davacılardan ... için 60.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 40.000,00 TL, ... için 10.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL, ... için 5.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 31.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalıdan alınarak anılan davacılara verilmesine karar verilmiştir.
VI. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 06.07.2018 tarihli ve 2018/135 E., 2018/206 K. sayılı ikinci kararına karşı süresi içinde davacılar ... ve ... vekili ile davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 29.11.2019 tarihli ve 2019/2661 E., 2019/1949 K. sayılı kararı ile davacıların maluliyet oranlarının usulüne uygun olarak belirlenmediği ve Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiği, her ne kadar davacılardan ...'un 17.01.2011, Ziya'nın ise 15.07.2010 tarihinde emekli oldukları tespit edilmiş ise de kaza tarihinden emekli oldukları tarihlere kadar kendilerine ödenen aylık net gelirleri ile emekli olduğu tarihlerden itibaren aynı ünvan, kadro ve derecesinde bulunan emsallerine ödenen aylık net gelirlerinin sorulup araştırılmadığı, yine davacıların 5510 sayılı ve 5434 sayılı Kanunlar gereğince kazaya uğramayıp fiilen çalışmaları halinde yasal olarak emekli olacakları tarihin sorulup araştırılması yerine aktif dönem süresi sonu varsayımsal olarak 60 yaş kabul edilerek tazminatın hesaplandığı, gerçekleşmiş ve tespiti mümkün veriler varken varsayımlara dayalı olarak aktif işlemiş dönem süresinin belirlenmesi ve hesap edilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin eksik incelemeye yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, Sivaslı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 06.07.2018 tarihli ve 2018/135 Esas, 2018/206 Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-6) bendi gereğince esası incelenmeden kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Sivaslı Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, davacılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusu ile davalı vekilinin eksik inceleme dışındaki diğer istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ıslaha karşı zamanaşımına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 357/1. fıkrası son cümlesi gereğince incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VII. İLK DERECE MAHKEMESİNİN ÜÇÜNCÜ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamında alınan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 09.03.2022 tarihli raporuna göre davacı ...’ün %49, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 08.09.2021 tarihli raporuna göre davacı ...’ın %100 oranında maluliyetinin bulunduğunun tespit edildiği, aktüer bilirkişi tarafından hazırlanan 23.05.2022 tarihli raporda davacılardan ... için kusur indirimi yapılmadığında 864.115,51 TL, kusur indirimi yapıldığında 604.627,45 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, ... için kusur indirimi yapılmadığında 1.564.735,40 TL, kusur indirimi yapıldığında 1.217,324,76 TL sürekli iş gözemezlik tazminatı hesaplandığı, davacılar vekilinin 31.05.2022 tarihli talep artırım dilekçesi ile davacılardan ... için 1.217.324,76 TL, ... için 604.627,45 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ettiği, ancak bu dilekçesinde artırdığı miktarlar üzerinden eksik harcı yatırmadığı, davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olmadığı, davanın kısmi dava olarak açıldığı, bu nedenle davacılar vekilinin ıslah dilekçesinde talep ettiği miktarlar üzerinden karar verilmesi gerektiği, davacılar vekilinin 27.01.2015 havale tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat taleplerini davacılardan ... yönünden 454.845,21 TL'ye, ... için 405.420,00 TL'ye yükselttiği, ıslah harcını ikmal ettiği, davalının %75 oranındaki kusurdan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı ... lehine 454.845,21 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 31.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacı ...'a verilmesine, davacı ... lehine 405.420,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 31.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacı ...'e verilmesine, davacılardan ... lehine 45.000,00 TL, ... lehine 30.000,00 TL, ... lehine 8.000,00 TL, ... lehine 4.000,00 TL, ... lehine 7.000,00 TL, ... lehine 4.000,00 TL, ... lehine 4.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 31.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak anılan davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
VIII. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sürücünün trafik kazasının oluşmasında kusurlu bulunması durumunda zarar görenin 6098 sayılı TBK'nın 49. maddesi gereğince "olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 Sayılı BK'nın 41. maddesi" sürücüye, 2918 sayılı Kanunun 85. maddesi gereğince motorlu araç işletenine karşı dava açabileceği, işletenin de sürücü ile birlikte zarar görene karşı TBK'nın 61. maddesi gereğince müteselsilen sorumlu olup; davacının 6098 sayılı TBK'nın 163. maddesi gereğince müteselsil sorumlulardan biri ya da hepsine veya birkaçına başvurmakta serbest olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 49/1. maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil ile başkasına zarar verenin, bu zararı gidermekle yükümlü olduğu, 50/1. maddeye göre; zarar görenin, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında olduğu, ayrıca, 6098 sayılı TBK'nun 66 maddesine göre; adam çalıştıranın, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlü olduğu, adam çalıştıranın sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, olağan sebep sorumluluğu olduğu, adam çalıştıranın sorumluluğunun kendisinin veya emrinde çalışan yardımcı kişinin kusurlu olup olmamasına bakılmaksızın, kusurdan bağımsız olarak doğduğu, dosya kapsamındaki kaza tespit tutanağı, beyanlar ile eldeki davada üç kişilik bilirkişi marifetiyle yaptırılan inceleme üzerine düzenlenen kusur raporuna göre, davacıların yolcu olarak bulunduğu davalı idareye ait aracın sürücüsü dava dışı ...'un kazanın gerçekleşmesinde %75 oranında asli kusurlu olduğu, dava dışı plakası tespit edilemeyen aracın ise kazanın gerçekleşmesinde %25 oranında tali kusurlu bulunduğunun anlaşıldığı, bu durumda, kazanın gerçekleşmesinde kusuru bulunmayan davacıların maddi ve manevi zararlarından, davalının hem işleten olarak hem de adam çalıştıran olarak sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık görülmediği, öte yandan, Adli Tıp Kurumu 3.İhtisas Dairesinden alınan 08.09.20 21... .03.2022 tarihli raporlar uyarınca davacılardan ...'ın meslekte kazanma gücünü %100 oranında kaybettiği, davacı ...'ün ise meslekte kazanma gücünü % 49 olarak oranında kaybettiğinin tespit edildiği, belirlenen bu maluliyet oranları ile davacıların çalıştığı kurumdan gelen bilinen dönem aldıkları ücretler üzerinde bakiye ömür süresi tespitinde TRH 2010 Yaşam Tablosunun esas alınmasının isabetli olduğu, davacıların iş gücü kaybı tazminatının 23.05.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunda hesaplandığı, davacılardan ... bakımından %100 maluliyet üzerinden toplam işgücü kaybı zararının 1.564.735,40 TL, davacı ... bakımından %49 maluliyet üzerinden toplam işgücü kaybı zararının 864.115,51 TL olarak hesaplandığı, davacılar vekilinin 31.05.2022 tarihli bedel artırım dilekçesinde davacı ... bakımından dava dışı sürücünün %25 kusur indirimini yaparak 1.217.324,76 TL, davacı ... bakımından yine dava dışı sürücünün %25 kusur indirimini yaparak 604.627,45 TL üzerinden dava değerinin artırıldığı, ancak bu dilekçesinde artırdığı miktarlar üzerinden eksik harcı yatırmadığı, istinaf aşamasında ayrıca ıslah imkanının da bulunmadığı, bu nedenle 27.01.2015 tarihli ıslah dilekçesindeki taleple bağlı olarak karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık görülmediği, ne var ki; ilk derece mahkemesince görevsiz iş mahkemesi sıfatıyla davaya bakılması üzerine davacılardan ... bakımından %92 maluliyet, davacı ... bakımından %56 kalıcı maluliyet üzerinden alınan 4 ayrı rapor üzerine davacılar vekilinin maddi tazminat istemini 27.01.2015 tarihli dilekçe ile ıslah ederek davacılardan ... bakımından 455.845,21 TL'ye, ... bakımından 406.420,22 TL'ye artırdığı, görevsiz mahkemece verilen 02.06.2017 tarihli ve 2011/271 Esas, 2017/105 Karar sayılı kararda davacının talebi aşılarak davacı ... bakımından 535.845,21 TL, davacı ... bakımından 447.172,20 TL maddi tazminata hükmedildiği, manevi tazminat istemlerinin tam kabulüne karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafça verilen 25.07.2017 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde yalnızca vekalet ücreti bakımından itirazda bulunulduğu, 6100 sayılı HMK'nın 26. maddesi kapsamında davacının talebinin aşılarak karar verilmesi dışında davacının ıslah dilekçesindeki maddi tazminatların istinaf başvurusunda yalnızca vekalet ücretine değinilmesi nedeniyle davalı lehine usulü kazanılmış hak sonucunu doğuracağı sonucuna ulaşıldığından, davacılar vekilinin maddi tazminat istemlerinin 27.01.2015 tarihli ıslah dilekçeleri esas alınarak kabul edilmesinde hukuka aykırılık görülmediği, ilk derece mahkemesince de bu yönde hüküm kurulmuş ise de; davacının dava dilekçesinde istediği 1.000,00'er TL maddi tazminat miktarları göz önüne alınmadan yalnızca ıslah dilekçesinde artırılan 454.845,21 TL ve 405.420,00 TL üzerinden karar verildiğinden, davacılar vekilinin bu yöne değinen istinaf isteminin yerinde bulunduğu, maddi tazminata yönelen diğer istinaf nedenleri ile davalı vekilinin bu hususlara değinen tüm istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, tarafların manevi tazminat miktarına değinen istinaf başvurusuna gelince; 6098 sayılı TBK'nun 56. maddesi gereğince; hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarının adalete uygun olması gerektiği, hükmedilecek bu paranın, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşıyacağı, bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmediği, o halde bu tazminatın sınırının onun amacına göre belirlenmesi, takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gerektiği, eldeki davada, olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, davacıların yaralanma derecesi davacılar vekilinin 31.05.2022 tarihli harçlandırılmamış bedel artırım dilekçesinde maddi zararını bölüşük kusura göre istemesi, manevi tazminatın haksız zenginleşme ve fakirleşme aracı olmaması, hak ve nesafet kaideleri yukarıda açıklanan ilkeler kapsamında değerlendirildiğinden; ilk derece mahkemesince davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarlarının, manevi tazminattan ulaşılmak istenilen manevi tatmin için yeterli olacağı, fazla ya da az olmadığı belirlendiğinden hem davacılar vekilinin hem de davalı vekilinin bu hususa değinen istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri, davacı vekilinin hükme esas alınan ıslah dilekçesine göre maddi tazminatın eksik hüküm altına alınmasına değinen istinaf nedenleri dışındaki diğer tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının esastan reddine, davacı vekilinin maddi tazminat miktarlarının hükme esas alınan ıslah dilekçesine göre eksik hüküm altına alınmasına değinen istinaf nedenleri yerinde olduğundan kabulüne, Sivaslı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 17.06.2022 tarihli ve 2019/239 E., 2022/173 K. sayılı kararının kaldırılmasına, düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle; davacı tarafın maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne-kısmen reddine, davacı ... bakımından 455.845,21 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 31.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacı ...'a verilmesine; davacı ... bakımından 406.420,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 31.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, davacı ...'e verilmesine; davacıların fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine; davacı tarafın manevi tazminat davasının kısmen kabulüne - kısmen reddine; davacılardan ... lehine 45.000,00 TL, ... lehine 30.000,00 TL, ... lehine 8.000,00 TL, ... lehine 4.000,00 TL, ... lehine 7.000,00 TL, ... lehine 4.000,00 TL, ... lehine 4.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 31.10.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak anılan davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
IX. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kusur bilirkişi raporunda davalı idarenin maliki olduğu aracın sürücüsünün %75, plakası tespit edilemeyen aracın sürücüsünün ise %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, ancak davaya konu trafik kazasında davacılar ... ve ...'ın kusuru olmadığını, bu nedenle aktüer bilirkişi raporunda davacılar ... ve ... için hesaplanan maddi tazminat miktarlarında %25 oranında indirim yapılmasının hatalı olduğunu, tüm davacılar için ayrı ayrı takdir edilen manevi tazminat miktarlarında %25 oranında indirim yapılmasının da hatalı olduğunu, 31.05.2022 tarihli talep artırım dilekçelerinin, 01.06.2022 tarihli celsedeki beyanlarının ve 03.06.2022 tarihli dilekçelerinin (talep artırım talebi hakkındaki dilekçe) kabulü ile 23.05.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporunda belirtilen miktarlara göre taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ve kanaatle hüküm tesis edildiğini, İlk Derece Mahkemesince aldırılan raporda, müvekkili idarenin söz konusu zararlarda kusurunun bulunmadığının açıkça belirtilmiş olmasına rağmen, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda müvekkili idarenin söz konusu tazminatlardan sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, ayrıca, kusur raporlarında % 25 oranında kusurun başka bir araca ait olduğu yönünde bir değerlendirme yapılmasına rağmen, söz konusu oranın hesaplanacak tazminattan düşülmesi gerekirken, kusur indirimi yapılmamış haliyle tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını, bilirkişilerce hesaplanan tazminat tutarlarının da fahiş miktarlarda olduğunu, maddi gerçeğe ve aktüeryal hesap yöntemlerine uyulmadan hesap yapıldığını, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalı kurumun maliki ve işleteni olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanan davacıların sürekli iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri ve manevi tazminat istemi ile yaralanan davacıların yakınlarının manevi tazminat istemine ilişkindir.
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-b maddesi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Davacılar ihtiyari dava arkadaşı durumunda olduğundan kesinlik sınırı her bir davacı yönünden ayrı ayrı gözetilmelidir.
Dosya içeriğine göre reddedilen ve temyize konu edilen miktar davacılardan ... için 2.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL, ... için 3.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL, ... için 1.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kalmaktadır.
Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktarlar davacılardan ... için 8.000,00 TL, ... için 4.000,00 TL, ... için 7.000,00 TL, ... için 4.000,00 TL, ... için 4.000,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL’nin altında kalmaktadır.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ve davalı vekilinin davacılardan ... ve ... yönünden temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
X. KARAR
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekili ve davalı vekilinin temyiz dilekçelerinin davacılardan ..., ..., ..., ... ve ... yönünden miktardan ayrı ayrı REDDİNE,
2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekili ve davalı vekilinin davacılardan ... ve ... yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
40.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine,
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13/J maddesi uyarınca davalıdan harç alınmamasına,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılar ... ve ...'ten alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.