MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/494 Esas - 2023/499
vekili Avukat ...
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/246 Esas - 2022/779 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) ile teminat altına alınan aracın 24.06.2019 tarihinde yaya olan müvekkiline çarptığını ve müvekkilinin yaralanarak malul kaldığını, meydana gelen kazada müvekkilinin kusuru olmadığını, kaza nedeniyle müvekkilinin sağ bacağının diz altından ampute olduğunu ve engel oranının %40 olarak belirlendiğini, tedavinin halen devam ettiğini, sol bacağın akıbetinin belli olmadığını, davalı tarafından başvuru üzerine maluliyete ilişkin 311.168,00 TL ödeme yapıldığını, diğer taleplerin reddedildiğini, faturalandırılan tedavi giderinin yanı sıra sağ bacağın ampute olması nedeniyle ileride doğacak protez ve tedavi giderinin hüküm altına alınması gerektiğini belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(6100 sayılı Kanun) 107 nci maddesi gereğince 500,00 TL tedavi gideri, 500,00 TL maluliyet tazminatının olay tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; aynı dava konusuna ilişkin Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/163 Esas sayılı dosyasında da dava açıldığını, davanın derdestlik nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkili tarafından ödeme yapılarak sorumluluğun yerine getirildiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun tespit edilmesi gerektiğini, tedavi giderinin teminat dışı olduğunu, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödeme var ise tazminattan indirilmesi gerektiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yer alan uzlaşmaya ilişkin maddenin geniş yorumlanmasının hukuki güvenliği sarsacağını, müvekkili tarafından uzlaşmanın mahiyetinin anlaşılmadığını, uzlaşma görüşmeleri sırasında yeterli aydınlatma yapılmadığını, kaldı ki uzlaşmanın edimsiz olduğunu, müvekkilinin maluliyeti dikkate alındığında uzlaşma tutanağının imzalandığı anda aşırı yararlanma söz konusu olduğunun anlaşılacağını, Türk Borçlar Kanunu'nun 28 inci maddesinde düzenlenen şartların gerçekleştiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın yaya olan davacıya çarpması sonucunda davacının yaralanmasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından; İlk Derece Mahkemesince davacı ile sigortalı araç sürücüsünün, dava konusu olaya ilişkin ceza dosyasında uzlaştıkları ve 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinin 19 uncu fıkrası gereğince uzlaşma sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği; Bölge Adliye Mahkemesince de davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği görülmektedir.
5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesi 19 uncu fıkrasına göre uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır şeklindeki yasal düzenleme ışığında uzlaşma raporunun düzenlenmesi halinde davacının tazminat davası açma hakkı bulunmadığı, uzlaşma raporu ilam mahiyetinde olacağından uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağı kabul edilmekteydi.
Ancak; Anayasa Mahkemesi 26.07.2023 tarihinde 2023/43 Esas, 2023/141 sayılı ve Resmi Gazete'nin 18.10.2023 günlü sayısında yayımlanan kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi iptal kararları derdest davalarda derhal uygulanacağından, söz konusu uzlaştırma tutanağının Anayasa Mahkemesi iptal kararı da dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
1.Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.