MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin, davacıya ait evin yakınındaki taş ocağını işlettiğini, kayaların parçalanması için patlayıcı madde kullanılması neticesinde davacının evinin duvar ve zeminlerinde zarar meydana geldiğini, delil tespiti dosyası ile zararın belirlendiğini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 11.497,50 TL maddi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin faaliyet alanının .. yolu üzerinde değil ... Yolu 5. km.'de olduğunu, müvekkilinin dava dilekçesinde belirtilen yer ile herhangi bir alakasının olmadığını, bu nedenle davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunun salt davacı beyanına göre düzenlendiğini, ilgili bakanlığın izni ile ruhsatlı şekilde müvekkilinin faaliyet gösterdiğini, patlamalardan ruhsat alanı dışında kalan yerlerin etkilenmesinin söz konusu olmayacağını, dava konusu ev ile ocak arasındaki mesafenin raporda hatalı değerlendirildiğini, bilirkişinin ne tür ve ne miktarda patlayıcı kullanıldığını tespit etmeden rapor düzenlediğini, dava konusu evin olduğu bölgede Karayolları Genel Müdürlüğünün de taş ocağı olduğunu, dava konusu evin ruhsatsız ve denetime tabi olmayan bir yapı olduğunu, yumuşak zemin üzerinde usulsüzce inşa edilmesi nedeniyle davacının da kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusunun mülkiyete ilişkin olmayıp haksız fiile dayandığını, taşınmazın müvekkilinin eşine ait olduğunu ve müvekkilinin eşinin öldüğünü, bu nedenle taşınmazın malikin eşi olan davacı tarafından kullanıldığını, diğer mirasçıların ayrı yaşamaları nedeniyle herhangi bir talepleri olmadığını, haksız fiilden kaynaklanan davada diğer mirasçıların muvafakatini almaya gerek olmadığını, mirasçı sayısının fazla olduğunu, ulaşılabilen mirasçılardan alınan muvafakatin dosyaya sunulduğunu, mülkiyete konu bir ihtilafın olmadığını, benzer konu ile ilgili Van 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/712 Esas sayılı dosyasında verilen kabul kararının Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini, ana taşınmazın müvekkili adına kayıtlı olmamasının davalıya haksız fiil nedeniyle müvekkilinin evini zarara uğratma yetkisi vermediğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı tarafından işletilen taş ocağında kullanılan patlayıcı maddeler nedeniyle taş ocağının yakınında olan davacıya ait evin zarar görmesi nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
1. Dava konusu taşınmazın Van, ..., ... Köyü, ... Mevki, 874 parsel sayılı taşınmaz olduğu ve tamamının tapuda .. .. adına kayıtlı olduğu, tapu maliki ...'in dava tarihinde ölü olduğu ve dosyaya sunulan mirasçılık belgesine göre davacının, malik ... .. mirasçılarından biri olduğu, dava dışı mirasçı ....'in davaya muvafakat ettiğine dair belgenin dosyaya sunulduğu, mahkemece verilen süreye rağmen diğer mirasçıların muvafakatinin sunulmaması nedeniyle davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verildiği görülmektedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640 maddesine göre, birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.
Anılan yasal düzenleme gereğince dava konusu taşınmaz üzerinde mirasçıların el birliği halinde mülkiyeti söz konusu olup mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Miras yoluyla terekeye dahil olan dava konusu taşınmaz ile ilgili mirasçılardan biri tarafından dava açılmış; mirasçılardan ... tarafından da davaya muvafakat edilmiştir. Mirasçıların biri tarafından dava açılması nedeniyle mirasçı kendi açtığı bu davayı yalnız başına yürütemeyeceğinden davanın bütün mirasçılar ile birlikte yürütülmesi gerekir.
Şu durumda mahkemece; anılan yasal düzenleme gereğince diğer mirasçıların davaya muvafakatlerini sunmaları; şayet muvafakat sunulamazsa terekeye temsilci atanması için davacı vekiline süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
2. Bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazları bu aşamada incelenmemiştir.
V. KARAR
1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.