MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2024/757 E., 2025/523 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılar murisinin yolcu olarak bulunduğu davalıya trafik sigortalı aracın 28.10.2012 tarihinde yaptığı tek taraflı kazada vefat ettiğini, müvekkillerinin destekten yoksun kaldığını beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 3.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 15.01.2025 tarihli dilekçe ile davacı ... yönünden talebini 138.249,11 TL, davacı ... bakımından 86.750,89 TL olmak üzere toplam 225.000,00 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 09.12.2015 tarihli ve 2014/2206 Esas, 2015/1675 Karar sayılı kararıyla davacı tarafın mahkemece verilen 26.05.2015 tarihli ara karar uyarınca iki haftalık kesin süre içinde delil avansını yatırmadığı, kusur ve hesap raporu alınmadan karar verilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 05.12.2023 tarihli ve 2021/18346 Esas, 2023/13111 Karar sayılı ilamıyla; "1. 6100 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararın hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır.
6100 sayılı Kanun'un 324 üncü maddesinde düzenlenen delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade etmekle birlikte delil avansının yatırılmaması halinde o delilden vazgeçilmiş sayılır.
Somut olayda; davanın 28/10/2012 tarihli tek taraflı trafik kazası sonucu davacıların desteğinin ölümü nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, dosyada mevcut kolluk görevlileri tarafından tanzim edilen kaza tespit tutanağında davalı taraf sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunun tespit edildiği, ceza yargılaması sırasında alınan 22/11/2012 tarihli ve 28/01/2013 tarihli kusur raporlarına göre de davalı taraf sürücüsünün %100 oranında kusurlu bulunduğunun anlaşıldığı, 26/05/2015 tarihli duruşmanın 4 nolu ara kararı gereğince kusur bilirkişisinden rapor alınması ve 6 nolu ara kararı gereğince hesap bilirkişinden rapor alınması yönünde karar verildiği, 8 nolu ara kararında da 400,00 TL kusur bilirkişi ücreti, 400,00 TL hesap bilirkişi ücreti ve 100,00 TL rapor tebliğ masrafı ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 900,00 TL delil avansından peşin ödenen 70,00 TL nin mahsubu ile bakiye 830,00 TL delil avansının iki haftalık kesin süre içerisinde yatırılması gerektiğinin belirtildiği, davacı tarafın kesin süre içinde kusur ve hesap bilirkişi ücreti ile rapor tebliğ masrafları yönünden ara kararı yerine getirmediği; Mahkemece, davacı vekilinin kusur ve hesap bilirkişi raporu delilinden vazgeçmiş sayıldığı, mevcut dosya kapsamı itibarıyla kusur ve hesap bilirkişi raporu alınmadan karar verilmesinin mümkün bulunmadığı, bu nedenle davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dosyadaki mevcut belgelere, kaza tespit tutanağına ve ceza dosyasına göre davacıların desteğinin yolcu konumunda bulunduğu aracın sürücüsünün tam kusurlu olduğu tespit edilmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 94 üncü maddesi uyarınca hâkim tarafından verilecek kesin sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması gerektiği göz önüne alındığında; davacıların desteği yolcu olduğundan kazada kusurunun bulunmadığı ve davalı taraf sürücüsünün tam kusurlu olduğu anlaşılmakla somut olayda, kusur yönünden bilirkişi raporu alınmasını gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.
Mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında davacı taraf yönünden usulüne uygun şekilde ara karar kurularak kesin süre verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre davacılar vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir." denilerek bozma kararı verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilince davacı ... tarafından Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/105 Esas sayılı dosyası ile destek tazminatı talepli dava ikame ettiği ve davadan ödeme nedeni ile feragat edildiği, kesin hüküm nedeni ile davanın reddi talep edilmiş ise de Karayolları Trafik Kanunu'nun 111. maddesi tazminat miktarlarına ilişkin olup yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmaların yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebileceği, Yasa’nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması yeterli olsa da davacının dava tarihi 19.08.2014 olup KTK'nın 111/2 maddesi gereği ibradan sonraki 2 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olduğu, ibraname tarihi itibariyle davacı ...'e 14.587,00 TL sigorta ödemesi yapıldığı, 20.04.2025 tarihli rapora göre davacı ...'e ibraname tarihi itibariyle ödenmesi gerekli tazminat miktarının 40.192,59 TL olması gerektiği tespit edildiğinden davacıya ödenmesi gereken tazminat ile ödenen tazminat arasında fahiş fark olduğu, bu haliyle ibranamenin geçersizliği ile ödemenin makbuz hükmünde olduğu, alınan hesap raporu ile yapılan ödemenin tenzili ile davacı ... için 138.249,11 TL destek tazminatı belirlendiği, davacı babanın araç işleteni olduğu ve kazada tam kusurlu olduğu bu nedenle davacı baba hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davacı ...'in davasının kabulü ile 138.249,11 TL destekten yoksun kalma tazminatının 11.04.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e ödenmesine, davacı ...'in davasının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kesin hüküm nedeni ile davanın reddi gerektiği, yapılan ödemenin tenzilinin sağlanmadığı, hesaplama yöntemini kabul etmedikleri, ödeme tarihinin faiz başlangıç tarihi olamayacağı gerekçesi ile kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 28.10.2012 tarihli trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle ölen yolcunun desteğinden yoksun kalan davacı anne/babanın destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.
1.6100 sayılı HMK’nın kesin hükmü düzenleyen 303. maddesinde “(1) Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. (2) Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder. (3) Kesin hüküm, tarafların küllî halefleri hakkında da geçerlidir. (4) Bir dava dolayısıyla ortaya çıkan kesin hüküm, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde sınırlı bir ayni hak veya fer’î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerlidir. Ancak, Türk Medenî Kanununun iyiniyetle mal edinmeye ait hükümleri saklıdır. (5) Müteselsil borçlulardan biri veya birkaçı ile alacaklı arasında yahut müteselsil alacaklılardan biri veya birkaçı ile borçlu arasında oluşan kesin hüküm, diğerleri hakkında geçerli değildir." hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre kesin hükmün söz konusu olabilmesi için daha önce açılarak hükme bağlanmış ve kesinleşmiş olan davanın tarafları, dava sebebi ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davanın talep sonucunun aynı olduğu ikinci bir dava açılması gerekir.
Dava dosyasının incelenmesinde; davanın davacıların desteklerinin 28.10.2012 tarihinde yaşanan trafik kazası nedeni ile vefat etmesi nedeni ile destek tazminatı talebine ilişkin olduğu, davacı ... bakımından mahkemece davanın kabulü ile 138.249,11 TL destek tazminatına karar verildiği, aracın işleteninin davacı ... olması nedeni ile de bu davacı açısından davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı ..., Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/105 Esas, 2013/214 Karar sayılı dosyası ile dosyamız davalısı sigorta şirketine karşı aynı kazaya ilişkin destek tazminatı talepli dava ikame etmiş, yargılama sırasında davacı ile sigorta şirketi arasında imzalanan ibraname uyarınca yapılan ödeme sonrası davacı tarafından davadan feragat edilmiş, mahkemecede feragat nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir. Söz konusu mahkeme kararı 11.09.2013 tarihinde kesinleşmiştir.
Bu halde, iş bu hüküm somut dava yönünden kesin hüküm oluşturduğundan yerel mahkemece, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-i ve 115/2. maddeleri gereğince davanın kesin hüküm nedeniyle davacı ... bakımından reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
2. Bozma neden ve kapsamına göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
1- Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeple davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
2-Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.