MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2025/102 E., 2025/287 K.
Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalanmış bulunan araç ile 20.05.2012 tarihinde davalı kurumun sorumluluğunda bulunan yoldaki gerekli yol işaretlemelerini ve dökülen mıcırların temizliğini yapmamaları sonucunda meydana gelen tek taraflı trafik kazası neticesinde sigortalı araçta zarar meydana geldiğini belirterek araç sahibine ödenen 8.887,50 TL'nin davalıdan tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; icra inkar tazminatı talep edilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, istenilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, meydana gelen zararın ne kadar olduğunun belli olmadığını, bu hususta herhangi bir bilirkişi incelemesi yapılmadığını, zarar miktarının davacı tarafından hesaplandığını, objektif olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 26.11.2014 tarihli ve 2013/510 Esas, 2014/2492 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulü ile Diyarbakır 1. İcra Müdürlüğü'ne ait 2012/7044 sayılı dosyasına davalı itirazının davalının kusuruna tekabül eden 6.665,63 TL asıl alacak yönünden iptaline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin 26.11.2014 tarihli ve 2013/510 Esas, 2014/2492 Karar sayılı kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 21.11.2017 tarihli ve 2016/20027 Esas, 2017/10840 Karar sayılı kararı ile davacının, davalı ... Müdürlüğünün hizmet kusurunu ileri sürerek dava açtığı, kamu hizmeti görmekle yükümlü olan davalının, kamu hizmeti sırasında verdiği zararlardan dolayı özel hukuk hükümlerine tabi olmadığı, idari karar ve eylemlerden doğan zararlar niteliğinde bulunan zararın ödetilmesi istekleri 11.02.1959 günü ve 17/15 sayılı Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararında değinildiği üzere tam yargı davasının konusunu oluşturduğu, bu davaların ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesi hükmünce idari yargı yerinde açılması gerektiği, yargı yolu dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re’sen incelenmesinin kamu düzeni ilkesi gereği olduğu, bu durumda mahkemece, davanın HMK'nın 114/1-b maddesi gereğince yargı yolu caiz olmadığından HM'nın 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 01.03.2018 tarihli ve 2018/32 Esas, 2018/221 Karar sayılı kararı ile davacının davasının HMK'nın 114/1-b maddesi gereğince yargı yolu caiz olmadığından HMK'nın 115/2 maddesi gereğince dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
C. Bozma Kararı
Mahkemenin 01.03.2018 tarihli ve 2018/32 Esas, 2018/221 Karar sayılı kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 21.11.2024 tarihli ve 2024/10573 Esas, 2024/11415 Karar sayılı kararı ile ilk bozma ilamı ile idari yargı yeri görevli kabul edilmiş ise de yüksek mahkeme kararları gözetildiğinde uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olduğunun açık olduğu, mahkemece, davalı idare yönünden işin esasına girilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yargı yolu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, davacı tarafından davalı hakkında başlatılan Diyarbakır 1. İcra Müdürlüğü 2012/7044 sayılı dosyasına davalı itirazının, davalının kusuruna tekabül eden 6.665,63 TL asıl alacak yönünden iptali ile bu miktar üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin dava konusu alacak yargılamayı gerektirdiğinden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili idareye % 75 oranında kusur atfedilmiş ise de kusur raporunun kabul edilemez olduğunu, bir an için müvekkili idareye kusur atfedilebileceği düşünülse dahi bu oranın %75'in çok altında olduğunu, hasara ilişkin bilirkişi raporunda kazada hasar gördüğü iddia edilen aracın hasar ve zarar bedelinin son derece yüksek belirlendiğini belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemli icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
1- Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olmasına, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 12/2 maddesine göre; "Genel Müdürlük; bu Kanun kapsamındaki görevleri dolayısıyla yapacağı işlemler yönünden, katma değer vergisi ve özel tüketim vergisi hariç, her türlü vergi, resim, harç ve paydan, tapu ve kadastro işlemlerinden kaynaklanan her türlü döner sermaye ücretinden muaftır. Ancak, yargı harçlarının Genel Müdürlüğü'nün haklılığı nispetinde karşı taraftan tahsiline ilgili merciince karar verilir." hükmü düzenlenmiştir.
Mahkemece; davalı ...'nün harçtan muaf olmasına rağmen hüküm fıkrasında harçtan sorumlu tutulmuş olması doğru değil bozma sebebi ise de; bu yanılgının giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, hükmün 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK 438/7 maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan "Kabul edilen miktar üzerinden binde 68,31 oranında hesaplanan 455,33 TL karar ve ilam harcı en az (maktu) harca ulaşmadığından, alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 106,30 TL harcın düşümü ile eksik kalan 509,10 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına" ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine "... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına" ibaresinin yazılmasına, (4) numaralı bendinde yer alan "Davacı tarafından yatırılan 24,30 TL başvuru harcı, 106,30 TL peşin harç, 6,40 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 137,00 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine" ibaresinin hükümden çıkarılmasına yerine "... yargı harcından muaf olduğundan ana dosyada davacının yargılama sırasında yatırdığı 24,30 TL başvuru harcı, 106,30 TL peşin harç ve 6,40 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 137,00 TL harcın isteği halinde davacıya iadesine" ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 19.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.