MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/428 E., 2025/459 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2024/462 E., 2025/144 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 10.06.2013 tarihinden itibaren "..... OSB Mahallesi, 101. Cadde, No: 5 .../..." adresinde bulunan fabrikada, Şanlıurfa Organize Sanayi Bölgesi birinci kısma bağlı olarak iplik imalatı ve işlemesi konularında faaliyet gösterdiğini, rizikonun meydana geldiği yerin davalı nezdinde yangın sigortası ile sigortalı olduğunu, davacı şirkete ait fabrikada 25.05.2020 tarihinde meydana gelen yangın neticesinde işletmenin atıl ve kullanılamaz hale geldiğini, davacı şirketin maddi zararının olduğunu, davalıya yapılan başvuru üzerine davalı tarafından kısmi ödeme yapıldığını, ancak zararın ödenen miktardan daha fazla olduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 Euro tutarındaki tazminat bedelinin 25.05.2020 zarar tarihinden itibaren işleyen kamu bankalarının uyguladığı Euro cinsi bir yıl vadeli en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; derdestlik itirazlarının bulunduğunu, ... ..... Bankası A.Ş. - .../Çarşı şubesinin rehinli alacaklı olup davacının işbu davaya kayıtsız şartsız muvafakat edildiğine dair belgeyi sunmadığından aktif husumet ehliyeti yönünden davanın reddedilmesi gerektiğini, davacının belirsiz alacak davası açmada hukuki yararının bulunmadığını, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, Sigorta Tahkim Komisyonunda yapılan yargılamada uzman bilirkişi heyetinden rapor alındığını ve davacının davasında haksızlığı ispatlanarak başvurusunun reddedildiğini, bilgilendirmenin tam yetkili brokeri vasıtasıyla davacı şirkete yapıldığını, müvekkilinin bağımsız eksperden alınan rapor doğrultusunda tam ve eksiksiz ödeme yaptığını, sigorta denetleme kurulu hasar ve tazminat işlemleri, sigortacıya yüklenemeyecek sigortalıdan kaynaklanan bir nedenle gecikmiş olduğundan bu durumda sigortacının temerrüdünden bahsedilemeyeceğini, olay tarihinden itibaren Kamu Bankalarının uyguladığı Euro cinsi bir yıl vadeli en yüksek mevduat faizi ile birlikte temerrüt faizi talebinin de dayanaksız olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın Şanlıurfa Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/39 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; birleştirme kararının 6100 sayılı Kanun'un 166/2 maddesine aykırı olduğunu, dosyaların konularının farklı olduğunu, iki davanın dayanaklarının farklı olduğunu ve verilen kararların birbirlerini etkilemeyeceğini, birleştirme kararının usul ekonomisine aykırı olduğunu, yargı süreçlerinin etkinliğini zedeleyeceğini, davaların farklı hukuki ilişkilerden kaynaklanması nedeniyle birleştirme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış olan davaların birleştirilmesinin usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) "Davaların birleştirilmesi" başlıklı 166 ncı maddesi; "(1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir.
(2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır.
(3) Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir.
(4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır.
(5) İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır." şeklinde düzenlenmiştir.
Anılan maddenin (2) numaralı fıkrası gereğince davaların açıldığı mahkemeler ayrı yargı çevrelerinde iseler davaların birleştirilmesi, ikinci davanın açıldığı mahkemeden, davanın her aşamasında talep edilebilir. Ancak bu halde davaların birleştirilebilmesi için taraflardan birinin talebi gerekmektedir. Ayrı yargı çevrelerinde görülmekte olan davalar yönünden hakim, kendiliğinden davaların birleştirilmesine karar veremez.
Dosyanın incelenmesinde; taraflardan birinin ayrı yargı çevrelerinde görülmekte olan davaların birleştirilmesi gerektiğine dair herhangi bir talebi bulunmadığı görülmektedir.
Şu durumda; ayrı yargı çevrelerinde görülen davaların birleştirilebilmesi için taraflardan birinin talebi gerektiği, bu halde hakimin resen davaların birleştirilmesine karar veremeyeceği, dosya kapsamında da taraflardan birinin birleştirmeye yönelik herhangi bir talebi bulunmadığı dikkate alındığında ayrı yargı çevrelerinde görülmekte olan davaların talep olmaksızın birleştirilmesi 6100 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin (2) numaralı fıkrasına aykırı olup kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
1.Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.