(765 S. K. m. 59, 193, 572) (647 S. K. m. 4)
Dava: Geceleyin konut dokunulmazlığını bozma ve saldırgan sarhoşluk suçlarından sanık Y... hakkında, Türk Ceza Yasasının 193/2, 572/1, 59/2, 647 sayılı Kanunun 4. maddeleri uyarınca 750.000 lira ağır, 150.000 lira hafif para, cezalarıyla hükümlülüğüne ilişkin Silifke Ağır Ceza Mahkemesi'nden verilen esas 1989/130, karar 1990/113 sayılı ve 23.10.1990 tarihli hükmün temyiz yoluyla incelenmesi sanık Yakup müdafii tarafından istenilmiş ve temyiz edilmiş olduğundan, Yargıtay C. Başsavcılığı'nın 17.1.1991 tarihli bozma isteyen tebliğnamesiyle 21.1.1991 tarihinde daireye gönderilen dava dosyası, başvurunun nitelik ve kapsamına göre görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
Sanığa yükletilen sarhoşluk ve gece konut dokunulmazlığını bozma eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksik sergilendiği,sözleri değiştirilmeksizin tartışıldğı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve yasada öngörülen suç tiplerine uyduğu, cezaların yasal bağlamda uygulandığı,
Sonuç: Anlaşıldığından, sanık Y... müdafii'nin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, 15.2.1991 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
1- Sanık, yakınanın akrabası ve komşusudur. Bu nedenle, mahkemenin kabulüne göre, yakınanın evine serbestçe girip çıkmaktadır. Yakınanın kızı H... ise, 1966 doğumlu olup ergindir ve serbestçe eve giren sanık ile rızasıyla sevişmiştir. Bu nedenle de sarkıntılık eylemi aklanmayla sonuçlanmıştır.
Bu durumda; yakınanın, kızı üzerinde hukuki bir otoritesi ve kızının cinsel özgürlüğünü sınırlama yetkisi yoktur. Eğer, sevişen karısı olsaydı, evlilikte bağlılık nedeniyle, elbette durum değişik olacaktı. Ancak, ergin mağdurenin erkek ve kız arkadaşlarını kabule ve onlarla özgürce ilişkiye girme hakkı vardır. Bu yüzden de, paylaştığı ortak konutun dokunulmazlığının bozulup bozulmamasında kendi rızası başat rol oynayacaktır. Elverir ki, konutu ortak paylaşanlar arasında tersine bir anlaşma bulunsun ve bu nedenle de failin konuta girmesine izin verilmesin.
Bundan başka, konut dokunulmazlığını bozma cürmü için genel kast yeterlidir. Failin amacının (saikin) kötü olması suçun oluşmasını etkileyemez. Tersi durumda, failin iç dünyası cezalandırılmış olur.
Bu nedenlerle geceleyin konut dokunulmazlığını bozma suçu oluşmamıştır.
2- Kabul edilen geceleyin konut dokunulmazlığını bozma suçu bireysel özgürlüğe karşı işlenen suçlardandır. Bu evrensel görüş T.C. Yasasınca da benimsenmiştir. Korunan değer budur. Suç aile ya da bireylerin onurlarına karşı bir cürüm olmadığından, işleniş biçimi ne denli kınanacak biçimde olursa olsun, manevi ödenceye konu olmaz. Çünkü, T.C. Yasasının 38. maddesi aile ya da bireylerin onurlarına karşı bir cürüm nedeniyle kurulan hükümlülük kararına bağlıdır. Nitekim, tehdit suçu da yalnızca kişi özgürlüğüne karşı bir cürüm olduğu ve onuru ihlâl etmediği için, bu suçtan dolayı verilen hükümlülüklerde de manevi ödenceye hükmedilmemektedir. Dahası, kimileyin konut dokunulmazlığını bozma suçu hırsızlıkla birleştiğinde, hırsızlığın ağırlaşmış biçimi olan bileşik (mürekkep) suçlar (md. 491/4, 492/1) ortaya çıkmaktadır. Eğer konut dokunulmazlığını bozma suçu nedeniyle manevi ödenceye hükmedilirse, bu suçlarda da aynı yola gidilmesi gerekecektir. Bugüne değin ne öğretide ve de uygulamada bunu savunan bir görüşe rastlanmamıştır.
Bu nedenle de kararın bozulması görüşündeyim.
Full & Egal Universal Law Academy