(765 S. K. m. 456/3, 457/1, 51/1, 20)
Dava: Yaralama suçundan sanık H. Gürman hakkında Türk Ceza Yasasının 456/3, 457/1, 51/1. maddeleri uyarınca 4 yıl, 2 ay ağır hapis cezasıyla hükümlülüğüne ilişkin O., Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 1990/179 esas, 1991/18 karar sayılı ve 14.3.1991 tarihli hükmün temyiz yoluyla incelenmesi sanık H. Gürman müdafii tarafından istenilmiş ve temyiz edilmiş olduğundan; Yargıtay C. Başsavcılığının 30.1.1992 tarihli onama isteyen tebliğnamesiyle 6.2.1992 tarihinde daireye gönderilen dava dosyası, başvurunun nitelik ve kapsamına göre görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanını oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre duruşmalı yapılan incelemede:
Sanığa yükletilen uzuv kaybı niteliğinde yaralama eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tipine uyduğu, yasal ve takdiri indirici ve artırıcı nedenlerin varlığının benimsendiği,
Anlaşılmış ve başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak, T.C. Yasasının 20. maddesine karşın kamu hizmetlerinden yasaklık cezasının 4 yıl, 2 ay olarak belirlenmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı ve sanık H. Gürman müdafiinin temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise, de; bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye aykırı olarak kamu hizmetlerinden yasaklık cezasının üç yıla indirilmesi biçiminde DÜZELTİLMEK Ve başkaca yönleri Yasaya uygun bulunan hüküm, bu bağlamda ONANMAK, suretiyle C. Yargılama Yasasının 322. maddesi uyarınca davanın esasına ilişkin 10.03.1992 tarihinde oyçokluğu ile verilen karar C. Savcısı N. Kurdoğlu'nun önünde, sanık müdafiinin yüzüne karşı açıkça ve yöntemince okunup anlatıldı.
KARŞI OY
Tek böbreğin yitirilmesi, böbreklerin yaptığı fonksiyonu sona erdirmediği (tatile uğratmadığı) ve bu nedenle suçun uzuv zaafı niteliğinde bulunduğu kanısıyla çoğunluk görüşüne katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy