(765 S. K. m. 175)
Dava: Kutsal değerlere hakaret suçundan sanıklar İ. Arsel ile H. Ersavaş'ın yapılan yargılamaları sonunda beraatlerine ilişkin İstanbul Asliye 2. Ceza Mahkemesinden verilen 1993/308 Esas,1995/361 Karar sayılı ve 25/05/199S tarihli hükmün temyiz yoluyla incelenmesi O yer C. Savcısı tarafından istenilmiş ve temyiz edilmiş olduğundan; Yargıtay C. Başsavcılığını 04.03.1996 tarihli bozma isteyen tebliğnamesiyle 11.03.1996 tarihinde daireye gönderilen dava dosyası başvurunun nitelik ve kapsamına göre görüşüldü.
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Karar: Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- CYY. nın 236. maddesine aykırı olarak sanığın sorgusu yapılıp savunması saptanmadan hüküm kurulması,
2- T. Ceza Yasasının 175. maddesiyle korunan hukuki yarar; Allah, din, peygamber, kutsal kitaplar, mezhepler.... değil, kişilerin bu kavramlara yönelik dini hisleridir. Kuşkusuz kişi, bu kavramlarla ilgili düşüncelerini açıklayabilir, eleştirebilir. Ancak, bunu yaparken gözönünde tutulması gereken husus, başka kişi veya kişilerin dini duygularının incitilmemesidir. Zira kimsenin başkasının kutsal saydığı kavramlara İlişkin saygı duygusunu incitmeye hakkı olamaz.
Bu bağlamda yapılacak iş, dava konusu kitabın, kişilerin dini hislerini rencide kastı ile yazılıp yazılmadığının araştırılıp tartışılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesidir. Hiç kuşku yok ki bu görev, öncelikle hakime aittir. Ancak, hakim bu görevi yerine getirirken, konunun uzmanı bilirkişilerin düşüncelerinden de yararlanabilir. Bu yola başvurulurken, konunun özelliğinden kaynaklanan nedenlerle bilirkişilerde de bazı özellikler aranmalıdır, örneğin, bilirkişi kurulu: Birisi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku Profesörlerinden, diğeri ilahiyat Fakültesi veya Diyanet işleri Başkanlığı dinler tarihi Profesör veya uzmanından, sonuncusu da psikoloji bilim dalı üyesi bir Profesör ve Uzmanından oluşturulmalıdır.
Bu gerekler yerine getirilmeden eksik soruşturma ile, hüküm kurulması,
Sonuç: Yasaya aykırı ve C. Savcının temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 10.07.1996 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. 11.07.1996
KARŞI OY:
T. Ceza Yasasının 175. maddesinin 3. fıkrasının ilk tümce sinde korunan değer; ancak Allah'a, peygambere, kutsal kitap ya da mezheplere sövüldüğünde ihlal edilmiş ve suç işlenmiş olur. Aynı fıkran 2. tümcesinde ise, kişilere yönelik seçenekli davranışlarda, sövmenin berisinde kalan kınama ya da alay bile suç sayılmıştır.
Yerel Mahkemenin gerekçesinden de anlaşılacağı üzere, sanık yaz kendine göre, yapıtında kaynaklarını da göstererek, İslam dini yorumunu ve uygulamasının çağdaş değerlerle çatışan noktalarını sergilemekte ve eleştirmekte; Tanrı korkusuna değil, Tanrı sevgisine yaslanan insancı bir din anlayışından yana olmayanlara karşı çıkmaktadır. Yapıt, bilimsel bir yöntemle kaleme alınmıştır. Eğer bu savlar yanlışsa, yalnızca bilimsel düzeyde yargılanıp çürütülebilirler. Bilimsellik iddiasıyla ortaya çıkan bir yapıt, bilimsel merak ve metodik kuşkuyla irdelenmeye ve çürütülmeyi her zaman açık uçludur. Sav, karşıt sav ve bileşim, kısaca bilimsel diyalektik ve ilerleme ancak bu koşullarda gerçekleşebilir. Tersi durum toplumun dinamikleri dumura uğratılmış ve ilerleme durdurulmuş olur. O yüzden, bir bilimsel araştırmayı yargılayacak kişi. ve makamlar; yargıçlar ve mahkemeler değil yalnızca bilim adamlarıdır. Sanığın etkinliği ve çalışması, esasen İslam dininin birinci kaynağı olan ve görüşlerde çoğulculuğu öngören Kuran'ın: Her birinize yol/yöntem gösterdik (...) Herkesin (her ümmetin) yöneldiği bir yolu/kıblesi/ideolojisi vardır, öyleyse iyi işlerde birbirinizle yarışın. buyruklarına uygun düşmektedir (el-Bakara, 148; el-Maide,48).
Sanık yapıtında Allah'a, peygambere, kitaplara, dinlere, mezheplere sövmemiş; eleştiri boyutları içinde kalmıştır. Hakkında açılan dava bu eylemlerle ilgilidir, inanan kişilerle alay ya da onları kınama söz konusu değildir. Bu durum karşısında:
1)Eylemleri suç oluşturmadığından, sanığın savunmasını almaya CYY. md. 253/6);
2)Yargıç kitabı okumuş ve ayrıca bilirkişilerden de görüş almış olduğundan yeniden bilirkişiye başvurmaya;
Gerek yoktur inancıyla kararın onanması görüşündeyiz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy