(765 S. K. m. 72, 80, 230, 240) (647 S. K. m. 4)
Dava: Görevde yetkiyi kötüye kullanma ve görevi savsama suçlarından sanık İbrahim Pehlivan hakkında TCY. nın 240/1, 230/1, 72, 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca sanığın 4.400.000 lira ağır para cezasıyla hükümlülüğüne, 6 ay meslekten men edilmesine ilişkin Gebze Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 1997/520 Esas, 1998/950 Karar sayılı ve 22.9.1998 tarihli hükmün temyiz yoluyla incelenmesi sanık İbrahim Pehlivan müdafii tarafından istenilmiş ve temyiz edilmiş olduğundan; Yargıtay C.Başsavcılığının 1.2.1999 tarihli bozma isteyen tebliğnamesiyle 8.2.1999 tarihinde daireye gönderilen dava dosyası, başvurunun nitelik ve kapsamına göre görüşüldü. Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;
A- Zabıta personelinin başka görevlerde çalıştırılması ve fazla ücret ödenmesiyle ilgili olarak: 1- Nüfusun fazla personelin az olması nedeniyle bu yola başvurmak zorunda kaldıkları ve uygulamanın çok az olduğu, ayrıca zabıtanın Devlet Memurları Yasasına alınması nedeniyle daha önceden çıkartılan zabıta yönetmeliğinin en azından bu Yasaya aykırı bulunan hükümlerinin ortadan kalktığı, dolayısıyla bu Yasanın 86. maddesine göre vekaleten atama yetkisinin bulunduğu, bu biçimde çalıştırılanların da zorla çalıştırılmadığı biçimindeki savunma; idari soruşturmacının 27 zabıtadan ancak 3'ünün bu biçimde çalıştırıldığı, zabıtanın Devlet Memurları Yasası kapsamına alındığının doğru olduğu, bu nedenle yeni zabıta yönetmeliğine gereksinim duyulduğu, ancak bu durumun eski zabıta yönetmeliğini dolayısıyla bu yönetmeliğin zabıtanın başka işlerde çalıştırılmayacağına ilişkin 62. maddesini kaldırmadığını bildiren görüşüyle de kısmen doğrulanması karşısında; yeni Yasanın yeni ve Yasa olması nedeniyle eski yönetmeliği ortadan kaldırıp kaldırmadığının incelenmesi; a- Kalkmışsa eylemin suç oluşturmayacağı, b- Kalkmamışsa, iş yoğunluğu, personel azlığı, atanan kişilerin rızasının bulunması karşısında T.Ceza Yasasının 240/2. madde ve fıkrasının uygulanıp uygulanmayacağı, Araştırılıp, yöntemince tartışılmadan hükümlülük kararı verilmesi, 2- Kabule göre de: a- Vekaleten atama eyleminin birden fazla olması karşısında sanığın aynı suç işleme kararıyla davranıp davranmadığı saptanıp T.Ceza Yasasının 80. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması, b- Eylemin 1996 yılının ortasına kadar devamlılık gösterdiği gözetilmeden suç tarihinin 1995 yılı olarak saptanması, c- Hapis cezasının 1 yıl yerine 6 ay olarak ve temel ağır para cezasının da gerçek suç tarihine göre eksik belirlenmesi, d- T.Ceza Yasasının 240. maddesine göre memurluktan yoksun kılınma cezası yerine Yasada yer almayan meslekten men cezasına hükmolunması,
B- Naklen atamaların belediye meclisinin onayına sunulmamasıyla ilgili olarak; 1- Yapılan işlemin Yasaya uygun olduğu yolundaki savunma, idari soruşturmacının ... bu hususta uygulamada tereddütler vardır. Sorunu yargı kararları çözecektir.. deyip, 1991 yılında çıkan Danıştay kararına dayanarak eylemin Yasaya aykırı olduğunu söylemesi karşısında; söz konusu Danıştay kararının getirtilip incelenmesi, ayrıca uygulamada duraksamaya yol açan ve ancak uzman hukukçuların bilgisiyle yorumlama yoluyla çözülebilecek, Yasada çözümü açıkça yer almayan bir sorunun ne suretle Belediye Başkanı olan sanıkça bilinmesi gerektiği tartışılmadan hükümlülük kararı verilmesi, 2- Kabule göre de; a- Görevi savsama suçu ceza uygulamasında memur sayılan bir kimsenin görevini yapmaması yada gecikerek yapması, görevde yetkiyi kötüye kullanma suçuysa memurun yasal düzenlemelerle kendisine verilen bir görevi yasaya aykırı yapmasıyla oluşur. Birincisinde etkin olmayan, ikincisinde etkin bir davranış söz konusudur. Olayımızda sanığın eylemi Yasanın kendisine verdiği görevi yapmama yada gecikmeyle yapma biçiminde değil, yasaya aykırı biçiminde gerçekleştiğinden görevde yetkiyi kötüye kullanma suçu oluşmaktadır. Bu durum gözetilmeden görevde savsama suçundan hüküm kurulması, b- Suç tarihinin en son atama tarihi olan 9.6.1995 biçiminde belirlenmemesi, c- Temel ağır para cezasının eksik belirlenmesi, d- Paraya çevirme sırasında hesapta hata sonucu ağır para cezasının 900 bin lira yerine 910 bin lira biçiminde fazla belirlenmesi,
C- Belediye meclis üyesinin başkan yardımcısı olarak atanması ve encümene başkanlık etmesiyle, maaşının meclisten karar almaksızın saptama ve ödeme eylemlerinde; 1- Başkan yardımcılığına atamada ve yardımcının encümene başkanlık etmesinde Yasaya aykırılık olmadığını söyleyen savunma ve savunmayı doğrulayan idari soruşturmacının görüşü karşısında; savunma ve bu görüş yöntemince incelenip reddolunmadan hükümlülük kararı verilmesi, 2- Kabule göre de; a- Eylemin görevi savsama değil görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunu oluşturacağının, b- Sanığın aynı suç işleme kararıyla eylemleri işleyip işlemediği saptanıp T.Ceza Yasasının 80. maddesinin uygulama olanağının, Tartışılmaması,
Sonuç: Yasaya aykırı ve sanıklar İbrahim Pehlivan müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden hükümlerin BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, yeniden hüküm kurulurken CYY. nın 326/son. maddesinin gözetilmesine, 22.02.1999 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy