(1412 S. K. m. 242, 258)
Dava: Yaralama ve kavgaya katılma suçlarından sanıklar Y. A., F. K., H. A. A., L. Ş., S. B. hakkında TCY.nın 456/1-2, 457/1, 51/1, 59, 464/2, 71. maddeleri uyarınca sanık H. A. A.'ın 1 yıl 13 ay hapis, sanık Y. A.'ın 5 ay hapis, sanıklar F. K., L. Ş., S. B.'nun 2'şer ay 15 er gün hapis cezalarıyla hükümlülüklerine ilişkin ANKARA Asliye 2. Ceza Mahkemesinden verilen 1998/646 Esas, 1998/948 Karar sayılı ve 2.11.1998 tarihli hükmün temyiz yoluyla incelenmesi sanık H. A. A. müdafii ve diğer sanıklar tarafından istenilmiş ve temyiz edilmiş olduğundan; Yargıtay C. Başsavcılığının 8.3.2000 tarihli bozma isteyen tebliğnamesiyle 22.3.2000 tarihinde daireye gönderilen dava dosyası, başvurunun nitelik ve kapsamına göre görüşüldü.
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
A) a- Yargılama ve olayın kanıtlanmasına ilişkin gerekçe: Sanıklar H. A. A., F. K., L. Ş., ve S. B.'ya yükletilen kavgada yaralıya el uzatma ve yakınıcılar Y. A., ile F. K.'yü yaralama eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu;
b- Hukuksal tanı: Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tiplerine uyduğu,
c- Yaptırım Cezaların yasal bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, sanıklar F. K., L. Ş., S. B., ve H. A. A., müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye aykırı olarak TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
B) Sanık Y. A. hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1 - Doğum ve adli sicil kaydı okunmamak suretiyle CYY.nın 242. maddesine uyulmaması,
2 - İddianamede sanık hakkında TCY.nın 463. maddesinin de uygulanması istenmiş ve bu madde uygulanmamış olmasına göre, CYY.nın 258. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmemesi,
3 - Sanığın nüfus kaydında "N." olan ana adının karar başlığında "N." biçiminde gösterilmesi,
Yasaya aykırı ve sanık Y. A.'ın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine 19.6.2000 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
CYY.NIN 258. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmesi için iddianamede gösterilen eylemin hukuki niteliğinin değişmesi veya cezanın artırılmasını gerektirir hallerin ilk defa duruşmada ileri sürülmesi gerekir. Dosyada sanık hakkında TCY.nın 463. maddesinin uygulanmaması halinde üzerine atılan suçun niteliği değişmemiş ve TCY.nın 463. maddesi iddianame metninde yer alması nedeniyle ilk defa duruşma sırasında ileri sürülmemiş ve sanık tüm olasılıklara karşı savunmasını yapmıştır.
Bu nedenlerle sanık Y. A. hakkında TCY.nın 463. maddesinin uygulanmaması nedeniyle CYY.nın 258. maddesi uyarınca ayrıca ek savunma verilmesinin gerekmediği kanaati ile sayın çoğunluğun 2 nolu bozma kararına katılamıyorum. (CGK. 29.12.1998 gün 1998/4-321/393, 8.1.1973 gün 1973/2-194/2 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Full & Egal Universal Law Academy