(765 S. K. m. 254, 258)
Dava: Görevden önce görevlilere zor kullanma suçundan sanıklar Ali A. ile Mehmet A. hakkında TCY.nın 254/1, 59/2, 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca sanık Ali A'ın 1.500.000 lira ağır para cezasıyla hükümlülüğüne, diğer sanığın beraatine ilişkin MUT Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 1999/297 Esas,1999/443 Karar sayılı ve 2.12.1999 tarihli hükmün temyiz yoluyla incelenmesi Üst C.Savcısı ile sanık Ali A. tarafından istenilmiş ve temyiz edilmiş olduğundan; Yargıtay C.Başsavcılığının 20.3.2000 tarihli bozma isteyen tebliğnamesiyle 28.3.2000 tarihinde daireye gönderilen dava dosyası, başvurunun nitelik ve kapsamına göre görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak; 1- Yakınanların hazırlık ve duruşmadaki anlatımlarıyla tanıkların anlatımları arasındaki çelişkinin giderilmesi, giderilemediği takdirde yöntemince irdelenerek hangisinin hangi nedenle üstün tutulduğunun gösterilmesi ve sonucuna göre sanık Mehmet A'ın hukuksal durumunun değerlendirilmesi gerekirken, aleyhteki anlatımlar dahi tartışılıp reddedilmeden beraatine karar verilmesi,
2- Yakınanların suyu keserlerken sanık Ali A'ın direndiğinin oluşa uygun biçimde kabul edilmesi karşısında, TCY.nın 258/1.maddesiyle hüküm kurmak gerekirken, görev başlamadan önceki direnmeleri cezalandıran aynı Yasanın 254/1.maddesiyle uygulama yapılması,
Sonuç: Yasaya aykırı ve Üst C.Savcısı ile sanık Ali A'ın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA,yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 5.6.2000 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY: Yüce C.Genel Kurulunun 21.9.1992 tarih ve 205/228 ve Yüksek 4.C.Dairesinin 13.10.1992 tarih ve 5784/7004 sayılı kararlarına yazılan ayrıntılı karşı oydaki gerekçe doğrultusunda hüküm kurulması gerektiği görüşündeyim. Zira failin (sanığın), maddi ve/ya da manevi zor (tehdit) kullanarak görevliye direndiği sırada sövmesi ya da hakarette bulunmasıyla ayrı bir davranış ve bu yüzden ayrı bir hukuki sonuç doğmakta; iki ayrı eylem ve iki ayrı suç da gerçek yarışma (içtima) kurallarına göre birleşmektedirler. Bu nedenlerle çoğunluk görüşüne katılamıyorum.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy