(765 S. K. m. 29, 271, 456, 457)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
a- Yargılama ve olayın kanıtlanmasına ilişkin gerekçe; sanığa yükletilen görevliyi yaralama eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu,
b- Hukuksal Tanı: Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve yasada öngörülen suç tipine uyduğu,
c- Yaptırım: Cezanın yasal bağlamda uygulandığı,
Sonuç: Anlaşıldığından sanık Hakan Sucu'nun ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, temyiz davasının esastan reddiyle hükmün ONANMASINA, 26.03.2001 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY: Mağdurla sanık baba oğul olup, aralarındaki ailesel anlaşmazlık nedeniyle olay meydana gelmiştir. Dolayısıyla resmi dairede ve görev sırasında olayın meydana gelmesi hem TCY.nın 457, hem de 271. maddelerinin uygulanması, TCY.nın 29. maddesinin temel ilkesine aykırı olacaktır. Zira 271. madde sadece 456. madde ile uygulama yapılırken artırım yapılmasını öngörmüş olup, 457. maddeye yollama yapmamaktadır. Bu nedenlerle hükmün bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy