(765 S. K. m. 29, 30) (1412 S. K. m. 250)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Mağdur Mustafa Söğüt'ün C.Savcılığına verdiği 10.5.2001 günlü ifadesinde (geçen Çarşamba günü İbrahim Bozburun inşaat içinde bana livatada bulundu) diyerek şikayette bulunduğu halde, daha sonra C.Savcılığına verdiği 15.5.2001 tarihli ifadede; (sanık beni yanına çağırdı, katılanın adını çıkaracağız bana para vererek ırzıma geçti diyeceksin, yoksa senin adını çıkarırım ve döverim diye tehdit etmesi üzerine şikayette bulundum, katılan benim ırzıma geçmiş değildir) demiştir. Tanıklar Tuncay Koç, Muhammer Keleş ve Fehim Söğüt anlatımlarında (olayı işitince mağdurdan durumu sorduk, katılanın kendisi ile bir yıldan beri ilişkide bulunduğunu söyledi, bizde ona bunu nasıl yapıyorsun utanmıyor musun dedik) diye söylemişlerdir. Mağdurun ana ve babası olan tanıklar Hasan Hüseyin Söğüt ile Medine Söğüt ise, (sanık oğlumuzu evden çağırdı, konuştular, üç gün sonra sanığın iftira attığını duyduk, oğlumuzdan sorduk, seni ailene söylerim, döver öldürürüm, katılana iftira atacaksın dediğini öğrendik) demişlerdir. Sanık savunmasında, (mağdur ile katılanı geceleyin inşaat içinde gördüm, sorduğumda katılanın kendisine livadata bulunduğunu söyledi, bende durumu tanıklara anlattım, mağduru iftira yapması için zorlamadım) demiştir. 11.5.2001 günlü raporda ise mağdurda hipermi dışında bilgiye rastlanmadığı belirtilmiştir.
Bu durum karşısında;
Mağdurun olaydan sekiz gün sonra livata nedeniyle şikayet edip daha sonra da olayın olmadığı gerekçesiyle vazgeçebilmesi, tanıklara olayı serbestçe anlatması, raporun geç alınması ve mağdurun yaşı nedeniyle livatanın bulgularını göstermemesinin olanaklı bulunması, mağdurun anlatımlarının inandırıcılık derecesi, kuşkudan sanığın yararlanacağı ilkesine göre, sanığın katılana iftira etmesi için, mağduru tehditle zorladığına ilişkin mağdurun çelişkili anlatımları dışında kanıt bulunmadığı gözetilmeden, sanık Ahmet Akdağ'ın beraati yerine, zorlama suçundan hükümlülüğüne karar verilmesi,
2- Sanık Ahmet Akdağ'ın olayı üç tanığa söyleyerek işlediği yokluktaki hakaret suçunun TCY. nın 29. maddesine göre gerçekleşme biçimi, failin amacı karşısında, temel özgürlüğü bağlayıcı cezanın alt sınır yerine üst sınıra yakın saptanması suretiyle, takdir hakkının kullanılmasında yanılgıya düşülmesi,
3- Sanık Mustafa Söğüt'ün olaydan hemen sonra C.Savcılığına verdiği ifadesinin doğru olabileceği ve sonraki anlatımının dedikoduları önlemek amacıyla yapılması nedeniyle gerçeği yansıtmamasının olanaklı bulunması karşısında, anılan sanığın iftira suçunu işlediğini gösterir her türlü kuşkudan uzak kanıt bulunmadığı gözetilmeden beraat yerine, mahkumiyetine karar verilmesi,
4- Sanık Ahmet Akdağ'ın doğum tarihinin 1976 yerine 1966 olarak yanlış yazılması,
5- Kabule göre;
a- Sanık Mustafa Söğüt'ün tehdit sonucu iftirada bulunmak zorunda kaldığı kabul edildiği halde, suçun manevi öğesinin nasıl oluştuğu açıklanmadan hükümlülük kararı verilmesi,
b- Sanık Mustafa Söğüt'e yokluğunda dinlenen tanık beyanları okunup diyeceği sorulmadan hüküm kurularak CYY. nın 250. maddesine uyulmaması,
c- Para cezaları belirlenirken hükümden sonra yürürlüğe giren ve TCY. nın 30. maddesini değiştiren 5.2.2003 gün ve 4806 sayılı Yasanın 1. maddesi hükmünün gözetilmesi zorunluluğu,
Sonuç: Yasaya aykırı ve sanık Ahmet Akdağ ve Mustafa Söğüt ve müdafiilerinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden hükümlerin BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 08.10.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy