(765 S. K. m. 456, 463, 464)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Yargılama ve olayın kanıtlanmasına ilişkin gerekçe; Sanık Saadet'e yükletilen yaralama ve sanık Fatma'ya yükletilen kavgaya katılma eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı,bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği , özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Hukuksal Tanı: Eleştiri dışında eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tipine uyduğu,
Sanık Fatma hakkında TCY.nın 456/4. maddesi yerine 464/3. madde ve fıkrası uygulanmış ise de, karşı temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak; Para cezaları belirlenirken hükümden sonra yürürlüğe giren ve TCY.nın 30. maddesini değiştiren 5.2.2003 gün ve 4806 sayılı Yasanın 1. maddesi hükmünün gözetilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık Saadet ve Fatma'nın temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası, tebliğnameye uygun olarak, sanık Saadet hakkında verilen cezanın 237.250.000 TL ağır para cezası, sanık Fatma hakkında verilen cezanın ise 23.725.000 TL ağır para cezası biçiminde DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri Yasaya uygun bulunan hüküm, bu bağlamda ONANMAK suretiyle C.Yargılama Yasasının 322.maddesi uyarınca DAVANIN ESASINA,
2-Sanıklar Hüseyin, Talip ve Hediye hakkında verilen yaralama suçuna ilişkin hükümlere yönelik temyize gelince;
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
A-Adli Tıp Ankara Şube Müdürlüğünün 10.5.2001 tarihli raporunda mağdurun " falanks kırığı" nedeniyle 10 gün; Çubuk Devlet Hastanesinin tarihsiz 1688 protokol nolu raporunda ise "falanks parçalı kırığı" nedeniyle 15 gün iş ve gücünden kalacağının bildirilmiş olması karşısında; raporlar arasındaki bulgularda çelişki bulunması nedeniyle mağdur ile ilgili tüm hastane kayıtları ve film grafilerinin gönderilmek suretiyle Adli Tıp Kurumunun ilgili İhtisas Dairesinden görüş alındıktan sonra, karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturma ile hükümlülük kararı verilmesi,
B-Sanıkların her üçünün birlikte mağdura vurduğunun ancak rapor içeriklerine göre mağdurda yalnızca parmak kırığının oluştuğunun belirtilmiş olması karşısında; mağdurun kendisinden de sorulmak suretiyle sanıklardan hangisinin eylemi sonucu parmak kırığının oluştuğunun saptanmaya çalışılması ve sonucuna göre;
a.Mağdurdaki bu yaralanmayı oluşturan sanığın saptanabilmesi durumunda o sanık hakkında TCY.nın 456/1; öbür sanıklar hakkında kanıtların kabul ediliş biçimine ve suç niteliğine göre TCY.nın 456/4. ya da 464. maddelerinden hangisinin uygulanacağının belirlenmesi,
b.Saptanamadığı takdirde her üç sanık hakkında da TCY.nın 463. maddesinin uygulanması gerekirken, eksik soruşturma ile hüküm kurulması,
Sonuç: Yasaya aykırı ve sanıklar Hüseyin, Talip ve Hediye'nin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 24.9.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy