(765 S. K. m. 258, 266, 269)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Karar: Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede:
1) a-Yargılama ve olayın kanıtlanmasına ilişkin gerekçe: Sanığa yükletilen saldırgan sarhoşluk, görevliye etkin direnme eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu;
b- Hukuksal tanı: Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tiplerine uyduğu,
c- Yaptırım: Cezaların yasal bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, sanık Ali Topaloğlu'nun ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, Temyiz Davasının Esastan Reddiyle Hükümlerin Onanmasına,
2- Öbür suçtan kurulan hükme yönelik temyizlere gelince;
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak; sanığın hastanede kendini uyaran görevli hemşire Nuran Özdemir'e şerefsizler, hepinizi buradan sürdüreceğim demekten ibaret eylemlerinin TCY. nın 266/1, 269.maddelerinde tanımlanan suçu oluşturacağı gözetilmeden, aynı Yasanın 258/1.maddesiyle hüküm kurulması,
Sonuç: Yasaya aykırı ve sanık Ali Topaloğlu'nun temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce kısmen yerinde görüldüğünden Hükümlerin BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 26.3.2002 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY: Yüce Ceza Genel Kurulunun 21.9.1992 tarih ve 205/228 ve Yüksek 4.C.Dairesinin 13.10.1992 tarih ve 5784/7004 sayılı kararlarına yazılan ayrıntılı karşı oydaki gerekçe doğrultusunda hüküm kurulması gerektiği görüşündeyim. Zira failin (sanığın) maddi ve/ya da manevi zor (tehdit) kullanarak görevliye direndiği sırada sövmesi ya da harekette bulunmasıyla ayrı bir davranış ve bu yüzden ayrı bir hukuki sonuç doğmakta; iki ayrı eylem ve iki ayrı suç da gerçek yarışma (içtima) kurallarına göre birleşmektedirler. Bu nedenle sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy