(765 S. K. m. 2, 59, 72, 276) (647 S. K. m. 4) (2004 S. K. m. 336, 352, 358) (1412 S. K. m. 253, 327, 402, 405)
Dava ve Karar: Yedieminlik yükümlülüğüne uymama suçundan sanık H. C.'in TCY.nın 276/1, 59/2, 647 sayılı Yasanın 4. maddeleri uyarınca 474.522.000 lira ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Zonguldak Asliye 1.Ceza Mahkemesinin 6.11.2001 tarih ve 2001/453-810 sayılı kararından sonra aynı mahkeme tarafından 17.10.2003 tarihinde infazın durdurulmasına ve mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli icra tetkik merciine gönderilmesine dair verilen Ek Karar aleyhine Adalet Bakanlığının yazılı emri içeren yazısı üzerine Yargıtay C. Başsavcılığının 27.7.2004 tarih ve 144579 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi, gereği görüşüldü.
Tebliğnamede Tüm dosya kapsamına göre, sanığın sübut bulan yedieminlik yükümlülüğüne uymama eylemine TCK.nun 276/1.maddesinde öngörülen cezanın üç aydan iki seneye kadar hapis ve otuz liradan üçyüz liraya kadar ağır para cezası olduğu, ancak hükmün kesinleşmesinden sonra 30.7.2003 gün ve 25184 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4949 sayılı İcra ve İflas Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 93. maddesi ile eklenen İİK.nun 336/a.maddesinde yedieminlik görevini suistimal suçunun yeniden düzenlendiği, anılan madde hükmüne göre, eyleme iki aydan altı aya kadar hafif hapis cezası öngörüldüğü, bu haliyle yeni düzenlemenin sanık lehine olduğundan bahisle mahkemece evrak üzerinden yapılan inceleme sonucunda görevsizlik kararı verildiği anlaşılmış ise de, TCK.nun 2/2. maddesinde Bir cürüm veya kabahatin işlendiği zamanın kanunu ile sonradan neşir olunan kanunun hükümleri birbirinden farklı ise failin lehinde olan kanun tatbik ve infaz olunur şeklindeki düzenleme karşısında, yeni kanunun sanık lehine hükümler getirip getirmediğinin ve kesinleşmiş hükümler açısından infaz aşamasında uygulanıp uygulanmayacağının tespit edilmesi bakımından, hem hükmün zat ve mahiyetinde hem de yargılama usulünde değişiklik getirebilecek bir hususta özellikle incelemenin duruşmalı olarak yapılması gerektiği gözetilmeden, evrak üzerinde karar verilmesinde,
Kabule göre de;
TCK.nun 276. maddesinin halen yürürlükte bulunduğu, anılan maddenin 1.fıkrasında üç aydan iki seneye kadar hapis cezası öngörüldüğü, İİK.na eklenen 336/a.maddesinde ise alacaklının şikayeti üzerine iki aydan altı aya kadar hafif hapis cezası öngörüldüğü, aynı zaman da eylemin şikayete tabi kılınarak sanık lehine hükümler getirdiği düşünülebilir ise de, failin lehine olan kanunun tespit edilmesi için kesinleşmiş mahkumiyetler yönünden her iki kanunun da somut olaya uygulanarak infazdaki sonuçlarının belirlenmesinde zorunluluk bulunduğu, zira yeni düzenlemeye ilişkin TBMM Adalet Komisyonu Raporunda özetle, mevcut uygulamada, yedieminliği suistimal suçundan verilen cezaların tecil edildiği veya paraya çevrildiği bu durumda caydırıcılığın kalmadığı, eylemin İİK.nda düzenlenerek, eyleme verilecek hürriyeti bağlayıcı cezanın İİK.nun 352/b.maddesi gereğince tecil edilmesine, para veya diğer tedbirlere çevrilmesine engel olunmasının amaçlandığı vurgulanmakta olup, yasa koyucunun amacının sanık lehine düzenleme yapmak olmadığı, keza eylemin şikayete tabi bir suç haline dönüştürülmüş olmasının da her zaman sanık lehine sonuç doğurmayacağı gibi, maddi ceza hukuku dışında kalan bir konuda, örneğin yargılama usulüne ilişkin bir hususta yapılan değişikliğin tamamlanmış usul işlemlerinde kesinleşmiş mahkumiyet kararları için geçerli olmayacağı, somut olaya baktığımızda, sanık hakkında TCK.nun 276/1.maddesi uyarınca 3 ay hapis ve 142.365.000 TL. ağır para cezasına hükmedilerek, hürriyeti bağlayıcı cezanın 647 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince para cezasına çevrildiği ve TCK.nun 72. maddesine göre de içtimaen 474.552.000 TL. ağır para cezasına hükmedildiği anlaşılmakta olup, yeni getirilen düzenlemede ise İİK.nun 336/a.maddesine göre verilecek olan 2 aydan 6 aya kadar hafif hapis cezasının, aynı Kanunun 352/b.maddesi gereğince para cezasına veya tedbirlere çevrilemeyeceği gibi tecil edilmesi de mümkün bulunmadığından, önceki hükmün para cezası olması ve kesinleşmiş mahkumiyetler için infaz yönünden lehe bulunması nedeniyle talebin redde yerine, yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesinde isabet görülmemiştir denilmektedir.
Bir eylemden dolayı bir kişi hakkında yapılan ceza yargılaması sonunda verilen hüküm kesinleşmişse, o eylem bir daha yargılama konusu edilemez. Kesin hükmün varlığı tekrar kovuşturma yapılmasını engeller. (CYY.m.253/f.3) incelenen dosya içeriğine göre, yukarıda sözü edilen kesinleşmiş mahkumiyet hükmünün infazı sırasında yürürlüğe giren 4949 sayılı Yasayla İcra ve İflas Yasasına eklenen 336/a.maddesi ile lehe düzenleme yapıldığından bahisle yerel C. Başsavcılığınca TCY.nın 2. ve CYY.nın 327. maddeleri gereğince muhakemenin yenilenmesinin talep edilmesi üzerine, mevcut hukuki duruma göre CYY.nın 402 ve 405. maddeleri gereğince lehe olan yasa hükmü belirlenerek gerekli kararın verilmesi gerekirken, daha önce mahkumiyet hükmünü tesis etmiş olan Zonguldak Asliye 1.Ceza Mahkemesince, kesin hükmün otoritesi ile bağdaşmayacak şekilde, davanın yeniden ele alınıp mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın görevli o yer icra tetkik merciine gönderilmesine karar verilmesinde isabet bulunmamakta ise de, bu husus yazılı emir konusu edilmediğinden bu nedenle bozma yapılamayacağı, dolayısıyla bu durumda, mahkeme yasa gereği veremeyeceği bir kararı her nasılsa vermiş ise, bu kararın salt duruşma yapılarak verilmiş veya verilmemiş olması noktasından bozma yapmanın hukuki anlam taşımayacağı sonucuna varıldığından, duruşma yapılarak karar verilmesi gerektiği yolundaki yazılı emre dayanan tebliğnamenin birinci paragrafındaki bozma isteğinin REDDİNE,
Sonuç: Yargıtay C. Başsavcılığının yazılı emir doğrultusunda düzenlediği tebliğnamenin ikinci paragrafındaki düşünce yerinde görülmekle, hükümlü H. C. hakkındaki Zonguldak Asliye 1.Ceza Mahkemesinin 17.10.2003 tarih, 2001/453-810 sayılı Ek Kararının CYY.nın 343. maddesi uyarınca BOZULMASINA, mahallinde mahkemesine gerekli kararın verilmesine, dosyanın Yargıtay C. Başsavcılığına iadesine, 29.12.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy