(765 S. K. m. 286) (5237 S. K. m. 272)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Yalan tanıklığa konu geri alım davasında, davacının evinden ayrıldığı saate ve altın takılarını beraberinde götürüp götürmediğine ilişkin sanığın anlatımı ile tanıklar Hakkı, Mesut ve Gürcan'ın anlatımları arasındaki çelişkinin ancak vicdani bir kanıyı oluşturabileceğinin, yalan tanıklık suçu için kesin kanıt olamayacağı anlaşılması karşısında, yükletilen suçun ne suretle oluştuğu açıklanıp tartışılmadan yetersiz gerekçeyle hükümlülük kararı verilmesi,
2- Kabule göre;
a ) Kısa ve gerekçeli kararda ertelemeye ilişkin yasa maddesinin "6" yerine "4" yazılması,
b ) Para cezaları belirlenirken hükümden sonra yürürlüğe giren ve TCY'nin 30. maddesini değiştiren 4806 sayılı Yasanın 1. maddesi hükmünün gözetilmesi zorunluluğu,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş ve sanık Mehmet'in temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden ( HÜKMÜN BOZULMASINA ), yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, CYY'nin 325. maddesi uyarınca bozmanın temyize gelmeyen sanık Tülay'ı da kapsamasına, 25.1.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy