(765 S. K. m. 30, 51) (1412 S. K. m. 322) (5237 S. K. m. 61, 29)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü :
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede ;
1-a )Yargılama ve olayın kanıtlanmasına ilişkin gerekçe; sanık Murat'a yükletilen yaralama eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Yasaya uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Hukuksal Tanı: Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Yasada öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın yasal bağlamda uygulandığı,
b )Beraat hükümlerinin de yasaya uygun olduğu, anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak, para cezaları belirlenirken hükümden sonra yürürlüğe giren ve TCY.nın 30.maddesini değiştiren 4806 sayılı Yasanın 1.maddesi hükmünün gözetilmesi zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş, katılan sanık Murat müdafiinin temyiz iddiaları bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık, yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, temyiz edilen kararın açıklanan noktası tebliğnameye uygun olarak, sonuç para cezasının 99.645.000 Liraya indirilmesi biçiminde DÜZELTİLMEK ve başkaca yönleri Yasaya uygun bulunan hükümler, bu bağlamda ONANMAK suretiyle CYY.nın 322.maddesi uyarınca davanın esasına,
2-Öbür temyiz istemlerine gelince;
Başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
a) Katılan sanık Murat'a ait ve dosya kapsamı itibariyle geçit hakkı tesisine ilişkin bir mahkeme kararı da bulunmayan arazisinden yol olarak yararlanmak isteyen sanıklara izin vermemesi üzerine çıkan tartışma sonucunda eylemlerin gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında; Dairemizce de benimsenen Yargıtay CGK.nun 22.10.2002 tarih 2002/4-238-367 sayılı "... ilk haksız davranışın kimden kaynaklandığının belirlenememesi durumunda şüpheli kalan bu halden, sanığın yararlandırılması suretiyle eylemin hafif haksız tahrik altında gerçekleştiği kabul edilmelidir" biçimindeki kararına yanlış anlam verilerek ve amacı aşar biçimde sanıklar hakkında ağır haksız kışkırtma hükmünün uygulanması,
b) Kabule göre de, özgürlüğü bağlayıcı cezaların paraya çevrilmesinden hükümden sonra yürürlüğe giren 4806 sayılı yasa ile değişik TCY.nın 30/2.maddesi hükmünün gözetilmesi zorunluluğu,
c) Karar tarihi itibariyle katılan vekili lehine eksik avukatlık ücretine hükmedilmesi ve bu ücretin vekil yerine katılanlara verilmesi yolunda hüküm kurulması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş katılanlar Atilla ve Murat vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 31.3.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy