(Çocuk Hakları Dair Sözleşmesi m. 3) (İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi m. 25) (2709 S. K. m. 90) (1412 S. K. m. 150, 242, 250) (2253 S. K. m. 20, 38) (765 S. K. m. 30, 477)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Ana adı Nilüfer olan sanık Seyat Yaşar hakkında dava açıldığı halde, gelen nüfus kaydına göre iddianame düzelttirilmeden, CYY.nın 150. maddesine aykırı olarak M.'den olma Seyat Yaşar'ın hükümlülüğüne karar verilmesi,
2- Bilirkişi raporuna karşı, bir sonraki oturuma katılan sanık müdafiinden diyeceği sorulmayarak CYY.nın 242. ve 250. maddelerine uyulmaması,
3- Toplumların geleceği ve teminatı olan çocukların sahip oldukları önemi dikkate alan 10.12.1948 tarihli Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, 25. maddesinin 1. paragrafında, çocukluğun özel ihtimam ve yardım görme hakkına sahip olduğunu; yine 14.9.1990 tarihinde imzalanan ve 9.12.1994 tarih ve 4058 sayılı Yasa ile onaylanması uygun bulunarak T.C.Anayasasının 90. maddesi uyarınca iç hukukumuza dahil olan ve 1. maddesi ile, onsekiz yaşına kadar her insanı çocuk sayan Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 3. maddesinin 1. paragrafı da, Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde çocuğun yararı temel düşüncedir. hükmünü kabul etmiştir.
Hızla gelişen toplum hayatının ortaya çıkardığı çocuk suçluluğunu önleme amacıyla Kanun koyucu, 2253 sayılı Yasa ile sayıları sınırlı da olsa çocuk mahkemelerini kurmuş, sözü edilen Yasanın 20. maddesinin 2. fıkrası ile, ceza ve tedbirin uygulanmasından önce, gerekirse, uzmanlar marifetiyle, küçüğün çeşitli yönlerden araştırılıp incelenmesi öngörülmüş, bu amaçla, mahkemeye yardımcı olmak üzere, uzman personel görevlendirilmiştir.
Bu açıklamaların ışığında, dava dosyası incelendiğinde, mahkemece, psikolog ve sosyal hizmet uzmanı olan iki görevliye hazırlattırılan 29.3.2002 tarihli inceleme raporunda, seyyar satıcılık yaparak ailesini geçindiren küçük sanığın, sakin doğal, saygılı kişilik özelliklerine sahip olduğu, davranış bozuklukları bulunmadığı, mala yönelik saldırganlık ve norm dışı davranış eğilimi saptanmadığı, suç tekrarında bulunmayacağı izlenimi edinildiğinin belirtilmesine karşın, sözü edilen Sözleşmenin 25/1. madde ve paragrafı hükmü uyarınca, faaliyetlerinde küçük sanığın yararını temel almak durumunda olan mahkemece, ertelemenin hükmedilen cezanın failin kişiliğine uydurulmasını sağlayan yargısal bireyselleştirme aracı olduğu ve uygulanmasının isteğe bağlı bulunmadığı da dikkate alınarak sanık hakkında 2253 sayılı Yasanın 38. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
4- Para cezaları belirlenirken hükümden sonra yürürlüğe giren ve TCY.nın 30. maddesini değiştiren 4806 sayılı Yasanın 1. maddesi hükmünün gözetilmesi zorunluluğu,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş ve sanık Seyat Yaşar'ın temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 17.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy