(765 S. K. m. 480, 482, 485) (1412 S. K. m. 255, 384)
Dava: Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Karar: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre soruşturmanın genişletilmesi çoğunlukça gerekli bulunmayarak esasla ilgili yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak; sanığın hamile olan eşinin yokluğunda söylediği kabul edilen beklediği çocuk benden değil, başka erkeklerle olan ilişkisinden biçimindeki sözlerinin belli bir olay yükleme niteliğinde olmadığı gözetilmeden TCY.nın 482/1. maddesi yerine, aynı yasanın 480/1. maddesiyle hüküm kurulması,
Sonuç: Yasaya aykırı ve sanık Mehmet Yıldırım'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle hükmün BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 26.10.2004 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY: Sanık hamile olan mağdure eşinin yokluğunda iki tanığın beyanı ve sanığın iş arkadaşlarına da anlattığı yolundaki ikrarına göre; en az üç kişiyle iletişim kurarak karnındaki çocuk benden değil, ilişki kurduğu kişidendir dediği ve ayrıca soy bağının reddi davasını açtığı anlaşılmıştır.
Bu durum karşısında;
Soy bağı davasının CYY.nın 255/3. madde-fıkrası uyarınca bekletici sorun sayılması ve sonucuna göre;
a) Çocuğun sanıktan olduğu belirlendiği takdirde, sanığın söylediği sözlerin, ilişki kurduğu kişinin o sırada adını belirtmemiş olsa da, konu, zaman ve biçim gibi öğelerin varlığı nedeniyle hamile olan mağdure açısından somut ve belli olay yükleme niteliğinde olduğundan, TCY.nın 480/1. maddesinin uygulanması,
b) Çocuğun başkasından olduğu saptandığı takdirde ise hakaret suçunun genel kasıtla işlendiği ve gerçek olan bir durumu yaymanın suç oluşturduğu da gözetilerek, sanığın suç işleme kastının bulunup bulunmadığı veya manevi öğenin oluşup oluşmadığının tartışılması ve bulunduğu kabul edildiği takdirde, mağdurenin haksız hareketiyle hakaret suçuna neden olması karşısında; TCY.nın 485/1. madde-fıkrasının uygulanması, gerekirdi.
Ancak soruşturmanın genişletilmesi isteği kabul edilmediğine göre, yukarıda belirtildiği gibi mağdure açısından somut bir olay yüklendiğinden CYY.nın 384. maddesi uyarınca hükmün onanması görüşüyle sayın çoğunlukça verilen bozma kararına katılmıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy